Doktora Tezleri
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/1645
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Subject "Architecture"
Now showing 1 - 1 of 1
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Kamusal Mekân, Heterotopya ve Kolektif Bellek: Bir Mekânsal Dönüşüm Örneği Olarak Ulucanlar Cezaevi Müzesi(2025) Aktan, Arda İlayda Sağlam; Ürey, Zeynep Çiğdem Uysal; Çavdar, Rabia ÇiğdemBu tez, kamusal mekân, heterotopya ve kolektif bellek kavramlarını bir arada ele alarak aralarındaki mekânsal ilişkileri kuramsal bir çerçevede tartışmayı ve bu üç kavramın Ulucanlar Cezaevi'nin müzeye dönüşüm süreci üzerinden nasıl somutlaştığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel sorusu, bir heterotopyanın hangi gerekçeler ve hangi mekânsal müdahaleler ile hem bir kamusal mekân hem de başka türde bir heterotopya olan bir mekâna dönüştürüldüğü ve bu süreçte kolektif belleğin nasıl bir rol oynadığıdır. Bu bağlamda çalışma, mekânsal dönüşümlerin toplumsal kırılmaların sürekliliği içinde şekillendiği ve bu kırılmaların da heterotopyalar üzerinden daha okunabilir hâle geldiği savından hareket etmekte ve bu nedenle Ulucanlar Cezaevi'nin müzeye dönüşümünü, iktidar müdahaleleri, toplumsal bellek ve mekânsal yeniden üretimin kesiştiği örnek bir vaka olarak ele almaktadır. Gerçekleştirilen nitel durum çalışması kapsamında; arşiv belgeleri, gazete haberleri, mimari çizimler, fotoğraflar, sözlü tarih anlatıları, müze müdürüyle yapılan görüşme ve 25 katılımcıyla yürütülen atölye çalışmasından elde edilen veriler kapsamlı bir bağlamsal analizle değerlendirilmiştir. Bu verilerden hareketle Ulucanlar Cezaevi'nin dönüşümü sosyokültürel, siyasi ve fiziksel bağlamlarda incelenmiş; v mekânın farklı dönemlerde nasıl temsil edildiği ve nasıl yeniden üretildiği analiz edilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda ulaşılan bulgular, Ulucanlar'ın dönüşümünün yalnızca fiziksel bir müdahale değil, toplumsal travmaların, siyasal tercihlerin ve mekânsal düzenlemelerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir süreç olduğunu göstermektedir. Cezaevinin otantik izlerinin silinmesi, anlatının seçici biçimde yeniden kurulması ve müzenin politik bir temsil alanı olarak yapılandırılması, iktidarın hafızayı mekânsal pratikler aracılığıyla araçsallaştırdığını ortaya koymaktadır. Bu durum, heterotopyadan kamusal mekâna geçişin çoğu zaman kamusallaşma yaratmaktan ziyade yeni bir heterotopik düzlem ürettiğini göstermektedir. Sonuç olarak Ulucanlar Cezaevi örneği, mekânın toplumsal belleğin hem bir taşıyıcısı hem de üreticisi olduğunu ve heterotopya, kamusal mekân ve kolektif belleğin birbirini karşılıklı olarak şekillendiren dinamik kavramlar olarak var olduklarını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede tezin, bu üç kavramın birlikte ele alınmasına dayalı yaklaşımıyla mimarlık, sosyoloji ve hafıza çalışmaları disiplinlerine özgün bir katkı sunmakta olduğu öne sürülmektedir.
