Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956
Browse
17 results
Search Results
Master Thesis Sivil itaatsizlik(2008) Eser, EyüpHukuk, insanlığın doğuşundan beri varolmuştur. Bu hukuku bulup ortaya çıkartmak ve ona hakkaniyet özelliğini vermek her zaman insana mahsus bir durum olagelmiştir. İnsanda ki bu niteliğin en büyük silahı Sivil itaatsizlik olmuştur. Fransız İhtilalinden sonra yazılmış bulunan anayasa bu durumu “Bu Anayasa İnsan Derisi ile Kaplıdır” sözü ile açıkça ortaya koymuĢtur. Sivil İtaatsizlik; şiddetin reddedildiği, kamuya çağrı özelliği taşıması ile Pasif Direnişten ayrılmaktadır. Sistemi tamamen reddetmemesi ile Anarşizm‟den de ayrılan bu kavram, nevi şahsına münhasır özellikler göstermektedir. Bu çalışmada, yüzyıllardır uygulanan bu eylemsel duruşu inceleyerek onu çeşitli açılardan analiz ve yorumlara tabii tutacağız. İlk olarak, Sivil İtaatsizliğin şartları ve tanımı ile açılacak olan bu çalışma, bu kavramın uygulayıcı ve teorisyen temelinde öncülerinin anlatılması ile devam edecek. Daha sonra, kavramımızın da dahil olduğu Direnme Hakkı ve onun tarih de ve hukuki metinlerde yer alış biçimlerini inceledikten sonra nihayet, dünya da ve ülkemizde ortaya konulmuş bulunan ve Sivil İtaatsizlik özellikleri taşıyan eylemlerin neler olduğuna kısaca değineceğiz.Master Thesis Örgütlü Suçlarla Mücadelede Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesi(2008) Çetinkaya, MustafaTeknolojinin ilerlemesi ve yeni suç alanlarının ortaya çıkmasıyla birlikte örgütlü suçluluğun mevcut hukuk düzenleri üzerindeki baskısı artmış, bunun sonucunda örgütlü suçlulukla mücadele etmek amacıyla devletler yeni yöntemler arayışı içerisine girmişlerdir. Bu bağlamda devletler gerek ulusal ve uluslararası hukukta bir takım düzenlemeler yaparak yeni koruma tedbirleri kabul etmişlerdir. Bu koruma tedbirlerinden birisi de niteliği itibariyle kişi hak ve hürriyetlerine müdahale teşkil etmekle birlikte, örgütlü suçlulukla mücadelede en etkili yöntemler arasında gösterilen gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbiridir. Kanun koyucular, bu tedbirin sahip olduğu özellik sebebiyle, örgütlü suçlulukla mücadelede başka surette delil elde edilememesi halinde uygulanabileceğini kabul etmişlerdir. Bununla birlikte gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirinin uygulanabileceği suçları da, diğer suçlardan ayırarak, niteliği gereği daha ağır neticelere sebep olabilecek suçlarla sınırlandırmışlardır. Bu sınırlandırmaya dâhil olan suçları belirtmek için bir katalog içerisinde sayma yolu kullanılabildiği gibi, bu suçların genel ilkelerini belirterek kapsamının kanunu uygulayanlar tarafından belirlenmesi yolu da tercih edilmiştir. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirinin sadece kanunla düzenlenebilmesi, burada görev alan kişinin de kanun çerçevesinde hareket etmesi ve delil toplamasını gerektirir. Aksi takdirde, kanunun kabul etmediği yöntemler kullanılarak delil elde edilmesi halinde, bu deliller hukuka aykırı delil olarak nitelendirileceği için ceza yargılamasında kullanılamaz. Gizli soruşturmacının görevi yerine getirirken suç işlemesi halinde bu suç sebebiyle sorumlu tutulup tutulamayacağı maddi ve şekli ceza hukukunda yer alan düzenlemelerle aydınlatılmaya çalışılmıştır.Master Thesis Kamu ihale kurumu’nun kuruluşu, organik yapisi, işleyişi ve işlevsel özellikleri(2009) Akkurt, MelihThe principal subject of the Public Procurement Authority which is established with 4734 Numbered Public Procurement Law is to perform the public procurements according to the regulation and developing the procurement policies without being posed to political impressions that will prevent the economy to politicize, although the Authority is an independent, autonomous and objective, making an amendment in the draft while the Public Procurement Authority is a draft for considering the political balances in the Council performance and entering into force and furthermore deciding to create the Authority as a result of “global consensus”, has made the Authority – politics relation‟s examining an obligation. So, in our study we examined especially Public Procurement Authority‟s autonomous and objective structure and whether it is an Independent Administrative Authority by means of regulation function and especially its place against legislation and execution powers. Despite the Public Procurement Law has entered into force at 01.01.2003, it has changed 16 times. The latest amendment that was done with 5812 numbered Law, the procedure of investigating the claims has removed, expanding the 3rd article which the exceptions are regulated regarding the duty are of the Authority and making the exception a rule, removing the authorization of the Authority regarding the ex officio investigation about the complain applications and increasing the complaint application costs as not acceptable for right to legal remedies has decreased the functionality of the Law.Master Thesis Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi(2009) Karaman, ŞeymaArsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi borçlar kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş olan bir sözleşme tipi değildir. Borçlar kanunu’nda düzenlenmiş olan istisna (eser) sözleşmesi ile taşınmaz satım sözleşmesinin unsurlarını barındıran karma nitelikli bir sözleşmedir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde sözleşmenin taraflarından arsa (iş) sahibi arsanın belirli paylarını müteahhide devretmek borcu altına girmekte, müteahhit ise arsa üzerine inşa edeceği binanın belirlenen bağımsız bölümlerini arsa sahibine teslim etme borcunu üstlenmektedir. Dolayısıyla tarafların karşılıklı olarak sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükleri mevcuttur. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde eserin ayıplı olması halinde müteahhidin ayıba karşı tekeffül borcu doğar ve arsa sahibi bundan doğan haklarını kullanabilir. İmkansızlık hallerinde sözleşme sona ereceği gibi sözleşmeye aykırı davranan veya edimini ifada temerrüde düşen taraf hakkında edim alacaklısı sözleşmeyi feshedebilir.Master Thesis Tıbbi müdahale ve tedavide malpraktisten doğan hukuki sorumluluk(2009) Günday, RezzanBu araştırma, tıbbi müdahale ve tedavinin her basamağındaki tıbbi malpraktisin incelenmesini içerir. Tıbbi malpraktiste asıl sorumluluk doktor’a ait olmakla birlikte adam çalıştırma sorumluluğu ile yardımcı personele ya da hizmet kusuru ile sağlık hizmeti sunucusuna gitmenin hukuki yolları araştırılmıştır. İlk bölümde Tıbbi Müdahale Tedavi’nin tanımı ve tarihinde sonra sözleşmedeki yerine değinilmiştir. Sağlık hizmeti sunucusunun özel ya da kamu hizmeti olması durumundaki değişen sorumluluklar anlatılmıştır. İkinci bölümde tıbbi malpraktisin tanımı, tarihi gelişimi ve hukukumuzdaki yeri incelenmiştir. Araştırmamızın asıl konusu olan tıbbi malpraktisin her basamaktaki hukuki sorumluluk ayrı ayrı incelenmiştir. Doktorun hukuki sorumluluğunun paylaştırılması esasında ilaç üreticisinin ve eczacının sorumluluğuna gidilmesinin esasları değerlendirilmiştir. Tıbbi malpraktiste “aydınlatılmış Onam” tüm ayrıntılar ve bu belgedeki doktor, hastane, yardımcı personelin kusurları ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Doktorun sorumsuzluğuna neden olan tıbbi bir kavram olan komplikasyon incelenerek, hangi durumlarda kusur, hangi vakalarda komplikasyon ile kusursuzluğa gidileceğine değinilmiştir.Tıbbi malpraktisin önlenmesinde hem hukuki hem de ekonomik gerekçeler incelenmiştir. Ülkemizde henüz tam anlamıyla yerine getirilmeyen, raporlama ve kayıt sisteminin gerekliliği, tıbbi malpraktis sigorta sisteminin aşama ve usulleri V. Bölümde yer almıştır. Tüm dünyada tıbbi malpraktisin minimuma indirilmesinde öngörülen sigortalama sistemine değinilmiştir.Master Thesis Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden hak kazanan üçüncü kişinin hukuki durumu(2009) Coşkun, GürkanÇalışmamızın konusu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden hak kazanan üçüncü kişilerin hukuki durumudur. Çalışmamız üç bölüm altında incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, üçüncü kişinin kazanımının dayanağını oluşturan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi incelenmiştir. Bu incelemeye dayanılarak, üçüncü kişinin hak kazanım biçimleri tespit edilmiş ve bunların sonuçları değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin sona ermesi durumunun üçüncü kişiler bakımından sonuçları incelenmiştir. İlk olarak, uygulamada sıklıkla görülen yüklenicinin temerrüdü nedeniyle sözleşmenin sona ermesinin sonuçları ve üçüncü kişinin kazanım biçimi de göz önüne alınarak, üçüncü kişinin kazanımı sorunu üzerinde durulmuş; ikinci olarak ise ifa imkansızlığının üçüncü kişinin kazanımına etkileri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin Şekil koşuluna ve geçersizliğine değinildikten sonra, Şekil eksikliği nedeniyle geçersiz sözleşmenin geçerli bir sözleşme gibi sonuç doğurması durumu incelenmiş ve söz konusu durumların üçüncü kişi bakımından sonuçları belirlenmiştir.Master Thesis Konut finansmanı (mortgage) sözleşmesi tüketicinin korunması hakkında kanun kapsamında bir inceleme(2009) Özyılmaz, GülşenKonut finansmanı sistemi ülkemizde 5582 Sayılı Konut Finansmanı Sistemine ilişkin çeşitli Kanunlarda değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 21.02.2007 Tarihinde yürürlüğe girmesi ile uygulama alanı bulmuştur. Konut finansmanı sözleşmesi hukuki niteliği itibariyle, tüketicinin konut edinmesi amacı ile kredi veren kurumun kredi temin ettiği, temin edilen kredi nedeniyle tüketicinin kredi veren kuruma borçlandığı ve bu borca karşılık kredi veren kurum lehine, sözleşmeye konu olan gayrimenkul üzerine ipotek tesis edildiği tam iki tarafa borç yükleyen bir tüketici kredisidir. Konut finansmanı sözleşmesinin tüketici ve konut finansmanı kuruluşu olmak üzere iki tarafı bulunmaktadır. 5582 Sayılı Kanun ile tarafların hak ve yükümlülükleri düzenlenmiş, bu sayede sisteme işlerlik kazandırmak amaçlanmıştır. Konut finansmanı sözleşmesi, sözleşmenin taraflarca eksiksiz olarak ifa edilmesi, ölüm, fiil ehliyetinin kaybı, iflas ve sözleşmenin feshi ile sona ermektedir. Sözleşmenin sona ermesi ile tarafların birbirinden olan tüm hak ve alacakları sona ermektedir. Konut finansmanı sözleşmesi bir tüketici kredisi niteliğinde olduğundan sözleşme nedeniyle taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda görevli mahkeme tüketici mahkemeleridir. Konut finansmanı sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme ise kural olarak davalının ikametgahı mahkemesidir. Ancak sözleşme ile konut finansmanı sözleşmesinden doğacak uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin belirlenmesi de mümkündür. 5582 Sayılı Kanun ile yapılan düzenlemelerle konut finansmanı sisteminin sağlıklı bir Şekilde uygulanması amaçlanmıştır. Ancak konut finansmanı sisteminin ülkemizde başarı ile uygulanabilmesi ülkedeki ekonomik istikrarın varlığı ile doğru orantılıdır.Master Thesis Eser sözleşmesinde ayıplı ifa nedeniyle iş sahibi ve yüklenicinin karşılıklı sorumlulukları(2009) Hatipoğlu Ünsal, AyşeGünümüz ticari hayatının en önemli hukuksal düzenlemelerinden olan Eser sözleşmesi (istisna Akdi), iş sahibi ile yüklenici (müteahhit) arasındaki İlişkileri düzenlemektedir. İş sahibine teslim ederin çeşitli nedenlerden dolayı Ayıplı olması, Eser sözleşmesi kapsamında ele alınan önemli bir konu başlığıdır. Bu tez çalışmasının esas konusu, Eser sözleşmesi kapsamında, iş sahibi ve Yüklenici ayıplı ifa nedeniyle karşılıklı sorumluluklarıdır. İş sahibi ve Yüklenicinin karşılıklı sorumlulukları, kapsamlı bir literatür taraması, yargı Kararları ve doktrindeki görüş ayrılıkları bağlamında incelenmektedir.Master Thesis Türk hukukunda andlaşmaların yapılmasi ve yargısal denetim(2009) Höbek, TufanUluslararası hukuk ile iç hukuk arasındaki ilişki Türk hukuku açısından tartışmalı bir husustur. Bununla birlikte, andlaŞmalara kanun hükmü kazandırmakla Türk Anayasası uluslararası hukuk-iç hukuk farklılığını inkâr eden birci anlayışa yaklaşmıştır. Ayrıca, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen andlaşmalar ile kanunlar arasında çıkabilecek uyuşmazlıkta andlaşma hükümlerinin esas alınacağını öngören 2004 tarihli Anayasa değişikliği bağlamında uluslararası hukuk iç hukuk karşısında üstün hale gelmştir. Bu çalışmada, andlaşmaların Türk hukukundaki yerini belirleyebilmek için öncelikle uluslararası hukuk-iç hukuk ilişkilerine dair kuramsal görüşlere ve karşılaştırmalı incelemeye yer verilmiŞ, Türk yargı organlarının konuya ilişkin örnek kararları ele alınmış, daha sonra, andlaşmaların yapılmasına ilişkin olarak uluslararası usûle ve bu alanda Türk hukukunda geçirilen aşamalara değinilmiştir.Tez çalışmasının diğer konusunu, andlaşmaların yargısal denetimi teşkil etmektedir. Bu bağlamda, yargısal denetim imkânlarının bulunup bulunmadığı ve yargısal denetimin andlaşma üzerinde mi, yoksa andlaŞmanın onaylanmasını uygun bulan kanun ya da andlaşmayı onaylayan kararname üzerinde mi icra edilmesi gerektiği tartışılmış, bu konudaki öğretiye ve karşılaştırmalı incelemeye yer verilmiş, ayrıca, Anayasa Mahkemesinin ilgili kararı tartışılmıştır. Bu, bahsekonu yasal ve idarî işlemlerin yargısal denetimini gerektirmiŞtir. Bunun yanı sıra, idarî mahkemelerin hukuksal uyuşmazlıkları çözerken andlaşma hükümlerini nasıl esas aldığı hususuna değinilmiştir. Çalışmadaki sonuca, hukukun her zaman çözüm üreteceği anlayışından hareketle varılmıştır.Master Thesis Yüce divan makamı olarak anayasa mahkemesi(2009) Tekeş, Kerem ÇetinGenel yargı sistemimizin bir istisnası olarak kurumsallaşan Yüce Divan, Anayasanın 148. maddesine göre, cumhurbaşkanını, başbakan ve bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başkan ve üyelerini, başsavcılarını ve Cumhuriyet başsavcıvekilleri ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini göreviyle ilgili suçlarından dolayı yargılamaya yetkilidir. Yüce Divan yargılamasının Anayasa Mahkemesi tarafından yerine getirilmesi, bu görevin ilk olarak Anayasa Mahkemesi tarafından yerine getirilmesini öngören 1961 Anayasası‟ndan beri sürekli tartışma konusu olmuştur. Özellikle, 2004 yılından sonra görülen davalar neticesinde açıkça anlaşılmıştır ki Mahkeme‟nin Başkan ve üyelerinin atanması, nitelikleri, mesleki formasyonları ve kararlarının kesin olması hususları göz önüne alındığında, bu görevin Anayasa Mahkemesi tarafından yerine getirilmesi adil yargılamanın gerçekleşmesi bakımından sakıncalı olmakta; ayrıca, Mahkeme‟nin zaten yoğun olan iş yükünü daha da artırmaktadır. Yüce Divan heyetinin oluşumu, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında karşılaşılan sorunların somut olaylarla da geniş bir şekilde açıklandığı çalşmamızda, bu görevin Yargıtay tarafından yerine getirilmesinin gerek adil yargılamanın gerçekleşmesi, gerekse de kamu vicdanının tam olarak tatmin edilmesi bakımından yerinde olacağı kanaatindeyiz.
