Korkmaz, Müberra
Loading...
Profile URL
Name Variants
Job Title
Arş. Gör.
Email Address
muberrakorkmaz@cankaya.edu.tr
Main Affiliation
Hukuk
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Files
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
0
Research Products
2ZERO HUNGER
0
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
0
Research Products
4QUALITY EDUCATION
0
Research Products
5GENDER EQUALITY
1
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
0
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
0
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
1
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
0
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
1
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.
No records found in other affiliations.

Scholarly Output
5
Articles
5
Views / Downloads
23/0
Supervised MSc Theses
0
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
5
Supervised Theses
0
| Journal | Count |
|---|---|
| Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi | 2 |
| Ankara Barosu Dergisi | 1 |
| Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi | 1 |
| Necmettin Erbakan Üniversitesi hukuk fakültesi dergisi | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

5 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 5 of 5
Article Türkiye’nin Ceza Hukuku Tarihinde Zina Suçu(2017) Korkmaz, Müberraİnsanlık tarihi kadar eski olan zina, yakın geçmişe kadar çoğu toplum tarafından çeşitli inanış ve gerekçelerle, kadın aleyhine cinsiyetçi bir yaklaşımla cezalandırılmıştır. Türk hukuk tarihine baktığımızda da aynı şekilde zinanın, en başından beri bir suç sayılarak cezalandırıldığı görülmektedir. Zina suçundaki kadın aleyhinde cinsiyet ayrımcılığına yol açan hükümler, ancak Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Batı’dan etkilenilerek kadın hareketlerinin ağırlık kazanması neticesinde eleştirilmeye başlanmıştır. Fakat gerek Osmanlı’nın son dönemlerinde gerek Cumhuriyet döneminde uzun müddet, zina meselesi tam anlamıyla kadın-erkek eşitliğini sağlayacak ve aile onurunu koruyacak şekilde çözüme kavuşturulamamıştır. Bu çalışmada zinanın ceza hukuku alanından çıkarılarak Türk hukukundaki varlığının aile hukuku ile sınırlandırılması aşamasına nasıl gelindiği incelenmeye çalışılmıştır.Article Osmanlı Mahkemelerinde Elçilik ve Konsolosluk Tercümanlarının Fonksiyonu(2025) Korkmaz, MüberraMahkemede tercümandan yararlanma hakkı, günümüzde olduğu gibi İslam ve Osmanlı hukukunda da muhakeme hukukuna dair güvencelerden biri olarak benimsenmiş ve kapitülasyonlarda yabancılara tanınan imtiyazlardan birini teşkil etmiştir. Fakat devletin zayıflaması, siyasi ve ekonomik şartların zorlamasıyla, kapitülasyonların Osmanlı için egemenlik yetkisini kısıtlayıcı bir unsura dönüşmesi, yabancılara tanınan bu hakkın da amacı ve kapsamını aşar nitelikte kullanılmaya çalışılarak suistimal edilmesine yol açmıştır. Tanzimat Dönemi’nde gerçekleştirilen yargı reformları, Osmanlı Devleti tarafından bu aşırılıkları bertaraf etmede bir dayanak olarak öne sürülmüştür. Ancak yabancı devlet temsilcileri, kapitülasyon metinlerindeki ifadelerin belirsizliğinden faydalanarak yorum yoluyla, bu hakkı kendi tebaalarını korumak ve siyasi çıkarları temin amacıyla kapsamı ve fonksiyonunu aşar şekilde kullanmaya çalışmıştır. Bu çalışma kapitülasyon metinleri ile Osmanlı ve İngiliz arşiv belgelerinin ışığında, söz konusu imtiyazın hukuki niteliğine, elçilik ve konsolosluk tercümanlarına atfedilen fonksiyonun taraflarca nasıl değerlendirildiğine ve uygulamaya ışık tutmayı amaçlamaktadır.Article 1850 Tarihli Ticaret Kanunu’nda ve Osmanlı Hukuk Literatüründe Anonim Şirketler ve Bu Şirketlerin Tüzel Kişiliği Meselesi(2024) Korkmaz, MüberraKâr amacı güden bir özel hukuk tüzel kişisi olarak anonim şirket, temelini sermayenin oluşturduğu kapitalist sistemin var olan şirket türlerini zamanla kendi amaçları doğrultusunda şekillendirmesi neticesinde, bu sisteme en iyi hizmet eden araçlardan biri olarak ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılda, bir sermaye şirketi olan anonim şirket türünün hukuki şahsiyet olarak tanınması, bunun önemli bir göstergesini oluşturmaktadır. Batı kaynaklı bu dönüşüm Osmanlı Devleti’nde, Batı’dakinden çok farklı dinamiklerin zorlamasıyla, özellikle yabancı devletlerin etki ve baskılarıyla meydana gelmiştir. Bu dönemde Osmanlı’nın kabul etmek durumunda kaldığı serbest ticaret düzeni, devletin geleneksel ekonomik ve hukuki yapısında köklü değişimlere sebep olarak liberalleşme ve modernleşme için uygun zemini hazırlamıştır. Söz konusu süreçte, bu şirketlerin etkinlik sağlayabilmeleri için de hükümler öngörülmüştür. Osmanlı Devleti’ndeki dini ve geleneksel şartlarla uyumsuzluğuna karşın, anonim şirket türü ve bu şirketlerin tüzel kişi olarak kabulü, emperyalizmin etkisi altında yaşanan gelişmelerin ancak sınırlı olabildiğine; aynı zamanda ekonomik faktörlerin hukuku şekillendirme fonksiyonuna, hukuk tarihimiz açısından önemli bir örnek niteliği taşımaktadır.Article Osmanlı Devleti'nde Nizamiye Mahkemelerine ve Gayrimüslim Hakimlere İlişkin Bir Değerlendirme(2025) Korkmaz, MüberraTanzimat Dönemi’nin temel düsturlarından birini eşitlik ilkesi oluşturmuştur. Fakat Osmanlı uygulamasında söz konusu eşitlik, inanç bakımından fark gözetmeksizin tüm tebaanın hak ve görevlerde eşitliği boyutuyla ön plana çıkmış ve vurgulanmıştır. Bu doğrultuda tasarlanan Osmanlı vatandaşlığı anlayışıyla gerek mevzuat, gerek adli teşkilat bakımından yeni bir hukuki yapının resmen tesisi yönündeki girişimler, Tanzimat Dönemi’ndeki reform faaliyetlerini öncekilerden ayıran temel karakteristik özelliklerdir. Ancak bir İslam devleti olarak Osmanlı Devleti’nde, İslami esas ve uygulamalara bazı aykırılıklar taşıyan söz konusu girişimler, Devlet’in gayrimüslim tebaası ile yabancı devletlerin baskı ve zorlamaları karşısında karmaşa, çelişki ve çeşitli açılardan bir çıkmaza sebebiyet vermiştir. Bu durumun en güzel örneklerinden birini, hem yapısı ve usulleri hem de burada görev yapan hâkimler bakımından nizamiye mahkemeleri teşkil etmiştir. Özellikle söz konusu mahkemelerde yer alan gayrimüslim hâkimler, eşitlik ilkesi kapsamında öncelikle dikkat edilip gözetilirken, bir yandan da bu mahkemelerin yetkinliğine ve meşruiyetine ilişkin bazı çekincelere de yol açmıştır. Neticede bu durum, Devlet’in söz konusu dönemde yaşadığı çelişki ve çıkmazı açıkça gözler önüne sermiştir.Article Mahmut Esat Bozkurt’un Anayasacılık Perspektifi(2020) Korkmaz, MüberraHukukçu ve siyasetçi Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk’ün önderliğinde Türk Devriminin ve ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli mimarlarından biridir. Bozkurt’un anayasacılık perspektifinin temelini ise Türk Devriminin -onun deyimiyleTürk İhtilalinin- fikir ve ideal yönü olarak tanımlanan, kendisinin de kuramcılarından biri olduğu Kemalizm ideolojisi teşkileder. Bozkurt, devletin yıkılarak, ulusunun yok olmanın eşiğine geldiği; ardından büyük bir kurtuluş mücadelesi veripdirilerek yeni bir devlet kurduğu, eşine az rastlanır, buhranlı bir dönemde yaşamıştır. Dolayısıyla anayasacılık perspektifinideğerlendirirken bu çerçeveden baktığımızda milliyetçilik konusu başta olmak üzere hükümet sistemi, mesleki temsil, tekdereceli seçim sistemi, siyasi partiler, basın özgürlüğü gibi konularda söz konusu sıkıntılı dönemlerin getirmiş olduğutecrübelerden kaynaklanan tepkisel nitelikli ve kimi çevrelerce aşırı algılanan görüş ve ifadelerinin olduğu görülmektedir.Ancak özellikle adalet hizmetine ilişkin görüş ve eylemlerinin ise hukukçu kimliğinin ön plana çıkarak modern hukuk ilkelerine uygun hatta çağının ilerisinde bir çizgi benimsediği görülmektedir. Devrim, adalete ya da adaletsizliğe tahvili sadecedevrimcilerin siyasi ve ahlaki sorumluluğuna bağlı olan “sıfır noktası” olarak tarif edilir. Bu açıdan ise her halükarda Bozkurt’un söz konusu siyasi, ahlaki sorumluluğa sahip olduğu anlaşılmaktadır.
