Psikoloji Bölümü Yayın Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/417
Browse
Browsing Psikoloji Bölümü Yayın Koleksiyonu by Institution Author "Tuna, Ezgi"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Article Haset ve Kıskançlığın Tanımlanması ve Klinik Görünümü(2018) Tuna, EzgiHaset ve kıskançlık, birbirinden önemli noktalarda ayrışan; fakat günlük hayatta sıkçabirbiriyle karıştırılan karmaşık duygulardır. Haset, bir başkasının sahip olduğu ve bizdeolmayan bir şey ya da özellik karşısında hissettiğimiz duygu iken; kıskançlık, bizim içinönemli bir ilişkinin üçüncü bir kişinin varlığı sebebiyle tehdit altında olduğunudüşündüğümüzde ortaya çıkan duygudur. Dolayısıyla, hasette iki kişilik, kıskançlıkta iseüç kişilik bir yapı mevcuttur. Melanie Klein'a göre haset doğumdan sonra bebeğin meme ilekurduğu sevgi ve nefret ilişkisinde temellenir; kıskançlık ise gelişimsel olarak hasettensonra gelir ve hasetin çözümlenmesinde rol oynar. Haset ve kıskançlık, temelde işlevselduygular olsa da, kişinin ve ilişkilerin işlevselliğini bozarak patolojik boyuta ulaşabilirler.Bu makalede haset ve kıskançlık tanımlanmış, birbirleriyle benzer ve farklı yanları ortayakonulmuş ve hangi durumlarda işlevselliklerini yitirerek psikopatolojinin bir parçasıoldukları incelenmiştir.Article Kronik hastalıklarda duygu düzenleme: Kalp ve damar sistemi hastalıkları, kanser, migren, fibromiyalji ve sedef hastalığı üzerine bir derleme(Association for Clinical Psychology Research, 2023) Tuna, EzgiDuygu düzenleme; duyguların oluşumunu, çeşidini, yoğunluğunu, zaman akışındaki yerini ve ifadesini belirlediğimiz bilinçli ve bilinçdışı süreçleri içermektedir. Yapılan çalışmalar, duygu düzenlemenin ruh sağlığı üzerindeki kritik etkisinin yanı sıra, fiziksel sağlık üzerinde de önemli etkilerinin olduğuna işaret etmektedir. Özellikle kronik hastalığı olan bireylerde duyguların nasıl düzenlendiği öz-bakım, tedaviye uyum ve stres kaynaklarıyla baş etme gibi pek çok süreci etkileyerek hem fiziksel hem de psikolojik iyilik hali için belirleyici olmaktadır. Bunun yanında duygu düzenlemeyle ilgili sorunların bazı kronik hastalıkların etiyolojisinde ve seyrinde rol oynadığına dair kanıtlar mevcuttur. Bu derleme makalesinin amacı, kronik hastalıklarda duygu ve duygu düzenlemeye dair bilimsel çalışma bulgularını özetlemek ve mevcut çalışmalardaki eksiklere değinerek gelecek çalışmalar için öneriler sunmaktır. Bu amaçla, duygular ve sağlık ilişkisine dair mekanizmaların kısaca özetlenmesinin ardından; sırasıyla, kalp ve damar sistemi (KDS) hastalıkları, kanser, migren, fibromiyalji ve sedef hastalığında duygu düzenlemeyle ilgili bulgulara değinilmiştir. Özetle, KDS hastalıklarının etiyolojisinde duygu ve duygu düzenlemenin rolüne dair kanıtların güçlü olduğu görülmekteyken, kanser için etiyolojiye dair bulguların çelişkili olduğu söylenebilir. Migren, sedef hastalığı ve fibromiyalji için ise çalışma bulguları ilişkisel niteliktedir. Genel olarak çalışmalar kronik hastalığı olanlarda olmayanlara göre duygu düzenleme sürecinde aksaklıklar olduğunu göstermektedir. Hastalar arasında işlevsel duygu düzenleme stratejilerinin daha az kullanımı; psikopatoloji belirtileri, bedensel belirtiler ve düşük yaşam kalitesi gibi olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilmiştir. Duygu düzenleme süreçlerinin kronik hastalıklardaki rolünün anlaşılması, önleyici çalışmaların planlanması ve kronik hastalığı olan bireylerin yaşam kalitesini arttıracak müdahalelerin geliştirilmesinde rehberlik etmesi açısından önemlidir. Makale, alanyazının genel bir değerlendirmesi ve öneriler ile sona ermektedir.Article Citation - WoS: 6Citation - Scopus: 4Predictors of Stress Generation in Turkish Young Adults: the Role of Rumination and Excessive Reassurance Seeking(John Wiley & Sons Ltd, 2020) Tuna, EzgiThe stress generation model posits that not only stressful life-events predict depressive symptoms, but also depressive-prone individuals think and behave in ways that make them more vulnerable to experience life-stress. Evidence has supported the bi-directional relationship between stress and depressive symptoms, and there has been an attempt in identifying vulnerability factors for stress generation. Yet, there is a need for studies focusing on multiple risk factors and a replication of findings in non-Western samples. The aim of the present study was to examine the role of rumination and excessive reassurance seeking (ERS) in stress generation in a sample of Turkish young adults. A sample of 318 Turkish college students reported on their rumination, ERS, intensity of stressful life-events and depressive symptoms. A subsample of 162 participants also completed a measure of life-events 5 months later. Cross-sectional results showed that rumination and ERS contribute to life-stress over and above depressive symptoms and gender. Mediational analyses indicated that ERS does not mediate the relationship between rumination and life-stress at 5 months. Rather, rumination fully mediated the relationship between ERS and future life-stress. Results provide evidence for stress generation, and highlight the interconnection between rumination and ERS.Article Citation - WoS: 15Citation - Scopus: 15Psychometric Properties of the Turkish Version of the Behavioral Emotion Regulation Questionnaire (Berq)(Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2021) Tuna, EzgiThe Behavioral Emotion Regulation Questionnaire (BERQ) is a self-report measure of the behavioral strategies individuals use to regulate emotions in response to stressful or negative events. The purpose of the present study was to report on the psychometric properties of the Turkish version. The sample was recruited through courses at a semi-private university in Turkey and through social-media announcements. A sample of 320 adults (81.9% females, 18.1% males) with a mean age of 22.03 (SD = 2.73) completed the Turkish translation of the BERQ, the Emotion Regulation Questionnaire, the Difficulties in Emotion Regulation Questionnaire and the Brief Symptom Inventory. Exploratory factor analysis indicated that the Turkish version replicated the 5-factor structure of the original version; yet, a confirmatory factor analysis indicated that the original model showed an inadequate fit to the present data. Internal consistency coefficients of the subscales ranged between 0.72 and 0.88, and the test-retest reliability of subscales over a 3-week interval ranged from 0.51 to 0.70. As in the original version, we found that actively approaching and seeking social support were more adaptive strategies, whereas withdrawal and ignoring were less adaptive strategies. Results were mixed for the seeking distraction subscale. Additionally, withdrawal significantly predicted future depressive and anxiety symptoms. Overall, our results provide support for the Turkish version of the BERQ as a reliable and valid measure of behavioral emotion regulation strategies.Article Türkiye’de Ruh Sağlığı Çalışanlarının Gey ve Lezbiyenlere Yönelik Tutumları(2019) Tuna, EzgiEşcinsellere yönelik tutumlar üzerine yapılan çalışmalar Türkiye'de üniversite öğrencileri ve çeşitli meslek grupları arasında cinsel azınlıklara yönelik genellikle olumsuz tutumların yaygın olduğunu göstermektedir. Ruh sağlığı çalışanlarının tutumlarını inceleyen çalışma sayısı ise oldukça azdır. Bu araştırma Türkiye'de hizmet veren psikolog ve psikolojik danışmanların gey ve lezbiyenlere yönelik tutumlarını ve bu tutumları yordayan değişkenleri ele almayı amaçlamaktadır. Bu amaçla katılımcılardan demografik ve mesleki bilgi formlarının yanı sıra eşcinsellere yönelik tutumları ve sosyal arzu edilirlik düzeylerini ölçen ölçekleri doldurmaları istenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, katılımcıların eşcinsellere yönelik genel olarak olumlu tutumlara sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca, cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyine göre kişilerin tutumları arasında fark bulunmamıştır. Tutumları yordayan değişkenlere bakıldığında, yaş ve dindarlık seviyesi arttıkça eşcinselliğe yönelik olumsuz tutumların da arttığı bulunmuştur. Sonuçlar geçmiş çalışmalar ışığında tartışılmış ve cinsel azınlıklarla çalışırken göz önünde bulundurulması gereken bazı önerilerde bulunulmuştur. Gelecekteki çalışmaların tutumları ölçerken örtük ölçümlerden de yararlanmaları ve demografik değişkenlerin dağılımı açısından daha kapsayıcı örneklemler kullanmaları önerilmektedir.

