Browsing by Author "Baytemir, Setenay"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Book Kira Sözleşmesindeki Sorunlar(Yetkin Yayınevi, 2019) Baytemir, SetenayArticle Roma Hukukunda Çift Taraflı Davalar(2025) Baytemir, SetenayKural olarak davanın tarafları arasında karşıtlık söz konusudur. Bununla birlikte, davanın taraflarının ortak bir amaç etrafında birleştiği ve taraflar arasında herhangi bir karşıtlığın bulunmadığı davalar da vardır. Özellikle paylaştırma davalarında, yargılama sonucunda verilen hüküm her iki taraf için aynı sonucu doğurmaktadır. Kökeni Roma hukukuna dayanan ve doktrinde “çift taraflı dava” kavramıyla ifade edilen bu tür davalarda, tarafların her biri aynı anda hem davacı hem davalı konumundadır. Roma hukukunun birincil kaynaklarında çift taraflı üç dava olarak actio familiae erciscundae, actio communi dividundo ve actio finium regundorum zikredilmektedir. Çalışmada öncelikle Roma hukukunda actio (dava) ile ius (hak) arasındaki ilişki ve Roma medeni usûl hukukunun ana hatları üzerinde durulmaktadır. Roma hukukunda çift taraflı dava kavramına ilişkin genel açıklamalardan sonra, actio familiae erciscundae, actio communi dividundo ve actio finium regundorum’un özellikleri ve actio duplex niteliği ele alınmaktadır. Bu çerçevede, Corpus Iuris Civilis’in Digesta bölümü ile Gaius’un ve Iustinianus’un Institutiones eserlerindeki metinler incelenmektedir.Article Roma Hukukunda İş İlişkilerinin Gelişimi Çerçevesinde Opera Kavramı ve İşçinin Bizzat Çalışma Borcu(2020) Baytemir, SetenayÇağdaş hukuk sistemlerinde hizmet sözleşmesine farklı bir nitelik kazandıran işçinin bizzat çalışma borcu, Romahukukunda opera (iş görme faaliyeti) kavramının res (şey, mal) niteliğine mi; yoksa factum (fiil, olgu) niteliğine misahip olduğu hususu ile yakından ilgilidir. Konunun aydınlatılabilmesi, Roma’da iş ilişkilerinin gelişiminin irdelenmesini zorunlu kılmaktadır. Opera kavramı özünde faaliyet kavramına karşılık gelmekle birlikte, Roma hukukundaşaşırtıcı bir şekilde factum (fiil, olgu) kavramıyla değil; res (şey, mal) kavramıyla özdeşleştirilmiştir. İşe ilişkinhukuki ilişkilerin Roma’nın en eski dönemlerinde köleler açısından ele alınmış olmasının bu duruma etkisi bulunmaktadır. Nitekim, Roma hukukuna göre res kabul edilen kölenin, kendisi ile opera (faaliyet)’sı arasında bir ayrımyapılmamıştır. Böylece iş ilişkisinin aslında konusunu oluşturan kölenin -başka bir açıdan işçinin- nitelikleri, zamaniçinde iş görme faaliyetine karşılık gelen opera ile eş değer kabul edilmiştir. Benzer şekilde, bir faaliyetin görülmesi anlamını taşıyan opera’nın facere (yapmak) borcuna vücut vermediği; dare (vermek) borcu meydana getirdiğivurgulanmıştır. Özgür Romalıların kendi aralarındaki iş ilişkilerinin zaman içinde yaygınlaşmaya başlaması ise sözkonusu bakış açısını değiştirmemiştir. Ayrıca, bir res (şey, mal) olarak opera’nın bu niteliğinin misli olmayan birkarakterde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Romalı hukukçular tarafından causa operarum kavramıyla, opera’nın,çeşitli değişken ögelerden oluşan bir yapısının olduğu ve kendi özünü oluşturan öznel ve nesnel sebepler aracılığıyla değiştiği ifade edilmiştir. İşçinin niteliğiyle ilgili sebepler öznel sebepleri oluştururken; işe ve işin yapılacağızamana ilişkin sebepler nesnel sebep kabul edilmiştir. Söz konusu bakış açısı nedeniyle, aynı işin, aynı kişininedimiyle bile, öncekiyle aynı şekilde tekrar edilemeyeceği savunulmuştur. Bu nedenle, Roma hukukuna göreişçinin, üstlendiği iş görme borcunu bizzat ifa etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Nitekim söz konusu bakışaçısıyla esasen vurgulanmak istenen, iş görme ediminin kişiye bağlı oluşudur. Günümüzde işçinin bizzat çalışmaborcu olarak adlandırılan bu kavram, Romalı hukukçular tarafından oldukça farklı ve felsefi bir bakış açısıylageliştirilmiştir.Article Roma Hukukunda İş İlişkilerinin Gelişimi Çerçevesinde Opera Kavramı ve İşçinin Bizzat Çalışma Borcu EndNote'a AktarZotero'ya AktarMendeley'e AktarBibtex(2020) Baytemir, SetenayÇağdaş hukuk sistemlerinde hizmet sözleşmesine farklı bir nitelik kazandıran işçinin bizzat çalışma borcu, Roma hukukunda opera (iş görme faaliyeti) kavramının rest (şey, mal) niteliğine mi; yoksa factum (fiil, olgu) niteliğine mi sahip olduğu hususu ile yakından ilgilidir. Konunun aydınlatılabilmesi, Roma’da iş ilişkilerinin gelişiminin irdelenmesini zorunlu kılmaktadır. Opera kavramı özünde faaliyet kavramına karşılık gelmekle birlikte, Roma hukukunda şaşırtıcı bir şekilde factum (fiil, olgu) kavramıyla değil; res (şey, mal) kavramıyla özdeşleştirilmiştir. İşe ilişkin hukuki ilişkilerin Roma’nın en eski dönemlerinde köleler açısından ele alınmış olmasının bu duruma etkisi bulunmaktadır. Nitekim, Roma hukukuna göre res kabul edilen kölenin, kendisi ile opera (faaliyet)’sı arasında bir ayrım yapılmamıştır. Böylece iş ilişkisinin aslında konusunu oluşturan kölenin -başka bir açıdan işçinin- nitelikleri, zaman içinde iş görme faaliyetine karşılık gelen opera ile eş değer kabul edilmiştir. Benzer şekilde, bir faaliyetin görülmesi anlamını taşıyan opera’nın facere (yapmak) borcuna vücut vermediği; dare (vermek) borcu meydana getirdiği vurgulanmıştır. Özgür Romalıların kendi aralarındaki iş ilişkilerinin zaman içinde yaygınlaşmaya başlaması ise söz konusu bakış açısını değiştirmemiştir. Ayrıca, bir res (şey, mal) olarak opera’nın bu niteliğinin misli olmayan bir karakterde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Romalı hukukçular tarafından causa operarum kavramıyla, opera’nın, çeşitli değişken ögelerden oluşan bir yapısının olduğu ve kendi özünü oluşturan öznel ve nesnel sebepler aracılığıyla değiştiği ifade edilmiştir. İşçinin niteliğiyle ilgili sebepler öznel sebepleri oluştururken; işe ve işin yapılacağı zamana ilişkin sebepler nesnel sebep kabul edilmiştir. Söz konusu bakış açısı nedeniyle, aynı işin, aynı kişinin edimiyle bile, öncekiyle aynı şekilde tekrar edilemeyeceği savunulmuştur. Bu nedenle, Roma hukukuna göre işçinin, üstlendiği iş görme borcunu bizzat ifa etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Nitekim söz konusu bakış açısıyla esasen vurgulanmak istenen, iş görme ediminin kişiye bağlı oluşudur. Günümüzde işçinin bizzat çalışma borcu olarak adlandırılan bu kavram, Romalı hukukçular tarafından oldukça farklı ve felsefi bir bakış açısıyla geliştirilmiştir.Article Roma Hukukunda Satış Sözleşmesinde Satış Bedeli (Pretium)(2024) Baytemir, SetenaySatış sözleşmesi Roma hukukunda emptio-venditio (alım-satım) kavramıyla ifade edilmektedir. Sinallagmatik bir sözleşme olarak satış sözleşmesinde satıcı (venditor), sözleşme konusu malı (merx) nakletme borcu, alıcı (emptor) ise satış bedeli (pretium) olarak bir miktar para ödeme borcu altına girmektedir. Roma hukukunda satış bedelinin sahip olması gereken bir takım özellikler belirlenmiştir. Roma hukuku kurallarına göre satış bedelinin para olması (nummerata pecunia), satış bedelinin belirli olması (pretium certum), satış bedelinin gerçek olması (pretium verum) ve satış bedelinin adil olması (pretium iustum) gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu özellikler Roma hukukunun farklı dönemlerinde farklı şekilde yorumlanabildiği gibi, Klasik Hukuk Dönemi’nde farklı hukuk okulları arasında söz konusu özellikler bakımından çeşitli tartışmalar gündeme gelmiştir. Çalışmada ilk önce Roma hukukunda satış sözleşmesinin genel özellikleri üzerinde durulmuştur. Daha sonra satış bedelinin bahsi geçen dört özelliği ele alınmıştır. Bu doğrultuda Roma hukukunun birincil kaynakları olarak Corpus Iuris Civilis’in Digesta ve Codex bölümlerinin farklı kitapları ile Gaius’un Institutiones isimli ders kitabındaki ve Iustinianus’un Institutiones adlı eserindeki metinler incelenmiş, farklı hukuk okulları arasındaki tartışmalara yer verilmiştir.
