Bilgilendirme: Kurulum ve veri kapsamındaki çalışmalar devam etmektedir. Göstereceğiniz anlayış için teşekkür ederiz.
 

Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 1614
  • Master Thesis
    BIST30 Şirketlerinde Yabancı Yatırımcının Haberlere Tepkisi
    (2025) Demirel, Yiğit; Solakoğlu, Mehmet Nihat
    Bu çalışmada, yabancı portföy yatırımcıların makroekonomik haberlere verdiği tepkiler olay çalışması yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı, makroekonomik haberlerin yabancı portföy yatırımları üzerindeki etkilerini ortaya koyarak, piyasa tepkilerinin öngörülebilirliğini ve etkinliğini değerlendirmektir. Elde edilen bulgular, politika yapıcılar, yatırımcılar ve akademisyenler için karar alma süreçlerinde yol gösterici nitelikte olup, piyasa duyarlılığının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. İlk olarak, BİST30'daki 30 şirketin olay çalışması için belirlenen 3 döneme ait yabancı yatırımcı oranları ve TCMB politika faizi, FED politika faizi, Türkiye TÜFE ve ABD TÜFE verileri resmî kaynaklardan derlenerek analize uygun hale getirilmiştir. Zaman serisi analizi yapılacağı için yabancı yatırımcı oranları durağan hale getirildikten sonra 7 günlük hareketli ortalama kullanılarak anormal getiriler hesaplanmıştır. Ardından, t-değerleri ve ortalama anormal getiriler üzerinden yabancı portföy yatırımcılarının makroekonomik haber şoklarına verdikleri tepkiler istatistiksel olarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Sonucunda istatistiksel olarak anlamlı bulgular elde edilmiştir.
  • Master Thesis
    Derin Öğrenme Algoritmaları İle Türk Müziğinde Duyguları Çözümleme
    (2025) Arıcı, Ayhan; Görür, Abdül Kadir
    Müziğin insan duyguları üzerindeki etkileri araştırmacılar için ilgi çekici ve önemli bir araştırma alanı olmuştur. Bilgisayar sistemlerinin gelişimiyle birlikte müzik eserlerinin duygu analizi konusu heyecan verici bir araştırma alanı haline gelmiştir. Özellikle makine öğrenmesi ve derin öğrenme alanındaki ve bilgisayarların işlem kapasitelerindeki artışla birlikte bu alanda yapılan çalışmalar artmış ve günümüzde bu çalışmalar sonucunda elde edilen veri ve modeller birçok içerik sağlayıcı kurum tarafından dinleyicilere daha zengin ve öznel içerik sunmak için sıklıkla tercih edilmeye başlanmıştır. Bu nedenle bu tez çalışmasında Türk Müziğinde duyguların analizi konusunda bir çalışma yapılmış ve müzik eserleri içinden çıkarılan müzikal veriler kullanılarak makine öğrenmesi ve derin öğrenme teknikleri ile müzikte duygu tespiti yapabilecek modeller eğitmek hedeflenmiştir. Bu amaç için dinleyiciler tarafından etiketlenen farklı türde 1324 parçadan oluşan bir veri seti oluşturularak bu veri setinden 76 farklı akustik özellik ve Evrişimli Sinir Ağı Convolutional Neural Networks modellerinde kullanılmak üzere 10560 farklı spectrogram resmi oluşturulmuştur. Oluşturulan bu veri setleri üzerinde farklı makine öğrenmesi ve derin öğrenme teknikleri uygulanarak modeller oluşturulmuş ve bu modellerin performans analizleri ile karşılaştırmaları yapılmıştır. Bu tezin temel amacı derin öğrenme algoritmalarının Türk Müziğinde duygu analizi konusunda kullanılabilirliğini incelemek ve test etmektir.
  • Master Thesis
    Yatay Su Alma Yapıları İçin Önerilen Kritik Batıklık Denklemlerinin Karşılaştırılması
    (2025) Al-Obaidi, Dalal Abdulkareem Hussein; Göğüş, Mustafa; Gökmener, Serkan
    Su alma yapılarında oluşan hava-sürükleyen girdaplar, su alma yapılarının işletilmesinde birtakım güçlüklere sebep olmakta, verim kayıplarına ve hidrolik ekipmanlarda olası hasarlara yol açabilmektedir. Bu çalışma, simetrik ve asimetrik yaklaşım akım koşulları altındaki yatay su alma yapıları için hava sürüklenmesini önlemek amacıyla gerekli düşey mesafe olan kritik batıklığın, Sc, tahminine odaklanmaktadır. Boyut analizi kullanılarak, giriş geometrisi, yaklaşım Froude sayısı, su alma yapısı Froude sayısı, Reynolds sayısı ve Weber sayısının kritik batıklığa olan etkileri analiz edilmiştir. Simetrik ve asimetrik yaklaşım akış koşulları için sırasıyla, farklı çalışmalardan alınmış, 409 ve 225 adet deney verisi, daha genel ve doğru ampirik denklemler türetmek amacıyla analiz edilmiştir. Analizler, su alma yapisi Froude sayısı ve geometrik parametrelerin boyutsuz kritik batıklık (Sc/Di) üzerinde baskın etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, türetilen ampirik denklemler istatistiksel olarak yüksek doğruluk sergilemiş ve R² değerleri sırasıyla simetrik koşullar için 0.988, asimetrik koşullar için ise 0.949 mertebelerinde elde edilmiştir. Tüm akış ve geometrik parametreleri dikkate alınarak oluşturulan ampirik denklemler, en tutarlı sonuçları göstermiştir. Buna karşılık, yalnızca (Fr)i dikkate alınarak türetilen denklemler, Sc/Di'nin tahmininde orta düzeyde doğruluk sağlamıştır. Bu denklemler literatürdeki benzer denklemlerle karşılaştırılmış ve önerilen denklemlerin küçük ve büyük ölçekli modellere ait ampirik denklemler arasında dengeli bir korelasyon sunduğu, ayrıca daha geniş bir hidrolik koşul aralığında daha iyi genellenebilirlik sağlayabileceği gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Yöneticilerin Aile Destekleyici Davranışları, İş Yerindeki Cinsiyetçi Tutumları ve Çalışanların İş-Aile Çatışması: Kurumsal Cinsiyetçiliğin ve Çalışan Cinsiyetinin Düzenleyici Rolü
    (2025) Satgun, Esil Salimoğlu; Köse, Aslı Göncü
    Bu çalışma, yöneticilerin cinsiyetçi tutumları ve aileyi destekleyici yönetici davranışlarının (ADYD) çalışanların iş–aile çatışması (İAÇ) deneyimleri üzerindeki rolünü, örgütsel cinsiyetçiliğin ve çalışan cinsiyetinin moderatör etkileri bağlamında incelemiştir. Ana çalışmadan önce, Hammer (2009) tarafından geliştirilen ADYD ölçeği Türkçeye uyarlanmış ve pilot çalışma (N = 501) ile test edilmiştir. Türkçe ADYD ölçeği, katılımcılar tarafından ağırlıklı olarak tek faktörlü bir yapı olarak algılanmış; maddeler orijinal dört boyut arasında çapraz yükler göstermiştir; bu durum Türkiye bağlamında yönetici desteğinin daha bütüncül bir biçimde algılandığını ortaya koymaktadır. Yüksek ADYD puanları, İAÇ'nin azalması, negatif iş–aile ve aile–iş yayılımının düşmesi, lider–üye etkileşiminin güçlenmesi ve iş doyumunun artması ile ilişkilendirilmiş; bu da ölçeğin ölçüt geçerliliğini desteklemiştir. Ana çalışmada, yöneticinin düşmanca ve korumacı cinsiyetçiliğinin çalışanların İAÇ düzeylerini hem doğrudan hem de ADYD aracılığıyla dolaylı olarak etkileyebileceği öngörülmüştür. Veri, Türkiye'de farklı sektörlerde çalışan yetişkinlerden (N = 479) toplanmıştır. Yapısal eşitlik modeli (YEM) sonuçları, düşmanca cinsiyetçi yönetici tutumlarının çalışanların İAÇ ile doğrudan ve ADYD'nin azalması aracılığıyla dolaylı olarak pozitif ilişkili olduğunu göstermiştir; bu durum, yöneticinin düşmanca cinsiyetçiliğinin (YDC) çalışanların iş–aile dengesine evrensel olarak olumsuz etkisini vurgulamaktadır. Buna karşılık, yöneticilerin korumacı cinsiyetçiliği (YKC), İAÇ ile doğrudan anlamlı bir ilişki göstermemiş; ancak YEM analizleri, YKC'nin ADYD'yi artırdığını ve bunun da İAÇ'nı düşürdüğünü ortaya koymuştur. Moderasyon analizleri ayrıca, kurumsal düşmanca cinsiyetçiliğin (KDC) YDC ile ADYD arasındaki pozitif ilişkiyi zayıflattığını, kurumsal korumacı cinsiyetçiliğin (KKC) ise korumacı cinsiyetçi yöneticilerde ADYD'nin ortaya çıkışını güçlendirdiğini göstermiştir. Ayrıca, cinsiyet, YKC ile çalışanların İAÇ arasındaki ilişkide moderatör rolü oynamıştır; erkek çalışanlar, YKC ile daha yüksek çatışma seviyeleri bildirmiştir ve bu durum görev dağılımında cinsiyete dayalı farklılaşmayı yansıtmıştır. Bu bulgular, ADYD'nin Türkçe uyarlamasını doğrulamanın yanı sıra, bireysel tutumlar ile kurumsal iklimler arasındaki karmaşık doğayı da vurgulayarak, iş–aile araştırmalarına kültürlerarası bir katkı sunmaktadır. Bu çalışma hem düşmanca hem de korumacı cinsiyetçiliğin ele alınmasının, çalışanların refahını artıran ve sürdürülebilir iş–yaşam dengesini destekleyen adil ve gerçekten destekleyici iş ortamlarının sağlanmasında önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: iş-aile çatışması, aile destekleyici yönetici davranışları, düşmanca cinsiyetçilik, korumacı cinsiyetçilik, kurumsal cinsiyetçilik, cinsiyet
  • Master Thesis
    Liderler Olarak Proje Yöneticilerinin Bakış Açısı: Somali-Mogadişu Örneği
    (2025) Shire, Hodan Mohamed; Sakarya, Arif Orçun
    Bu çalışma, Somali Mogadishu'da proje yönetimi performansını etkilemede liderliğin rolünü, inşaat sektörü örneğinde incelemektedir. Liderliğin proje sonuçlarının proje çıktıları üzerindeki etkisnin belirlenebilmesi için araştırma, liderlik becerileri, deneyim, kontrol ve stil.olmak üzere dört temel boyutu incelemiştir: Bulgular, liderliğin, özellikle değişken ve kaynak kısıtlı bağlamlarda, proje başarısında belirleyici bir faktör olduğunu göstermektedir. İletişim, karar verme, problem çözme, duygusal zekâ ve çatışma çözümü gibi güçlü liderlik becerilerinin, ekip uyumunu iyileştirdiği, gecikmeleri en aza indirdiği, güvenlik uygulamalarını geliştirdiği ve paydaşlar arasında güven oluşturduğu belirlenmiştir. Liderlik deneyimi de kritik öneme sahiptir; çünkü deneyimli liderler daha fazla dayanıklılık, uyum sağlama yeteneği, riskleri öngörme ve krizleri etkili bir şekilde yönetme becerisi göstermektedir. Ayrıca, liderlik kontrolünün hesap verebilirlik ve verimlilik için gerekli olduğu; yapılandırılmış gözetim, şeffaf kaynak kullanımı ve kriz hazırlığının maliyet aşımlarını ve gecikmeleri azaltmaya yardımcı olduğu belirlenmiştir. Son olarak, liderlik tarzı önemli bir rol oynamaktadır: dönüşümsel ve katılımcı yaklaşımlar motivasyonu, kapsayıcılığı ve inovasyonu teşvik ederken, kriz ve acil proje aşamalarında yönlendirici tarzlar gerekli olmaktadır. Genel olarak, çalışmada Somali inşaat sektöründeki proje performansının büyük ölçüde liderliğe bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Beceriler, deneyim, kontrol ve liderlik tarzi; zamanında teslimi, maliyet verimliliğini, kaliteyi, sürdürülebilirliği ve paydaş memnuniyetini topluca etkilemektedir. Liderlik bağlamında sadece teknik yeterliliğin değil aynı zamanda kişilerarası beceriler, deneyimsel bilgi, yapılandırılmış yönetim ve kültürel uyumun da gerekli olduğu görülmektedir.
  • Master Thesis
    Çocukluk Travması ile İş Yerindeki Kötü Muamele Arasındaki Aracı İlişkileri ve Benlik Saygısının Moderatör Etkisi
    (2025) Yılmaz, İlknur; Köse, Aslı Göncü
    Çocuklukta yaşanan travmatik olaylar olan olumsuz çocukluk deneyimleri (OÇD'ler), yetişkinlikte bireyler üzerinde olumsuz ve kalıcı etkiler bırakır ve iş hayatı da dahil olmak üzere yaşamın çeşitli alanlarını etkiler. Bu deneyimlerin profesyonel ortamlardaki uzun vadeli etkileri, yetişkinlik üzerindeki etkilerini anlamak için çok önemlidir. Ancak, işyerindeki etkilerinin ardındaki teorik ve ampirik bulgular üzerine yapılan araştırmalar sınırlıdır. Bu nicel çalışmanın temel amacı, OÇD'lerin maruz kalınan farklı türdeki işyeri kötü muamelelerine (istismarcı yöneticilik, mobbing ve işyeri nezaketsizliği) nasıl etki ettiğini araştırmaktır. Ayrıca, bu ilişkilerde, kişinin sergilediği üretkenlik karşıtı iş davranışlarının (ÜKİD'ler) ve işyeri nezaketsizliğinin aracılık rollerini incelenmiş ve OÇD'lerin kişinin kendi sergilediği ÜKİD'ler ve işyeri nezaketsizliği davranışlarıyla ilişkilerinde öz saygı düzeyinin düzenleyici rolü analiz edilmiştir. Veriler çevrimiçi anket yoluyla toplanmış ve SPSS'te yapısal eşitlik modellemesi ve Process Macro kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma, ilk olarak, OÇD'lerin ÜKİD ile pozitif bir ilişki içinde olduğunu ve iş arkadaşlarına karşı işyerinde nezaketsiz davranışlara yol açtığını ortaya koydu. İkincisi, özsaygı (ÖS) belirtilen ilişkilerde düzenleyici rol oynamaktadır; yani, ÖS'si yüksek çalışanların, OÇD puanı yüksek olmasına rağmen, ÖS'si düşük olanlara kıyasla ÜKİD'lere ve iş yeri nezaketsizliğine daha az eğilimli oldukları bulunmuştur. Üçüncüsü, ÜKİD'ler, OÇD'ler ile istismarcı yöneticilik, mobbing ve işyeri nezaketsizliğine maruz kalma arasındaki ilişkilere aracılık etmiştir. Benzer şekilde, uygulanan işyeri nezaketsizliği, OÇD'ler ile bu tür davranışlara maruz kalma arasındaki ilişkilere aracılık etmiştir. Bulgular, OÇD'lerin çalışanların olumsuz iş davranışları üzerinde uzun vadeli etkileri olduğunu ve bu yıkıcı davranışların da işyerinde kötü muameleye maruz kalma olasılığını artırdığını göstermektedir.
  • Master Thesis
    Cam Tavanın Yabancı Uyruklu Kadınların Öznel Kariyer Başarıları Üzerindeki Etkisi: BAE'de Bir Uygulama
    (2025) Akyürek, Ceren; Şener, İrge
    Bu çalışma, Birleşik Arap Emirlikleri'nde çalışan yabancı uyruklu kadınlar üzerinde cam tavan engellerinin öznel kariyer başarısına etkisini incelemektedir. Nicel araştırma deseni kullanılarak, çevrimiçi anket yoluyla çeşitli sektörlerde profesyonel pozisyonlarda çalışan 464 yabancı uyruklu kadından veri toplanmıştır. Araştırma, aile sorumlulukları, ayrımcı terfi uygulamaları, çalışan ilişkileri, örgütsel destek, toplumsal cinsiyet kalıp yargıları ve eğitim fırsatlarına ilişkin algılanan engellerin; tanınma, kaliteli iş, anlamlı iş, etki, özgünlük, kişisel yaşam entegrasyonu, büyüme ve gelişim ile kariyer tatmini gibi kariyer başarısı boyutlarını nasıl etkilediğini incelemiştir. Bulgular, cam tavan engellerinin yabancı uyruklu kadınların öznel kariyer başarılarını önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrımcı terfi uygulamaları, birçok kariyer başarısı boyutu üzerinde en güçlü değişken olarak öne çıkmıştır. Çalışan ilişkileri kariyer çıktılarıyla olumlu ilişkiler gösterirken, örgütsel destek eksikliği olumsuz ilişkiler sergilemiştir. Beklentilerin aksine, aile sorumluluklarının etkileri beklenenden daha zayıf bulunmuştur; bu durum araştırma örneklemi için örgütsel ve sosyal engellerin daha belirgin olabileceğini düşündürmektedir. Çalışma, cam tavan literatürünü yabancı uyruklu kadın bağlamında genişletmekte ve kariyer deneyimlerinin bireysel özelliklerden çok örgütsel faktörler tarafından şekillendirildiğini göstermektedir. Araştırma, kadınların işgücüne katılımında kaydedilen ilerlemelere rağmen uluslararası iş bağlamlarında yapısal engellerin varlığını sürdürdüğüne dair kanıtlar sunmaktadır. Araştırma bulgularına istinaden, örgütlerin şeffaf terfi süreçleri geliştirmesi, kapsayıcı işyeri kültürlerine yatırım yapması ve kadınların ilerlemesi için yeterli destek sağlaması gerekmektedir.
  • Master Thesis
    Üst Yapı Şantiyelerinde İş Güvenliği Uygulamaları ve Risk Analizi
    (2025) Çetinkaya, Kayahan; Akan, Aslı Er
    Üstyapı inşaat sektöründe iş güvenliği, gerek çalışanların yaşam hakkının korunması gerekse projelerin sürekliliğinin sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Türkiye'deki istatistikler, iş kazalarının önemli bir kısmının üstyapı şantiyelerinde gerçekleştiğini göstermekte, bu durum iş güvenliği yönetiminin etkinliğini artırma gerekliliğini ortaya koymaktadır. Özellikle yüksekten düşme, malzeme çarpması ve elektrik kaynaklı kazalar, sektörde en sık görülen ölümcül riskler arasındadır. Bu çalışma, üstyapı şantiyelerinde yürütülen iş güvenliği uygulamalarının mevcut durumunu değerlendirmeyi ve risk analiz yöntemleriyle iyileştirme alanlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, yalnızca yasal uyum düzeyini ölçmekle kalmayıp, sahadaki uygulamaların etkinliğini ortaya koyarak İSG kültürünün geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Metodoloji kapsamında, öncelikle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde üstyapı projeleri için oluşturulan risk matrisleri incelenmiş, kazı, kalıp, iskele, vinç ve elektrik işleri gibi yüksek riskli faaliyetler özelinde değerlendirmeler yapılmıştır. Tehlike olasılığı ve şiddet düzeyleri 5x5 risk matrisi yöntemiyle sınıflandırılmış, saha verileri ve literatür destekli karşılaştırmalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca iş güvenliği uzmanı ve saha sorumlularının rolü, kontrol önlemleri ve eğitim etkinliği gibi unsurlar da nitel analizle irdelenmiştir. Bulgular, en yüksek risk grubunun yüksekten düşme, elektrik çarpması ve makine kazaları olduğunu, bu alanlarda eğitim eksikliği ve denetim yetersizliklerinin belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, İSG yönetim sistemlerinin sahaya entegrasyonunun güçlendirilmesi, çalışan katılımının artırılması ve sürekli eğitim politikalarının geliştirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır.
  • Master Thesis
    Uluslararası Hukuk Açısından Nürnberg ve Tokyo Mahkemeleri
    (2025) Güven, Ataberk; Bayıllıoğlu, Uğur
    Uluslararası Ceza Hukuku, insanlık suçları, savaş suçları ve soykırımlar gibi büyük suçları cezalandırmayı amaçlayan bir hukuk dalıdır. Nürnberg Yargılamaları, uluslararası ceza hukukunun temellerini atarak, bireylerin hem devlet adına hem de kişisel olarak suçlu olabileceğini ortaya koymuştur. Tokyo Mahkemesi ise Asya'daki savaş suçlarını cezalandırmış ve bölgesel adaletin sağlanmasında önemli bir rol oynamıştır. Eski Yugoslavya ve Ruanda'daki savaş suçları için kurulan mahkemeler (EYUCM ve URCM), uluslararası ceza hukukunun uygulanabilirliğini göstermiş ve insanlık suçlarına karşı adaletin sağlanmasında katkıda bulunmuştur. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), daimî bir mahkeme olarak, tüm dünyada savaş suçları, soykırımlar ve insanlığa karşı suçlar gibi suçlarla mücadele etmektedir. Ancak UCM, devletlerin iş birliği eksiklikleri ve bazı suçluların yargılanamaması gibi zorluklarla karşı karşıyadır. Sonuç olarak, uluslararası ceza mahkemeleri, dünya çapında adaletin sağlanmasında kritik bir rol oynamakta, ancak daha etkili olabilmesi için devletlerarası iş birliği ve uluslararası hukuk normlarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Uluslararası ceza hukukunun gücünün arttırılması, insanlık suçlarına karşı mücadelede devamlılık sağlayacaktır.
  • Master Thesis
    Yaşam Olayları Envanteri Kullanarak Otobiyografik Belleği Araştırmak
    (2025) Fidan, Sinem; İnan, Aslı Bahar
    Bu çalışma, anagram çözme ve Yaşam Olayları Envanteri (LEI) yoluyla bilişsel akıcılığı manipüle ederek otobiyografik bellekteki açığa çıkma etkisini ampirik olarak araştırmayı amaçlamıştır. Açığa çıkma etkisi, özellikle katılımcılar anagram çözme gibi bir ön görevi tamamladıklarında, test öğesini 'eski' olarak sınıflandırma olasılığını artırarak, tanıma belleği görevlerinde güçlü bir şekilde gösterilmiştir. Bu çalışmada, anagram manipülasyonu, bilişsel akıcılığı artırmak ve açığa çıkma etkisinin otobiyografik bellek içinde nasıl işlendiğini incelemek için bir mekanizma olarak kullanılmıştır. Teorik çerçeve iki temel açıklamaya dayanmaktadır. Aşinalık yanlış atfetme hipotezi, bir görev sırasında (örneğin, anagram çözme) artan işleme akıcılığının yanlışlıkla önceki deneyime atfedildiğini ve bunun da öznel aşinalığın artmasına yol açtığını öne sürer. Uyuşmazlık atfetme hipotezi, zor bir anagram ya da zor bir problemi kolaylıkla çözmek gibi beklenmedik bir akıcılığın, işleme uyuşmazlığı yarattığını ve daha sonra bunun önceden görüldüğüne olan inancın yanlış bir şekilde atfedildiğini öne sürer. Basit aktivasyon temelli açıklamalardan farklı olarak, bu atfetme temelli açıklamalar, aşinalık yargılarındaki metabilişsel çıkarımları vurgular. İki deneyde (N = 165), katılımcılar Yaşam Olayları Envanteri'nden (LEI) alınan otobiyografik yaşam olayı cümlelerini anagramlı ve anagramsız (ön ipucu veya sadece cümle) koşulları altında değerlendirdiler. Bulgular, ilk deneyde anagram çözmenin neden olduğu bilişsel akıcılığın, anagramın cümle içinde görünmesine bağlı olarak, aşinalık derecesini güvenilir bir şekilde artırdığını gösterdi. Öte yandan, ikinci deneyde anagramın cümle öncesinde ön ipucu olarak görünmesinin, aşinalık derecesini istatistiksel olarak artırmadığını gösterdi. Bu sonuçlar, atıf süreçlerinin kişisel olarak anlamlı çocukluk anılarının oluşumunu ve erişilebilirliğini nasıl etkilediğini anlamaya katkıda bulunmakta ve otobiyografik bellekteki açığa çıkma etkisinin altında yatan bilişsel mekanizmaların karmaşıklığını vurgulamaktadır.
  • Master Thesis
    Yatay Su Alma Yapıları İçin Önerilen Kritik Batıklık Denklemlerinin Karşılaştırılması
    (2025) Al-Obaidi, Dalal Abdulkareem Hussein; Göğüş, Mustafa; Gökmener, Serkan
    Su alma yapılarında oluşan hava-sürükleyen girdaplar, su alma yapılarının işletilmesinde birtakım güçlüklere sebep olmakta, verim kayıplarına ve hidrolik ekipmanlarda olası hasarlara yol açabilmektedir. Bu çalışma, simetrik ve asimetrik yaklaşım akım koşulları altındaki yatay su alma yapıları için hava sürüklenmesini önlemek amacıyla gerekli düşey mesafe olan kritik batıklığın, Sc, tahminine odaklanmaktadır. Boyut analizi kullanılarak, giriş geometrisi, yaklaşım Froude sayısı, su alma yapısı Froude sayısı, Reynolds sayısı ve Weber sayısının kritik batıklığa olan etkileri analiz edilmiştir. Simetrik ve asimetrik yaklaşım akış koşulları için sırasıyla, farklı çalışmalardan alınmış, 409 ve 225 adet deney verisi, daha genel ve doğru ampirik denklemler türetmek amacıyla analiz edilmiştir. Analizler, su alma yapisi Froude sayısı ve geometrik parametrelerin boyutsuz kritik batıklık (Sc/Di) üzerinde baskın etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, türetilen ampirik denklemler istatistiksel olarak yüksek doğruluk sergilemiş ve R² değerleri sırasıyla simetrik koşullar için 0.988, asimetrik koşullar için ise 0.949 mertebelerinde elde edilmiştir. Tüm akış ve geometrik parametreleri dikkate alınarak oluşturulan ampirik denklemler, en tutarlı sonuçları göstermiştir. Buna karşılık, yalnızca (Fr)i dikkate alınarak türetilen denklemler, Sc/Di'nin tahmininde orta düzeyde doğruluk sağlamıştır. Bu denklemler literatürdeki benzer denklemlerle karşılaştırılmış ve önerilen denklemlerin küçük ve büyük ölçekli modellere ait ampirik denklemler arasında dengeli bir korelasyon sunduğu, ayrıca daha geniş bir hidrolik koşul aralığında daha iyi genellenebilirlik sağlayabileceği gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Ceza Muhakemesi Hukukuna Hakim Olan İlkeler Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı
    (2025) Yükselen, Berru; Aktaş, Batuhan
    Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı, hem ceza muhakemesine hakim olan ilkelerin gerçekleştirilmesi hem de başta adil yargılanma ve savunma hakkı olmak üzere, sanığa tanınan hakların kullanılması için önemli bir araçtır. Sanığın duruşmada hazır bulunması, ceza muhakemesinde hem hak hem de yükümlülüktür. Ancak kanun koyucu, kamu düzenini sağlamak, maddi gerçeğe ulaşmak, muhakemeyi kısa sürede ve az masrafla tamamlamak amacıyla, sanığın duruşmada hazır bulma hakkına istisnalar getirmiştir. Çalışmamızda istisnai hallerin hak ihlallerine sebep olup olmadığı incelenmiştir. Birinci bölümümüzde, ceza muhakemesinin amacı, ceza muhakemesine hakim olan ilkeler ve haklar açıklanmıştır. İkinci bölümümüzde sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin istisnai haller ve hak ihlallerine karşı başvuru yolları incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Gücün Bir Aracı Olarak Gayri-İnsanileştirme: Caryl Churchill'in Sirke Tom, Teleorman ve Kopyalar Oyunlarında Gözden Çıkarılan Bireyler
    (2025) Yılmaz, Suay; Ekmekçioğlu, Fatma Neslihan
    Caryl Churchill'in ortaya koyduğu tiyatro oyunları ele aldığı konuların çeşitliliği, bulunduğu dönemin güncel konularını yansıtmalarının yanı sıra bu eserlerde uyguladığı deneysel methodlarla da zengin bir yelpaze sunmaktadır. İşlediği pek çok konu ile beraber, Churchill, eserlerinde kötü muameleye maruz kalan bireylerin yaşadıklarına fazlasıyla yer vermiştir. Bu bireylere yapılan kötü muamelelerin arka planını da gösterirken Churchill'in oyunları aynı zamanda toplum içerisinde bazı bireylerin nasıl görüldüğü ve onlara ne şekilde muamale edildiği, ve var olan güç ilişkileri arasındaki bağlantıya da dikkat çeker. Bu bağlantı kapsamında, Churchill'in Sirke Tom (1994), Teleorman (2014), ve Kopyalar (2008) oyunlarında, bazı bireylerin gücü elinde tutanlar tarafından, insanlıklarını kaybetmeleri uğruna nasıl kurbanlaştırıldıkları ve cezalandırıldıkları gözlenebilir. Bu muamele gayri-insanileştirme kavramı olarak ele alınacaktır. Sirke Tom oyununda, ataerkil ve dini güçler 17. yy'da yaşayan uyumsuz kadın figürlerini kendi otoritelerini sağlamlaştırmak için gayri-insanileştirmektedir. Teleorman'da totalitaryen güç vatandaşları araçsallaştırmış ve onları mekanik varlıklara dönüştürmüştür. Kopyalar oyununda ise, ataerkil gücün yanı sıra kapitalist ekonominin gücü bireyleri kopyalama yoluyla gayri-insanileştirmektedir. Böylelikle, bu tez Caryl Churchill'in Sirke Tom, Teleorman, ve Kopyalar oyunlarında güç ilişkilerinin gözden çıkarılıp harcanabilir olarak atfettikleri bireyler üzerinde gayri-insanileştirmeyi bir araç olarak kullandıklarını ve bu yolla kendi otoritelerini sağlamlaştırdıklarını göstermeyi amaçlamaktadır.
  • Master Thesis
    Alt Kira Sözleşmesi ve Kira Sözleşmesinde Kullanım Hakkının Devri
    (2025) Ateş, Serkan; Oğuz, Cemal
    Kira sözleşmeleri esas itibariyle kiracıya sözleşmenin konusu olan kiralananı kullanmayı ve ondan yararlanmayı sağlayan, bunun karşılığında da kiracının kiraya verene kira bedeli ödemeyi üstlendiği sözleşmelerdir. Kiracı sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde kira sözleşmesinin konusu olan kiralananın tamamı veya bir kısmını üçüncü bir kişiye kiraya verebilmektedir. Bu serbesti konut ve çatılı iş yeri kiraları ile ürün kiraları açısından kiraya verenin yazılı rızasının alınması gerekliliğiyle bir miktar kısıtlanmaktadır. Alt kira sözleşmesi olarak adlandırılan bu sözleşme daha çok sosyal ve ekonomik gereksinimlerden kaynaklanmaktadır. Kiracı alt kira sözleşmesi yapmak suretiyle kiralananı kullanmadığı süre boyunca veya kiralananın kullanmadığı kısmını kiraya vererek kiracısı olduğu sözleşmeden kaynaklı kira bedelinin sebep olduğu maliyeti düşürme eğilimine gitmektedir. Alt kira sözleşmesi Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. Alt kira sözleşmesi hem bir alt sözleşme hem de bir kira sözleşmesidir. Bu nedenle de bu iki sözleşmenin özelliklerini barındırmaktadır. Alt kira sözleşmesinin yapılması bazı şartlara bağlanmıştır. Kiracının kiralananı üçüncü bir kişiye kiraya verirken bu şartlara uyması gerekmektedir. Bununla birlikte özellikle kısa süreli ve de turizm amaçlı konutların kiralanmasına ilişkin olarak son yıllarda yapılan yasal düzenlemeler alt kira ilişkilerinin kurulmasında bazı sorumluluklar ve kısıtlamalar da getirmiştir. Alt kira sözleşmesinin bir alt sözleşme olması nedeniyle alt kira ilişkisinde ikiden fazla taraf bulunmaktadır. Bu kapsamda da her bir tarafın sözleşmede yer aldığı konuma ilişkin olarak da bazı hakları ve borçları bulunmaktadır. Burada kiraya veren, kiracı ve de alt kiracının yer aldığı alt kira ilişkisinde bu ilişkinin taraflarının her birinin hakları ve borçları vardır. Bununla birlikte alt kira ilişkisinin kurulduğu hallerde her ne kadar aralarında sözleşmesel ilişki bulunmasa da kiraya veren ile alt kiracı arasında da kanundan doğan birtakım haklar ve borçlar bulunmaktadır. Borçlar Kanununda alt kira sözleşmesi ile aynı maddede düzenlenen kullanım hakkının devri, alt kira ile birlikte benzer özellikleri barındırmasına ve de aynı amaca hizmet ediyor gibi gözükse de birbirinden farklı kurumlardır. Bu farklılık taraflara farklı haklar vermekte ve de farklı borçlar yüklemektedir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından birisi olan arabuluculuk kurumu son yıllarda hukukumuzda geniş yer edinmiş olmakla birlikte alt kira sözleşmelerine bağlı olarak taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların çözümünde de yargı yoluna başvurmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Alt kira sözleşmesinin bir kira sözleşmesi olması sebebiyle kira sözleşmesini sona erdiren haller alt kira sözleşmesinin sona ermesi için de geçerlidir. Ayrıca asıl kira sözleşmesinin sona ermesinin de alt kira sözleşmesi üzerinde etkileri bulunmaktadır.
  • Master Thesis
    Tükenmişlik İle Bilgi Uçurma (Whistleblowing) Arasındaki İlişkide Örgütsel Bağlılığın Aracı Rolü: Ankara İli İnşaat Sektöründeki Bir İşletme Çalışanları Üzerine Araştırma
    (2025) Kaya, Aslıhan; Kılıç, Tamer
    Günümüzün küreselleşen ve hızla değişen iş dünyasında artan rekabet, teknolojik gelişmeler ve esnek çalışma düzenleri çalışanlar üzerinde önemli bir baskı unsuru oluşturmaktadır. Bu baskılar, iş yaşamında tükenmişlik sendromunun yaygınlaşmasına ve çalışanların psikolojik dayanıklılıklarının sınanmasına neden olmaktadır. Tükenmişlik, çalışanların duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda azalma gibi boyutlarda kendini göstermekte, bireylerin iş motivasyonunu ve bağlılığını olumsuz etkilemektedir. Öte yandan, çalışanların etik olmayan ya da yasa dışı faaliyetlere tanık olduklarında bunları yetkili mercilere bildirme davranışı olarak tanımlanan bilgi uçurma (whistleblowing) kavramı, örgütlerin şeffaflık, etik yönetim ve kurumsal sorumluluk anlayışları açısından kritik bir öneme sahiptir. Ancak bilgi uçurma, çalışan ve örgüt açısından farklı riskler ve sonuçlar da barındırmaktadır. Çalışanların örgüte olan bağlılık düzeyi, hem tükenmişlik sürecini hem de bilgi uçurma davranışını doğrudan etkileyebilmektedir. Yüksek bağlılığa sahip çalışanlar, örgüt hedeflerini benimseyerek sorunları iç mekanizmalarla çözmeye eğilimli olurken, bağlılık düzeyi düşük çalışanlar yaşadıkları tükenmişliğin de etkisiyle bilgi uçurma davranışına daha yatkın hale gelebilmektedir. Bu tez çalışması, özel sektör çalışanları bağlamında tükenmişlik ile bilgi uçurma arasındaki ilişkide örgütsel bağlılığın aracı rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada nicel yöntem benimsenmiş, veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Ankara ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren özel bir şirkette çalışan 216 kişiden Google Forms aracılığıyla veri toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda 10 uç değer analiz dışı bırakılmıştır. Tükenmişlik, bilgi uçurma ve örgütsel bağlılık düzeylerini ölçmek için geçerliliği kanıtlanmış ölçeklerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26.0 programı ile analiz edilmiş; verilerin güvenilirliği ve geçerliliği test edildikten sonra değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiş ve örgütsel bağlılığın aracılık rolünü belirlemek amacıyla PROCESS aracılık analizi yapılmıştır.. Araştırma sonucunda; söz konusu örgüt çalışanlarının tükenmişlik oranlarının düşük, içsel bilgi uçurma oranlarının dışsal bilgi uçurma oranına göre daha yüksek olduğu ve örgütsel bağlılıklarının da yüksek oranda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel bağlılığın, tükenmişlik ve bilgi uçurma arasındaki ilişkide kısmen bir aracı rol oynadığı ortaya konulmuştur. Bu durum, örgütlerin çalışan bağlılığını artırıcı stratejiler geliştirmesinin hem tükenmişlik düzeyini düşürmede hem de bilgi uçurma davranışlarını yönetmede kritik bir unsur olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, insan kaynakları yönetimi, örgütsel davranış ve iş etiği literatürüne katkı sunmakta ve uygulayıcılar için yol gösterici nitelik taşımaktadır.
  • Master Thesis
    Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Bağlamında Med-Arb (Arabuluculuk-Tahkim) Modeli
    (2025) Göksu, Güneş; Mazlum, İsmet
    Türkiye'de ticari ve hukuki uyuşmazlıkların çözümünde klasik dava süreçlerine alternatif arayışların artması, arabuluculuk ve tahkim yöntemlerinin birlikte uygulanabildiği Med-Arb modelini gündeme taşımıştır. 'Mediation–Arbitration' olarak da bilinen bu yöntem, tarafların öncelikle arabuluculuk sürecinde uzlaşma imkânı aramasını; uzlaşılamaması hâlinde ise tahkim yoluyla bağlayıcı bir karara ulaşmasını öngören hibrit bir çözüm mekanizmasıdır. Med-Arb, esnek yapısı ve çok aşamalı çözüm imkânı sayesinde, özellikle ticari nitelikli uyuşmazlıklarda zaman ve maliyet avantajı sağlaması bakımından dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, öncelikle alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kavramı, hukuki temelleri ve tarihsel gelişimi çerçevesinde incelenmiş; arabuluculuk ve tahkim yöntemleri, hem ulusal hem de uluslararası düzenlemeler ile uygulama örnekleri ışığında karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Devamında, arabuluculuk ile tahkimi bütünleştiren Med-Arb modelinin yapısı, işleyiş mekanizması, taraf iradesi üzerindeki etkileri ve farklı ülke hukuk sistemlerindeki düzenlemeleri analiz edilmiştir. Çalışma, ayrıca İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) başta olmak üzere çeşitli kurumsal aktörlerin Med-Arb'a ilişkin düzenlemelerini irdeleyerek, Türkiye'deki uygulanabilirlik alanlarını ortaya koymakta; bu süreçte karşılaşılabilecek hukuki ve pratik sorunları, mevzuat ve uygulama pratiği bağlamında tartışmaktadır. Çalışmamızda mevcut mevzuat, yargı kararları ve kurumsal düzenlemeler değerlendirilmiş; elde edilen bulgular, Med-Arb'ın Türkiye'de daha etkin ve güvenli şekilde uygulanabilmesi için önerilerle desteklenmiştir. Son olarak, Med-Arb'ın Türkiye'de ticari uyuşmazlık çözümünde, gelişmeye açık ve uygulanabilir bir model olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arabuluculuk, Tahkim, Med-Arb, Hibrit Uyuşmazlık Çözümü.
  • Master Thesis
    Yeraltı Petrol ve Doğal Gaz Boru Hatları Üzerindeki Sismik Aktivitelerin Etkilerinin Sayısal Olarak İncelenmesi
    (2025) Rubaye, Maryam Issa Hasan Al; Musawı, Ali Abdulhussein Abdulridha Al; Şengör, Mahmut Yavuz
    Bu araştırma, farklı özelliklere sahip ve çeşitli koşullara maruz kalan çelik boru hatları üzerindeki sismik aktivitelerin etkilerini incelemeyi ve karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Boru hatlarının korunması için büyük fay hareketlerini karşılayacak şekilde tasarlanmasına özellikle odaklanılmıştır. Gömülü boru hatları üzerinde, Rocscience-RS2 yazılımı kullanılarak iki boyutlu sayısal modelleme yapılmış ve yatay sismik yüklere maruz kaldıklarında boru ve zemin özelliklerinin boru tepkisi üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Tekli, çiftli ve üçlü boru hatları için boş veya basınçlı durumları göz önünde bulundurularak altı durum analiz edilmiştir; her bir analizde belirli bir parametre değiştirilmiş, diğerleri sabit tutulmuştur. Çalışma, boru kesiti çevresinde oluşan kesme kuvvetleri ve yatay deplasmanlara ilişkin analiz çıktıları üzerine yoğunlaşmıştır. Yazılımın ürettiği çıktılar, her durumu daha net anlamak için Microsoft Excel ve AutoCAD kullanılarak çizilmiştir. Son adımda, 2023 Türkiye depremi sonrası Irak-Türkiye boru hattına ilişkin bir durum çalışması gerçekleştirilmiş ve bulgularla yakın bir uyum gözlemlenmiştir. Sonuçların karşılaştırılması, RS2 kullanılarak yapılan sonlu eleman analizlerinin sismik olaylar altında boru hattı davranışını etkili bir şekilde analiz etmek için güvenilir olduğunu göstermektedir. Çünkü, Rocscience-RS2, boru hattı çeperinde herhangi bir noktadaki kuvvetleri hesaplayabilmekte ve borunun hareketini doğru şekilde modelleyebilmektedir. Ayrıca, tek yönlü bir deprem dalgasına (tek yönlü sarsıntı) maruz kalan boru hatlarının kuvvet ve deplasmanlarını belirleyebilmekte, modelin her yönü için ayrı değerler sunabilmektedir. Bu sayede özellikle eğimli arazilerde ve sahaya özgü sismisite durumlarında oldukça faydalı olmaktadır.
  • Master Thesis
    Uydu Görüntüleri Kullanılarak Kasırga Sonrası Hasarlı Binaların Sınıflandırılmasını İyileştirme
    (2025) Al-sumaidaee, Sarah Muayad Ismael; Görür, Abdül Kadir
    Özellikle afet sonrası senaryolarda, bina hasarını değerlendirmek için etkili ve doğru yöntemlere olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Geleneksel manuel inceleme zaman alıcı ve insan hatasına açık olduğundan, otomatik sistemlere olan ihtiyaç artmaktadır. Gelişmiş derin öğrenme modellerinden yararlanmak, görüntü sınıflandırmasının doğruluğunu ve hızını artırarak afetlere zamanında müdahaleye katkıda bulunabilir. Bu çalışma, görüntü verilerini kullanarak bina hasarı sınıflandırması için gelişmiş bir derin öğrenme modeli geliştirmeye odaklanmaktadır. Önerilen model, hem küresel hem de yerel özellikleri etkili bir şekilde yakalamak için transfer öğrenmesi için ResNet50'yi özel bir Evrişimli Sinir Ağı (CNN) ile birleştiren hibrit bir mimariden yararlanmaktadır. Kullanılan veri kümesi, farklı koşullar altında etiketlenmiş bina görüntülerini içermekte ve eğitim ve değerlendirme için çeşitli bir küme sağlamaktadır. Değerlendirme sonuçları, dengeli veri kümesinde %98,9, dengesiz veri kümesinde ise %98,01 doğruluk göstermiştir. Önerilen model, çeşitli modellerden daha iyi performans göstermiş ve farklı veri dağılımlarında sağlamlık göstermiştir. Çalışma, görüntü tabanlı sınıflandırma görevleri için transfer öğrenmesi ve özel olarak tasarlanmış CNN'leri birleştiren hibrit modellerin etkinliği hakkında bilgiler sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Attention Mekanizmaları ve Hibrit ViT-ResNet Mimarisi ile Gemi Görüntülerinin Çok Sınıflı Sınıflandırılması
    (2025) Ergün, Berkay; Arslan, Serdar
    Bu tezde, gemi görüntülerinin çok sınıflı sınıflandırılması için Vision Transformer (ViT) ve ResNetRS50 tabanlı hibrit bir model geliştirilmiştir. ViT yüksek seviyeli anlamsal bilgileri, ResNetRS50 ise düşük ve orta seviyeli mekânsal özellikleri çıkarmakta; bu iki yapı, dikkat (attention) mekanizmaları ve Gated Fusion katmanı ile birleştirilmektedir. Eğitim sürecinde MixUp ve CutMix veri artırma yöntemleri, Focal Loss ile bilgi aktarımı (distillation) kaybı, OneCycleLR zamanlayıcı, otomatik karma hassasiyet (AMP) ve model ağırlıklarının üssel hareketli ortalaması (EMA) kullanılmıştır. Sekiz gemi sınıfından oluşan veri kümesi üzerinde yapılan deneyler, önerilen mimarinin hem doğruluk hem F1 skoru açısından tek başlı CNN veya ViT modellerinden daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koymuştur. Sonuçlar, hibrit mimariler ve dikkat tabanlı füzyon stratejilerinin gemi sınıflandırma problemlerinde etkin bir çözüm sunduğunu göstermektedir.
  • Master Thesis
    Betonarme Binalarda Gerçekleştirilen Güçlendirme Projelerinin Mimari Projeler Üzerindeki Etkileri
    (2025) Sevindik, Turgay; Akan, Aslı Er
    Türkiye'nin aktif tektonik kuşak üzerinde yer alması, mevcut yapı stoğunun yüksek düzeyde sismik tehlikeye maruz kalmasına neden olmaktadır. Son yıllarda yaşanan yıkıcı depremler, yapıların önemli bir bölümünün güncel deprem yönetmeliklerine uygun inşa edilmediğini ve taşıyıcı sistem performanslarının yetersiz kaldığını açıkça göstermiştir. Bu durum, yalnızca yapısal güvenlik açısından değil; aynı zamanda afetlere dirençli kentleşme politikaları bakımından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Düşük malzeme kalitesi, yetersiz işçilik ve denetim eksiklikleri gibi niteliksel sorunlar da yapıların sismik dayanımını olumsuz etkilemektedir. Ekonomik kısıtlar ve toplumsal dinamikler göz önünde bulundurulduğunda, mevcut yapı stoğunun tamamının yıkılıp yeniden inşası kısa vadede uygulanabilir değildir. Bu nedenle, deprem güvenliğini artırmaya yönelik güçlendirme stratejileri, sürdürülebilir yapı yönetimi kapsamında öncelikli bir çözüm alanı olarak öne çıkmaktadır. Güçlendirme yöntemleri, yalnızca taşıyıcı sistemlerin rijitliğini ve enerji sönümleme kapasitesini artırmakla kalmaz; aynı zamanda yapıların bütüncül performansını da iyileştirmeyi hedefler. Yapı mühendisliğindeki teknolojik gelişmeler ve sayısal analiz teknikleri, yapı davranışının daha doğru modellenmesine ve müdahale kararlarının bilimsel temellere dayandırılmasına olanak sağlamaktadır. Bununla birlikte, betonarme yapıların güçlendirilmesi yalnızca mühendislik disiplini çerçevesinde ele alınmamalıdır. Bu müdahaleler, yapıların özgün mimari karakteri, mekânsal organizasyonu, estetik nitelikleri ve kullanıcı konforu üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler yaratmaktadır. Dolayısıyla, mimari tasarım ile yapısal müdahalelerin disiplinler arası ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekmektedir. Güçlendirme projeleri, teknik bir zorunluluğun ötesinde; mimari sürekliliğin korunması, kent estetiğinin gözetilmesi ve mekânsal kaliteye katkı sağlanması açısından da kritik öneme sahiptir. Bu tez çalışması, betonarme yapıların güçlendirme projelerinin mimari tasarım üzerindeki etkilerini çok yönlü olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada farklı güçlendirme yöntemlerinin mimari nitelikler üzerindeki etkileri ortaya konulmuş, bu etkilerin yapısal performansla ilişkisi değerlendirilmiş ve disiplinler arası bir entegrasyon modeli geliştirilmiştir. Bulgular, mimari ve yapısal kararların eşgüdümlü olarak ele alındığı; güvenlik, estetik bütünlük ve mekânsal kalitenin birlikte gözetildiği bir güçlendirme yaklaşımının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çalışma, yapıların hem teknik hem de mimari açıdan daha dirençli, yaşanabilir ve sürdürülebilir biçimde yeniden işlevlendirilmesine katkı sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Betonarme yapı, Güçlendirme stratejileri, Mimari tasarım, Deprem güvenliği, Disiplinler arası yaklaşım, Sürdürülebilir yapı dönüşümü