Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956
Browse
2 results
Search Results
Master Thesis In Which Organizational Culture Do Employees with Dark Personality Traits Show Organizational Commitment? The Mediating Role of Perceived Person-Organization Fit(2026) Baykal, Ece; Köse, Aslı GöncüKaranlık olan anlaşılmadan, berrak bir kavrayış mümkün müdür? Son yıllarda Karanlık Üçlü literatüründe, bireysel düzeyde 'karanlık' olarak nitelendirilen kişilik özelliklerinin bağlamsal koşullar altında işlevsel sonuçlar doğurabileceğini savunan yaklaşımlar giderek güç kazanmaktadır. Bu doğrultuda, bireylerin algısal değerlendirme süreçlerinin söz konusu kişilik özelliklerinin kurumsal çıktılar üzerindeki etkilerini nasıl şekillendirdiğine yönelik artan bir araştırma ilgisi söz konusudur. Bu doğrultuda, bireylerin algısal değerlendirme süreçlerinin söz konusu yönelik artan bir araştırma ilgisi söz konusudur. Bununla birlikte, Karanlık Üçlü kişilik özelliklerine sahip bireylerin hangi kurumsal koşullar altında çalıştıkları kuruma bağlılık geliştirebildiklerine ilişkin ampirik bulgular sınırlı kalmaktadır. Bu bağlamda mevcut araştırma; Makyavelizm, narsisizm (grandiyöz ve kırılgan narsiszm) ve psikopati boyutlarının, algılanan kişi–örgüt uyumunun düzenleyici rolü ve kurum kültürünün etkisi çerçevesinde örgütsel bağlılıkla nasıl ilişkili olduğunu incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri, Türkiye'de farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumlarda çalışan yetişkin bireylerden toplanmıştır. Katılımcılar; Karanlık Üçlü kişilik özellikleri, kurumsal kültür ve türleri, algılanan kişi–kurum uyumu ile duygusal, normatif ve devam bağlılığını kapsayan kurumsal bağlılık boyutlarını ölçen içeren ve güvenilir ölçekleri içeren kurumsal bağlılık düzeylerini ölçmeye yönelik, geçerli ve güvenilir ölçeklerden oluşan çevrimiçi bir anket kullanılmıştır.Önerilen araştırma modeli çerçevesinde ele alınan ilişkiler; ikili korelasyon analizleri, aracı ve düzenleyici etki analizleri ile yapısal eşitlik modellemesi (SEM) kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen bulgular, Karanlık Üçlü kişilik özellikleri ile kurumsal bağlılık arasındaki ilişkilerin tek yönlü ve homojen bir yapı sergilemediğini; incelenen ilişkilerin kurumsal kültürü türleri ve bireylerin algıladıkları kişi–örgüt uyumu düzeyine bağlı olarak anlamlı biçimde farklılaştığını ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, karanlık kişilik özelliklerine sahip çalışanların kişilik özelliklerinin yapısal niteliği gereği kurumsal bağlamdan kopuk ya da kurumla bağ kurmaya isteksiz bireyler olmadığını; aksine kurumsal bağlılığın, bağlamsal ve algısal değerlendirme süreçlerinin karşılıklı etkileşimiyle şekillenen dinamik bir yapı olduğunu göstermektedir. Bulgular, kuramsal ve uygulamaya yönelik çıkarımlar ile gelecekte yapılacak araştırmalara yönelik öneriler çerçevesinde tartışılmıştır.Master Thesis Genç yetişkinlerde kodlama sonrası duygusal uyarılmanın öğrenme üzerindeki etkisi(2025) Baş, Seval Yeşim; Özçelik, Erolİlgili araştırmaların büyük bir bölümü, duygusal uyarılmanın bellek artırımı için önemli bir unsur olduğunu ileri sürmektedir. Yapılan araştırmalar ayrıca, duygusal uyarılmanın bellek konsolidasyonu yoluyla, kendinden önce sunulan sıradan bilgiler için de bir iyileştirme etkisine sahip olduğunu göstermiştir. Ancak, literatürde kodlama sonrası duygusal uyarılmanın öğrenme üzerindeki etkisine ilişkin yeterli araştırma bulunmamaktadır. Bu ihtiyaç göz önünde bulundurulduğunda, mevcut çalışmanın temel amacı kodlama sonrası duygusal uyarılmanın öğrenme üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaçla, kodlama sonrası duygu manipülasyonu için duygusal uyarılma düzeyleri açısından farklı olan iki adet hikâye üretilmiştir. Deney çalışmasına, Çankaya Üniversitesi'nden 126 genç yetişkin gönüllü olarak katılmıştır. Dışlama kriterleri (örn. nörolojik ve/veya psikiyatrik bozukluk) uygulandıktan sonra örneklem büyüklüğü 19 ile 29 yaş aralığındaki 99 kişiye düşmüştür. Deneysel çalışmada, katılımcıların yarısının öğretim materyalini okuduktan sonra yüksek uyarılma düzeyine sahip hikâyeyi, diğer yarısının ise düşük uyarılma düzeyine sahip hikâyeyi okuduğu gruplar arası deneysel desen kullanılmıştır. Ayrıca, katılımcılar deney materyallerini okurken göz bebeği boyutları bir göz izleme cihazı ile kaydedilmiştir. Deneyin test oturumu, çalışma oturumundan bir gün sonra gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, deney grubundaki hikâyenin kontrol grubundaki hikâyeden daha fazla duygusal içeriğe sahip olarak değerlendirildiğini ve daha iyi hatırlandığını göstermiştir. Bununla birlikte, göz bebeği boyutu ölçümleri, duygusal uyarılmaya yönelik fizyolojik tepkiye dair kanıt sunmuştur. Öte yandan, beklentinin aksine, deneysel ve kontrol koşulları arasında öğrenme çıktıları için istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Beklenen bazı sonuçların elde edilememesine rağmen, literatürde öğretim materyalinin öğrenilmesinde kodlama sonrası duygusal uyarılmanın etkisini inceleyen yeterli araştırmanın olmaması ve bilişsel psikoloji alanındaki çalışmaların eğitim bağlamında uygulanması açısından bir örnek teşkil etmesi nedenleriyle, mevcut çalışmanın ilgili literatüre katkı sağlaması beklenmektedir.
