Browsing by Author "Ete, Neslihan"
Now showing 1 - 1 of 1
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Kefalet sözleşmesinde eşin rızası(2021) Ete, NeslihanKefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği bir teminat sözleşmesidir. Kişisel teminat sözleşmeleri arasında en çok karşımıza çıkan ve en önemli yere sahip sözleşme olan kefalet sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581 ilâ 603. maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle, kefalet sözleşmesine ilişkin hükümlerde önemli değişiklikler yapılmış ve yenilikler getirilmiştir. Bu önemli yeniliklerden bir tanesi de 584. maddede yer almaktadır. Bu maddede, evli olan kişilerin kefil olabilmesi, kefilin eşinin en geç kefalet sözleşmesinin yapıldığı sırada verilmiş yazılı rızasına bağlı kılınmıştır. Kanun koyucu bu maddeyle, kefile sorumluluk yükleyen kefalet sözleşmesinden ailenin zarar görmesini engellemeyi ve evlilik birliğinin korunmasını amaçlamıştır. Kefalet sözleşmesinde diğer eşin rızasını düzenleyen bu hüküm emredici nitelikte olup, taraflarca aksi kararlaştırılamaz. Söz konusu maddenin üçüncü fıkrasında ise eşin rızasının aranmayacağı haller düzenlenmiştir. Kanun koyucu evli gerçek kişiler bakımından gerek kefalet sözleşmesinde gerek diğer kişisel teminat sözleşmelerinde diğer eşin yazılı rızasını aramış olmakla birlikte bu kuralın istisnasına Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesinin üçüncü fıkrasında yer vermiştir. Söz konusu hükümde belirtilen hallerde evli gerçek kişinin eşinin yazılı rızası aranmayacaktır. Son olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 603. maddesinde de kefalet sözleşmesine ilişkin bazı diğer hususların yanı sıra kefilin eşinin rızasına ilişkin koşulun gerçek kişiler tarafından verilen diğer teminat sözleşmelerinde de aranacağı düzenlenmiştir. Kanun koyucu bu madde ile, kefili koruyucu hükümlerden kurtulmak amacıyla gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan sözleşmelere de kefalet hükümlerinin uygulanacağını düzenlemiştir. Böylece kefili, aileyi ve evlilik birliğini koruyucu hükümlerin aşılması amacıyla gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan sözleşmelerle kanunun dolanılmasının önlenmesi amaçlanmıştır.