Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956
Browse
40 results
Search Results
Master Thesis İşçi sendikası yöneticiliği ve güvenceleri(2023) Bilgi, ÖmerTarihsel süreç içinde sanayi devrimi, küreselleşme gibi gelişmeler karşısında çalışma koşulları ağırlaşan işçiler, örgütlenmeleri halinde haklarını daha iyi koruyabilecekleri düşüncesi ile sendikalaşma hareketlerini başlatmıştır. Başlangıçta çeşitli baskılara maruz bırakılan sendikalaşma hareketleri zamanla yasal zemine kavuşmuş; çalışma bilincinin artmasıyla daha da güçlenmiştir. İşçiler sendikaya üye olmanın yanı sıra sendikanın faaliyetlerine ve yönetimine katılma hakkına sahiptir. Demokratik örgütler olan sendikalarda, sendikanın temsil ve iradesini üstlenen yönetim kurulunun üyeleri kural olarak seçimle göreve gelir. Ancak işçilerin yönetime katılma hakkını tam anlamı ile kullanabilmeleri için birtakım güvencelere sahip olması gerekmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde; sendika kavramından başlayarak sendikalara ilişkin temel kavramlar, sendika türleri, sendikalara ilişkin ilkeler incelenerek sendikal özgürlük incelenecektir. İkinci bölümünde, sendika yöneticiliği kapsamlı olarak ele alınarak, sendika yöneticisi olma koşulları, türleri ve yöneticiliğin sendikalardaki fonksiyonu incelenecektir. Üçüncü bölümde sendika yönetim kurulunun oluşumu, seçilebilme yeterliliği, seçimlere ilişkin hususlar ele alınacaktır. Son bölümde ise sendika yöneticilerine tanınan güvenceler ve sonuçları emsal yargı kararları doğrultusunda değerlendirilecektir. Çalışmanın amacı, işçi sendikası yöneticiliği ve güvencelerini ayrıntılı bir biçimde ele alarak, sendikal bilincin artırılmasına katkı sağlamaktır.Master Thesis Singapur Sözleşmesi kapsamında arabuluculuk sonucunda yapılan milletlerarası sulh anlaşmalarının icra edilebilirliği(2023) Çetin, ErcanArabuluculuk, gelişen dünya düzeninde yaşanacak uyuşmazlıkları en kısa zamanda çözüme kavuşturabilecek bir alternatif çözüm yollarından birisidir. Arabuluculuk sonucu yapılan milletlerarası nitelik taşıyan sulh anlaşmalarının başta devletlerde icra edilebilirliğini sağlamak üzere "Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Uluslararası Sulh Anlaşmalarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi" kabul edilmiştir. Singapur Sözleşmesi olarak da bilinen bu sözleşme, alternatif çözüm yöntemlerinden biri olan arabuluculuğun milletlerarası platformda geliştirilmesini sağlayacak bir sözleşme olarak görülmektedir. Bu çalışma ile Singapur Sözleşmesinin uygulamada yaşanabilecek fayda ve eksikleri incelenmeye çalışılacaktır.Master Thesis Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesi halinde değer artış payı ve artık değere katılma(2023) Şahin, Alperen01/01/2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin kural yani yasal mal rejimi olacağını düzenleyerek 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin düzenlemiş olduğu yasal mal rejimi olan mal ayrılığından vazgeçmiştir. Yapılan bu değişiklik ile özellikle eve emeğiyle katkı sağlayan kadın eşin bu emeğinin karşılığını mal rejimi sona erdikten sonra alabilmesi amaçlanmıştır. Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi eşlerden birinin ölümü, eşlerin boşanmaları, evliliğin iptali veya eşlerin başka bir mal rejimini seçmeleriyle sona erecektir. Eşler arasında uygulanan edinilmiş mallara katılma rejimi sona erdiği takdirde eşlerin birbirlerinden talep edebilecekleri alacak kalemleri ortaya çıkacaktır. Edinilmiş mallara katılma rejimi devam ederken eşlerin diğer eşin malvarlığında bulunan bir mala yönelik olarak o malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunması halinde 227. maddede düzenlenmiş olan değer artış payı alacağına hak kazanacak ve bu alacağına mal rejiminin tasfiyesi sonucunda ulaşabilecektir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesi halinde eşlerin talep edebilecekleri bir diğer alacak kalemi olan artık değere katılma alacağı için gerekli olan tek şart ise eşler arasında bu mal rejiminin uygulanmış olmasıdır. Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesi halinde artık değere katılma alacağına hak kazanacak eşin değer artış payı alacağında olduğu gibi doğrudan doğruya bir katkısının olması gerekmemektedir. Bu durum edinilmiş mallara katılma rejiminin en önemli özelliğidir. Anahtar Kelimeler: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Sona Ermesi, Değer Artış Payı Alacağı, Artık Değere Katılma Alacağı.Master Thesis Bir kamu vesayeti organı olarak vasi ve vasinin hukuki sorumluluğu(2022) Tuncay, Burak4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Aile Hukuku kitabının üçüncü kısmında düzenlenmiş olan vesayet kurumu, esas itibariyle velayet kurumunun kanun yoluyla ihdas edilmiş hukuki bir ikamesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kişisel ve ekonomik menfaatlerini koruma gücünden mahrum ve velayet koruması altında bulunmayan küçükler ile ergin olmakla birlikte velayet altına alınamayan korunmaya muhtaç durumdaki kişilerin korunmasını amaçlayan vesayet kurumu, koruma görevini birtakım organlar vasıtasıyla yerine getirmektedir. Bu çalışmada genel itibariyle vesayet kurumu ve vesayet hukukuna egemen olan ilkelere ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra vesayet kurumunun asli nitelikli organı olarak vasi ve vasinin görevlerine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Bu bağlamda TMK'da detaylı şekilde düzenlenmiş olan vasinin görevlerinin yanı sıra anılan görevlerden dolayı vasinin hukuki sorumluluğu incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca kanun koyucu tarafından ihdas edilmiş olması ve bu bakımdan bir kamu hukuku kurumu olmasından dolayı devletin hukuki sorumluluğuna dair değerlendirmelere de yer verilmiştir. Uygulamada vasi ile vesayet altına alınan kişi arasındaki akrabalık ve benzeri nitelikteki organik bağlar nedeniyle vasinin hukuki sorumluluğunun etkili şekilde uygulanması söz konusu olmamaktadır. Bununla birlikte devletin sorumluluğu hususu vesayet hukuku bağlmanıda en etkin sorumluluk türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu surette çalışmanın sonuç kısmında vesayet kurumunun TMK'da öngörüldüğü şekilde etkin bir işlevselliğe kavuşturulması için önerilere de yer verilmiştir.Master Thesis Eser sözleşmesinde eksik ifa ve hukuki sonuçları(2021) Karademir, İremEksik ifa, Türk Hukukunda açıkça belirtilmemekle birlikte, öğretide yüklenici tarafından, sözleşmede kararlaştırılan ya da dürüstlük kuralı gereği yapılması gereken işlerin bir kısmının hiç yapılmaması şeklinde tanımlanmaktadır. Çalışmamızda, eser sözleşmesi ve yüklenicinin borçları incelendikten sonra eksik ifanın açıklanabilmesi için eksik ifanın kavramı, benzer kavramlar ile karşılaştırması, eksik eserin teslim edilip edilemeyeceği meselesi, eksik ifa halinde eksikliklerin tabi olacağı hükümler, eksik ifaya rağmen teslimin gerçekleştiği hallerde iş sahibinin sahip olacağı haklar incelenmiştir. Eksik ifa kavramı bakımından özel bazı haller ve öğretide yer alan tartışmalı görüşler ile uygulamada sıkça eksik ifa kavramının daha çok ayıplı ifa karıştırılması nedeniyle ortaya çıkan farklılıklar incelenmiştir. Çalışmamız ile amaçlanan eksik ifa nedeniyle iş sahibi lehine ortaya çıkan hak ve alacaklar hakkında, yargı kararları çerçevesinde uygulanan hükümlere göre açıklık getirmektir.Master Thesis Milletlerarası Özel Hukukta haksız fiil bağlamında kişisel verilerin korunması(2022) Coşkun, CemrenurKişisel veri, kimliği belli bir kişi ile ilişkilendirilebilen her türlü bilgidir. Kişisel veriler, günümüzde ekonomik bir değer taşımakta olup gelişen teknoloji karşısında kişisel verilerin işlenmesi giderek kolaylaşmaktadır. Bu sebeple de işlenen kişisel veri miktarı katlanarak artmaktadır. Bu durum kişisel verilerin korunması ile ilgili düzenlemelerin getirilmesini gerekli kılmıştır. Kişisel verilerin korunması hakkı, Türk hukukunda kişilik hakkı kapsamında yer almaktadır. Kişisel verilerin işlenmesi suretiyle gerçekleşen kişilik hakkının ihlâli, haksız fiil sorumluluğunu doğurabilmektedir. Dijitalleşme ile kişisel verilerin uluslararası dolaşımı gün geçtikçe artmakta ve bu durum haksız fiil bağlamında kişisel verilerin korunması hakkı ihlâllerinden kaynaklanan yabancı unsurlu uyuşmazlıkları da arttırmaktadır. Kişisel verilerin işlenmesinden kaynaklanan yabancı unsurlu uyuşmazlıklara uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecektir. Kişisel verilerin işlenmesi veya kişisel veriler hakkında bilgi alma hakkının sınırlandırılması yolu ile kişilik hakkı ihlâline uygulanacak hukuka ilişkin bağlama kuralı, MÖHUK m. 35/3 hükmü ile özel olarak düzenlemiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ise MÖHUK m. 40 gereğince, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına göre tayin edilecektir.Master Thesis Sosyal medyada kişiliğin korunması(2022) Gülkanat, MelisGünümüzde teknolojinin gelişmesiyle beraber sosyal medya kullanımı artmıştır. Sosyal medya artık bir iletişim aracı, gelir kapısı, sosyalleşme ortamı haline de gelmiştir. Sosyal medya kullanımının artması ve bu platformlarda kişilerin fotoğraf, video, ses, yazı vb. içerikleri paylaşması nedeniyle kişilik hakkına saldırılar oluşmaya başlamıştır. Sosyal medya yoluyla yapılan saldırılar suç teşkil etmekle birlikte aynı zamanda haksız fiile de neden olmaktadır. Sosyal medya yoluyla kişiliğe karşı yapılan saldırılar kişilik hakkının ihlaline yol açmakta olup bu nedenle kişiler, Türk Medeni Kanun'un kişilik hakkının korunmasına ilişkin hükümlerine göre hukuki koruma yollarına başvurabilecektir. Bunun yanı sıra sosyal medya yoluyla kişilik hakkı ihlallerinde daha etkin bir koruma yolu sağlamak amacıyla 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile özel hükümler çerçevesinde de koruma altına alınmıştır. Sosyal medya ve sosyal medya platformlarında yapılan kişilik hakkı ihlalleri ve bu ihlallere karşı başvuru yolları güncel bir konu olması sebebiyle oldukça önem arz etmektedir. Bu nedenle 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 29 Temmuz 2020'de Meclis'te kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2020'de Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Uzun zamandır gündemde olan ve toplumda sosyal medya kanunu olarak anılan bu düzenleme ile birçok esaslı değişikliğe gidilmiştir. Bu çalışmada kişilik hakkının konusunu oluşturan değerler, sosyal medya ve süjeleri ve sosyal medya yoluyla yapılan kişilik hakkı ihlallerine karşı Türk Medeni Kanunu ve 5651 Sayılı Kanun kapsamında başvurulabilecek hukuki koruma yolları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sosyal Medya Süjeleri, Kişilik Hakkı, Kişilik Hakkı İhlali, Kişiliğin Korunması, 5651 Sayılı KanunMaster Thesis Yabancıların Türkiye'de çalışma hakkından yararlanma hak ve hürriyeti(2022) Eyibilen, Fatma AslıhanYabancıların çalışma izinleri, devletlerin egemenlik yetkisinin kapsamında yer alan bir konu olması nedeniyle her devletin konuyu düzenlemesi farklıdır. Türk hukukunda, bir yabancı eğer kanun ya da uluslararası sözleşme ile çalışma izni almaktan muaf tutulmamışsa, Türkiye'de çalışabilmek için çalışma izni ya da çalışma izni muafiyeti almak zorundadır. Yabancıların çalışma izinlerinin nasıl düzenleneceği, nasıl değerlendirileceği ve başvuru usullerinin nasıl olacağı konusunda 2016 yılında 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu çıkartılmıştır. Kanun hem genel olarak başvuru usullerini düzenlemekte hem de gerek statüsü gerek yaptığı iş nedeniyle özellik arz eden yabancıların farklı hükümlere tabi olmasını öngörmektedir. Ayrıca uygulama açısından pek çok sıkıntıya sebebiyet veren çalışma izni almaksızın çalışan yabancıların, yabancılar hukuku bakımından hangi yaptırımlara tabi olacağını belirtmektedir.Master Thesis Mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğu(2022) Ayalp, Ridade TubaMiras hukukunun temel kavramlarından biri olan tereke, ölen bir kişinin geride bıraktığı; intikale elverişli mallarının, haklarının, alacak ve borçlarının tümünü ifade etmektedir. Mirasbırakan, ölüm olgusunun gerçekleşmesi neticesinde malvarlığını mirasçılarına intikal ettiren gerçek kişidir. Gerçek bir kişinin ölmesi ya da kişiliğinin sona ermesi neticesini doğuran olayların gerçekleşmesiyle miras açılır. Mirasın açılması neticesinde de, mirasbırakanın terekesinde yer alan haklar ve borçlar mirasçılara intikal eder. Türk miras hukukunda mirasın kazanılmasında kabul edilen kendiliğinden iktisap ilkesince, mirasçının terekeyi kazanmasında herhangi bir irade açıklaması aranmayacaktır. Ayrıca Türk miras hukukunda kabul edilen bir diğer ilke olan külli halefiyet ilkesince de, mirasbırakanın ölümüyle terekedeki hak ve borçlar bir kül halinde mirasçılara intikal edecektir. Bu iki ilke neticesinde mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle hak ve borçlarına sahip olacaklardır. Mirasçılara intikal eden mirasbırakanın borçları tereke içerisinde yer alarak; terekenin borcunu oluşturacaktır. Bu borçlar; mirasbırakanın ölümü anında mevcut olan borçları ve ölümünden sonra ortaya çıkan borçlarıdır. Mirasçılar bu borçlardan kanundan doğan miras ortaklığı neticesinde müteselsilen sorumlu olmalarının yanı sıra şahsi malvarlıklarıyla da sorumlu olacaklardır. Anahtar Kelimeler: Mirasbırakan, Mirasçı, Tereke, Tereke Borçları, Miras Ortaklığı, Müteselsilen ve Şahsi Malvarlığı ile Sorumluluk.Master Thesis Kesinleşmeden icraya konulamayacak ilamlar(2022) Bülbül, SerhatHukukumuzda derece mahkemeleri tarafından verilmiş olan kararlara karşı kanun yoluna başvurulmuş olsa da ilam alacaklısı kural olarak ilamlı icra yoluna başvurmak suretiyle henüz kesinleşmemiş olan ilamın icrasını sağlayabilmektedir. Bazı ilamların kesinleşmeden icra edilmesi durumunda ise birtakım olumsuzluklar meydana gelebilmektedir. Bu nedenle bu tür ilamların kesinleşmeden icra edilememesi uygulamaları ortaya çıkmıştır. Kanun koyucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda öngördüğü düzenleme ile bazı ilamların icra edilebilmesini kesinleşme şartına bağlamıştır. Ayrıca bazı özel kanunlarda da ilamların icra edilebilmesi açıkça kesinleşme şartına bağlanmıştır. Bunun yanında Yargıtay kararları doğrultusunda kesinleşmedikçe icra edilmeyen ilamların kapsamı genişletilmiştir. Çalışmamızda; ilamlı icra hakkında genel bilgi, kesinleşme kavramı ve kesinleşmeden icra edilememe uygulamasının amacı ele alındıktan sonra, farklı hukuk alanları kapsamındaki kesinleşmeden icra edilemeyen ilamlar, mevzuat ve Yargıtay kararları ışığında incelenmiştir. Son olarak, kesinleşme şartına bağlı olan bir ilamın kesinleşmeden icraya konulması halinde başvurulabilecek hukuksal çare olarak şikâyet yolu ele alınmıştır.
