Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956

Browse

Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Master Thesis
    Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu
    (2022) Sağlam, Irmak; Turan, Doğukan Timuçin; Aktaş, Batuhan
    Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin meşru hale getirilmesi olan aklama kavramının tarihi, çok eskilere dayansa bile günümüzdeki anlamı ile ortaya çıkışı yirminci yüzyılın sonlarında olmuştur. Aklama, önceleri uyuşturucu kaçakçılığı, bugün ise terör dahil örgütlü şekilde işlenebilen tüm suçlardan elde edilen gelirin, yasal ekonomik sisteme sokulması ve meşru hale getirilmesidir. Aklama suçunun işlenebilmesi için ilk olarak öncül bir suçun bulunması ve gelir elde edilmesi zorunludur. Bu gelirin, vergi cennetleri, kıyı bankacılığı, alternatif havale yöntemleri gibi yöntemler kullanılarak öncül suçla bağlantısının kesilmesi ve mali ya da finansal sisteme katılması ile aklama süreci tamamlanır. Çalışmamızda aklama kavramı, aklamanın aşamaları ve yöntemleri ele alınacak ve aklamanın önlenmesine ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat ve kuruluşlar incelenecektir. Daha sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunum.282/1'de düzenlenen "Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu" nun hukuki konusu, korunan değer, öncül suç, suçun fail ve unsurları ile incelenecektir.
  • Master Thesis
    Hukuksal yönleriyle insan geni üzerindeki incelemeler
    (2019) Demir, Remzi
    İnsan geni üzerindeki incelemeler, genlerin ve gen ürünlerinin incelenmesini içerir. Bu incelemelerin insanlığa bir çok alanda olumlu katkılar sağladığı açıktır. Ancak gen incelemeler, etik ve hukuksal açıdan çeşitli sorunlara yol açmıştır. Oluşan bu sorunlara hukuk, etik, biyoetik ve tıp biliminin kurallarıyla, etik ilkelere uygun çözümler getirilmeye çalışılmıştır. Ülkemizde gen incelemelerinin yapılışını ve sonuçlarını düzenleyen bağımsız bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Konuya ilişkin Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, AİHS gibi iç hukukumuzu bağlayıcı sözleşmelerin yanı sıra, bildirge ve yönergeler ile Anayasamız, TMK, TBK, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu gibi ulusal yasalarımız ile Türk Deontoloji Nizamnamesi ve ÜYTE, HHY gibi yönetmeliklerle, insan geni üzerindeki incelemelerin sebep olduğu etik ve hukuksal sorunlar çözümlenmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle genetik incelemeler ve tanılarla ilgili olarak , Gen Teşhisi Kanunu, Embriyonun Korunması Kanunu, Kök Hücre Araştırmaları Kanunu gibi kanunların bir an önce çıkarılması zorunludur. Hatta bu konuların tümünün İnsan Geni İncelemeleri Hakkında Kanun olarak düzenlenmesi isabetli olacaktır. Bu yasa ile insan haklarının ve temel özgürlüklerin ve insan onuruna saygının korunması gerçekleşecektir. İnsan geni üzerinde yapılacak incelemeler ile bu incelemelerin sonuçlarının etik ilkeler de göz önüne alınarak; ulusumuzun hak ettiği demokratik, çağcıl, insan onuruna ve haklarına uyan yasal düzenlemelerin, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi başta olmak üzere evrensel hukuk normlara uygun olarak bir an önce gerçekleştirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
  • Master Thesis
    İhaleye fesat karıştırma suçu
    (2019) Sucuoğlu, Arif Naci; Akpınar, Buse; Soyaslan, Doğan
    İhaleler, ekonomik büyüklüğü sebebiyle devlet tarafından idari ve cezai yaptırımlarla koruma altına alınmıştır. İdari düzenleme ve yaptırımlar 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nda düzenlenmiştir. Ceza hukuku kapsamındaki ihaleye fesat karıştırma eylemleri ise, 5237 sayılı TCK'nın Ekonomi, Sanayi ve Ticarete Karşı Suçlar isimli dokuzuncu bölümünde yer alan "İhaleye Fesat Karıştırma" kenar başlıklı 235. maddesinde düzenlenmiştir. Çalışmamızda, öncelikle ihale süreci kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Sonraki bölümlerde ise ihaleye fesat karıştırma suçu, suç teorisi kapsamında incelenmiştir. Mevcut yasal düzenlemelerin yolsuzlukla mücadelede etkin bir rol oynayıp oynamadığı hakkında tespitler yapılmıştır.
  • Master Thesis
    Hukuk ve ideoloji
    (Çankaya Üniversitesi, 2016) Benazır Ateş, Aylin
    Hukuk ideoloji ile ilişkili midir? Oldukça tartışmalı olan bu sorunun cevabını farklı ideolojilerin hukuka bakışına bakarak bulmak mümkündür. Bilindiği üzere modern devlet ile beraber toplumda var olan iktidar ilişkileri, ekonomik ve sosyal yaşam, hukuki düzen de değişmiş ve beraberinde birtakım yeni kavramlar ortaya çıkmıştır. Pozitif hukuk, hukukun üstünlüğü, insan hakları, hukukun evrenselliği gibi kavramlar bunlardan birkaçıdır. Bu kavramlara bakıldığında zihinlerde hukukun tarafsız olduğu, toplumda eşitliği sağlayan yegane mekanizma olduğu algısı oluşmaktadır. Peki hukuk, gerçekten insanların eşitliğini tesis eden, onların özgürleşmelerine yardımcı olan, her zaman mağdur olanın yanında olan haklar bütünü müdür? Bütün bunları cevaplamak kuşkusuz mümkün değildir. Ancak bu soruların cevabını ararken şüphesiz hukuk ve ideoloji arasındaki ilişkiyi göz ardı etmemek gerekecektir. Hukukun ideoloji ile ilişkisini anlayabilmek amacıyla öncelikle devletin ideolojik yönünü anlamak gerekmektedir ve bu bağlamda ulus devlet kurgusunu, bürokrasiyi ve beraberinde bireylerin hak ve özgürlüklerini sınırlandıran denetimi, mevcut ilişkilerin sürdürülmesi için oluşturulan rızaya dayalı hegemonyayı, eşitsizliklerin kaynağı olan sivil toplumu iyi anlamak gerekmektedir. Çünkü hukuk toplumsal ilişkilerde ideolojiye odaklı hareket etmekte ve bu süreçte devlet hukuku bir araç olarak görmekte ve kullanmaktadır. Bu sebeple yalnızca zora dayalı bir mekanizmadan ibaret olmayan devletin hukuktan etkin bir biçimde faydalandığını söylemek mümkündür. Bu bağlamda devletten yani siyasi iktidardan etkilenen hukukun tarafsız olamayacağı açıktır. Sistemin belli bir zümre lehine işlemesine büyük katkı sağlayan hukuk, tarihsel süreçte yeniden üretim sebebiyle yeni oluşumları desteklemiş, mevcut yapının devamlılığı için en temel mekanizmalardan biri olmuştur. Hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, doğal hukuk, pozitif hukuk gibi kavramlarla, iktidar hukukla sınırlandırılmış ve birey eşit ve özgür hukuki bir özne olarak kabul edilmiştir. Böylelikle toplumdaki mevcut eşitsizliklerin ve sömürünün üzeri örtülmüş, eşitlik ve adalet adı altında eşitsizlik ve adaletsizlik gizlenmiş, diğer taraftan hak ve özgürlüklerin savunucusu olarak hukuk yüceltilmiştir. Oysa hukuk, egemen ideoloji ile uyumlu bir biçimde, bir hak tanımı yapmakta ve ona büyük bir değer yüklemektedir. Bireyin belli haklarla donatılarak hukuki bir özne olarak kabul görmesi, toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretimine katkı sağlamaktadır. Bu sebeple hukuk, toplumsal ve ekonomik ilişkilerin sürdürülebilmesi için zorunlu ve olumlu bir unsur olarak tasvir edilmektedir