Bilgilendirme: Kurulum ve veri kapsamındaki çalışmalar devam etmektedir. Göstereceğiniz anlayış için teşekkür ederiz.
 

Bayıllıoğlu, Uğur

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Bayıllıoğlu, Uğur
Job Title
Doç. Dr.
Email Address
ugurbayil@cankaya.edu.tr
Main Affiliation
Hukuk
Status
Current Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

11

SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES Logo

0

Research Products

3

GOOD HEALTH AND WELL-BEING
GOOD HEALTH AND WELL-BEING Logo

0

Research Products

9

INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE Logo

0

Research Products

6

CLEAN WATER AND SANITATION
CLEAN WATER AND SANITATION Logo

0

Research Products

14

LIFE BELOW WATER
LIFE BELOW WATER Logo

1

Research Products

12

RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION Logo

0

Research Products

8

DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH Logo

0

Research Products

1

NO POVERTY
NO POVERTY Logo

0

Research Products

4

QUALITY EDUCATION
QUALITY EDUCATION Logo

0

Research Products

5

GENDER EQUALITY
GENDER EQUALITY Logo

0

Research Products

10

REDUCED INEQUALITIES
REDUCED INEQUALITIES Logo

1

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

0

Research Products

15

LIFE ON LAND
LIFE ON LAND Logo

0

Research Products

7

AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY Logo

0

Research Products

13

CLIMATE ACTION
CLIMATE ACTION Logo

1

Research Products

17

PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS Logo

1

Research Products

2

ZERO HUNGER
ZERO HUNGER Logo

0

Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

26

Articles

21

Views / Downloads

5164/1267

Supervised MSc Theses

1

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

18

Supervised Theses

1

JournalCount
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi4
Çankaya University Journal of Law3
Türkiye Barolar Birliği Dergisi2
Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi2
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi2
Current Page: 1 / 4

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 26
  • Article
    Hint Okyanusu’nda Deniz Alanları Sınırlandırması: Uluslararası Adalet Divanı’nın Somali–Kenya Kararı Hakkında Bazı Gözlemler
    (2023) Bayıllıoğlu, Uğur
    Uluslararası Adalet Divanı’nın Somali ile Kenya arasındaki davada verdiği 12 Ekim 2021 tarihli kararında, sınırlandırma hukuku açısından üç husus öne çıkmıştır. İlki, sınırlandırmanın temel amacı olarak hakça bir çözüm gereğini vurgulamasıdır. İkincisi, esas noktaların seçiminde belirli noktaları göz ardı etmesidir. Üçüncüsü ise, üç aşama yöntemini esas alırken bir ilgili şart olarak kesme etkisine ilişkin yaptığı değerlendirmelerdir. Bu bağlamda Divan, kesme etkisine maruz kalacak sahilin içbükeyliğini tespit ederken daha geniş bir coğrafi uzanımı esas almıştır. Bu uygulama, uluslararası yargı içtihadıyla uyumlu olmakla beraber kesme etkisinin tespitinde belirleyici olacak şekilde sınırlandırmanın tarafı olmayan Tanzanya’nın sahillerinin içbükeyliğin tespitinde dikkate alınması, itirazlara konu olmuştur. Söz konusu kararın Türkiye açısından önemi, hem Doğu Akdeniz sınırlandırma uyuşmazlığına yönelik tezler açısından hem de Afrika’daki balıkçılık ilişkileri açısından ortaya çıkmaktadır.
  • Article
    Güney Çin Denizi Tahkiminde Hakemlik Mahkemesi'nin İnsanlığın Ortak Mirası ve Diğer Devletlerin Deniz Alanlarına Sağladığı Koruma: Ada Statüsünün Sınırlanması
    (2017) Bayıllıoğlu, Uğur
    Güney Çin Denizi tahkiminde, Hakemlik Mahkemesi, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 121/3. maddesinin şartlarını yorumlamıştır. Böylece tarihte ilk defa bir uluslararası yargı organı, hukuken kaya ile ada arasındaki ayrımı yapmayı sağlayan kriterleri, somut adasal yapılar için tespit etmiştir. Kararda, adasal yapılar doğal halleri ile değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, adasal yapılarda insan eliyle yapılan modifikasyonların ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 121/3. maddesinde yer alan şartların yapay olarak karşılanmasının, adasal yapıların hukuki statülerini etkilemeyeceğine hükmedilmiştir. Hakemlik Mahkemesi'nin bu değerlendirmeleri neticesi, insanlığın ortak mirasını oluşturan deniz alanları ve diğer devletlere ait deniz alanları korunmuştur. Bu koruma, Birleşmiş Milletler Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı esnasında, özellikle derin deniz yatakları için yapılan ekonomi-politik kaynaklı tartışmaları gündeme getirmiştir
  • Article
    Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 121. Maddesinin Doğu Akdeniz’de Etkisi: Meis, Karaada ve Fener Adası’nın Statüsüne İlişkin Bir Değerlendirme
    (2019) Bayıllıoğlu, Uğur
    Meis, Karaada ve Fener Adası, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de geniş bir deniz yetki alanı iddiası için dayanak teşkil etmektedir. Yunanistan, bu adaları bir “grup” olarak nitelemek suretiyle deniz yetki sınırlandırmasında, tam etki göstermeleri gerektiğini iddia etmektedir. Türkiye ise sınırlandırma hukuku kurallarına dayanarak bu iddiayı kabul etmemektedir. Bu bağlamda, Meis, Karaada ve Fener Adası’nın münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı sınırlandırması açısından etki göstermemesi ve sadece karasuları ile yetinmesi gerekir. Söz konusu adaların etkisizliğini sağlamak üzere Türkiye’nin dayanabileceği bir başka kural, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 121/3. maddesidir. Gerçekten de eğer bu adalar bahsi geçen madde anlamında kaya statüsünde iseler zaten münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı üretemeyecekleri için bu alanların sınırlandırılmasında da etkisiz olacaklardır. Bu da Doğu Akdeniz’e ilişkin Türk tezlerine katkı sağlayan bir dayanak teşkil edecektir. Bu çalışmada, söz konusu adaların statüsü, Güney Çin Denizi Tahkiminde tespit edilen ölçütler bağlamında değerlendirilmiştir.
  • Article
    Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde Yer Alan Savaş Zamanı Düzenlemeleri ve Türkiye’nin Rusya-ukrayna Savaşındaki Uygulaması
    (2024) Bayıllıoğlu, Uğur
    Savaş zamanına ilişkin Montrö Sözleşmesi düzenlemeleri Türkiye’ye, taraf devletlere ve üçüncü devletlere birtakım hak ve yükümlülükler getirmektedir. Dolayısıyla Sözleşme sistematiği açısından hayati önem taşımaktadır. Ayrıca savaş zamanı, Türkiye’ye ek bazı yetkiler verilmiştir ki bu da Sözleşme’nin Türkiye açısından önemini ve değerini göstermektedir. Savaş zamanı, belirli ve hukuken değerlendirilebilir ölçütlere dayanmaktadır. Bu ölçütler, devlet uygulamaları çerçevesinde doktrin ve hakemlik içtihadı ile ortaya koyulmuştur. Bu nedenle Türkiye’nin savaş halini tespit konusunda takdir yetkisi oldukça geniş olmakla beraber, sınırsız değildir ve keyfiyet içermez. Nitekim Türkiye’nin Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki uygulaması, keyfi davranmadığını ve savaşa ilişkin hukuki ölçütler çerçevesinde ve uluslararası toplumun tutumuyla uyumlu şekilde meseleye yaklaştığını göstermiştir. Yine hakemlik içtihadının devlet uygulamalarına yönelik değerlendirmesi, 1936 tarihindeki savaş tanımının, 1945 sonrası da geçerli olduğu noktasındadır.
  • Article
    Uluslararası adalet divanının Romanya ile Ukrayna arasındaki deniz alanı sınırlandırmasında Serpents adasının etkisine ilişkin tespitleri
    (Çankaya Ünivesitesi, 2010) Bayıllıoğlu, Uğur
    Uluslararası hukukta adaların sahip olduğu deniz alanları ve deniz alanları sınırlandırmasına etkileri meselesi devletler arasında bir çok uyuşmazlığa neden olmaktadır. Bu çalışmada, söz konusu mesele üzerinde, Romanya ile Ukrayna arasındaki uyuşmazlık bağlamında durulacak ve Uluslararası Adalet Divanının tespitleri aktarılacaktır. Uluslararası Adalet Divanı, söz konusu davada verdiği kararında, Serpents Adası’na, bölgenin coğrafi özelliklerinden kaynaklanan gerekçelerle, dolaylı yoldan, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı vermemiştir.
  • Article
    Güncel Gelişmeler Işığında Tevfik Rüşdü Aras’ın 31 Temmuz 1936 Tarihli Tek Taraflı Beyanının Hukuki Sonuçları Hakkında Bir Değerlendirme
    (2023) Bayıllıoğlu, Uğur
    Türk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüşdü Aras’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde yaptığı, 31 Temmuz 1936 tarihli konuşmadaki bir beyanı, Limni ve Semadirek’in silahsızlandırılmış statüsü konusundaki Türk–Yunan uyuşmazlığının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Lakin bu beyan, Türkiye aleyhine bir hukuki sonuç doğurma kabiliyetini haiz bir tek taraflı işlem teşkil etmemektedir. Zira Aras’ın tek taraflı beyanı, tek taraflı işlemlerin oluşum ve geçerliliğine ilişkin uluslararası yargı kararlarında kabul edilen ilke ve kriterlerle bağdaşmamaktadır. Söz konusu tek taraflı beyan, siyasi bir nitelik arz etmekte olup, dönemin karşılıklı iyi duygulara dayanan Türk–Yunan ilişkilerinin bir yansımasıdır. Lakin Yunanistan bu beyanı, Limni ve Semadirek’in statüsünün değiştiğine ilişkin gerekçelerden birisi olarak kullanmaktadır. Üstelik Yunanistan bunu, yeni tarihli notalarında, resmi tezleri arasında ileri sürmüştür. Dolayısıyla Limni’nin statüsü bağlamında, Aras’ın beyanı açısından 1980’lerde doktrinel düzeyde yapılan tartışma, bugün resmi tezlere de konu olmuş ve büyük önem kazanmıştır. Bu itibarla, meselenin mutlaka incelenmesi ve bu konudaki Türk tezlerinin yeni ve ek argümanlarla desteklenmesinde fayda bulunmaktadır.
  • Article
    Uluslararası Ceza Mahkemesi Ve Türkiye
    (2007) Bayıllıoğlu, Uğur
    Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü, uzun bir müzakere sürecinden sonra, 17 Temmuz 1998 tarihinde kabul edilmiştir. Roma Diplomatik Konferansı sonunda, 120 devlet lehte, 7 devlet aleyhte oy kullanmış, 21 devlet ise çekimser kalmıştır. Türkiye‟de çekimser kalan devletlerden birisidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi üzerindeki bazı hukuki ve politik endişeler, Türkiye‟nin Statü karşısındaki konumunu etkilemiştir. Bu çalışmada, Uluslararası Ceza Mahkemesi bağlamında Türkiye‟nin karşılaşabileceği hukuki ve politik sorunlar incelenecektir
  • Article
    Ege Karasuları Genişliği Uyuşmazlığına Bir Çözüm Önerisi: Seçici Genişletme
    (2019) Bayıllıoğlu, Uğur
    Yunanistan Ege’de tek taraflı olarak karasularını 12 mile genişletemez. Yunanistan, bu uygulamadan hakları olumsuz yönde etkileneceği için Türkiye’nin rızasını aramalıdır. Bu, Yunanistan açısından bir tercih veya seçenek değil, hukuki bir zorunluluktur. Bu nedenle taraflar arasında bu konuda müzakereler yapılmalıdır. Türkiye’nin Ege’nin tamamında Yunan karasularının 12 mile genişletilmesini kabul etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla yapılacak müzakerelerde seçici genişletme gündeme gelecektir. Seçici genişletme, tarafların ve üçüncü devletlerin hak ve çıkarlarını tatmin eden en uygun çözüm yöntemini sunmaktadır. Seçici genişletmeden kasıt, Yunanistan’ın Doğu Ege Adaları’nda 12 mil uygulamaktan vazgeçmesi, buna karşılık, Yunan anakarası (tercihen Batı Trakya sahili hariç) ve anakaraya yakın adalarda 12 mil uygulamasının Türkiye tarafından kabul edilmesidir. Son durumdaki ölçüt, kıta sahanlığı sınırlandırması ve seyrüsefer serbestilerini etkilememektedir. Bu da taraflar arasında bir uluslararası antlaşma ile saptanmalıdır. Ulaşılacak antlaşma ile Yunanistan açıkça tarif ve tayin edilen alanlarda karasularını 12 mile genişletecek ve diğer alanlarda ise 6 milde tutma yükümlülüğü üstlenecektir. Böylece, Türkiye’nin seyrüsefer serbestisi ve kıta sahanlığı sınırlandırmasına yönelik itirazları giderilmiş olacaktır. Bu şekilde Yunanistan da Ege’de 12 mil uygulaması yapmış olacaktır. Karasuları genişliği meselesi bu şekilde çözüldükten sonra artık taraflar kıta sahanlığı sınırlandırmasını anlamlı şekilde müzakere edebileceklerdir. Fakat Avrupa Birliği, bu nevi bir antlaşmanın önündeki en büyük engeldir.
  • Article
    Daimi Hakemlik Mahkemesi’nin Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasındaki tazminat faizi uyuşmazlığına ilişkin kararı hakkında bir değerlendirme
    (Çankaya Üniversitesi, 2011) Bayıllıoğlu, Uğur
    Rusya’ya karşı yapılan 1877–78 Savaşı, Osmanlı imparatorluğu tarihindeki en fecî yenilgilerden biri ile sonuçlanmıştır. Bu savaş, çok geniş arazinin kaybedilmesine ve Osmanlı imparatorluğu’nun gururunun kırılmasına neden olmuştur. Savaş sonrası andlaşmalarında, Osmanlı Hükümeti çok yüksek miktarda tazminat ödemeye zorlanmıştır. Bu tazminat, Rusya’nın savaş harcamaları ve Türkiye’de bulunan Rus tebaa ve müesseselerinin zararlarını tazmin için talep edilmiştir. Rusya’nın savaş harcamaları toprak veya para olarak ödenmiş ve bu tazminat türü için bir sorun yaşanmamıştır. Bununla beraber, Türkiye’deki Rus tebaa ve müesseselerinin uğradığı zararlar öngörülen vadede ödenmemiştir. Bunun üzerine Rusya, gecikmeler nedeniyle temerrüt faizi talep etmiştir. Osmanlı Hükümeti bu talebi reddetmiş ve sorunun Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümüne ilişkin Sözleşme ile kurulan Dâimi Hakemlik Mahkemesi’ne arz edilmesini teklif etmiştir. Rusya bu teklifi kabul etmiş ve taraşar uygulanacak usul ve Mahkeme’ye sorulacak soruları belirleyen bir tahkimname imzalamışlardır. Dava sırasında taraşar, iddialarının haklılığını ortaya koymak için, uluslararası hukuk bağlamında bazı hukuki argümanlar gündeme getirmişlerdir. Mahkeme, bu argümanlar hakkında, uluslararası hukukun gelişimine katkıda bulunan yorumlar yapmıştır. Sonuç olarak, Mahkeme, Osmanlı Hükümeti’nin argümanlarından birini kabul ederek, davayı Osmanlı imparatorluğu lehine karara bağlamıştır. Böylece Osmanlı imparatorluğu, temerrüt faizi ödemekten kurtulmuştur. Bu çalışmada, taraşarın argümanları ve Mahkeme’nin yorumları ve kararı, uluslararası hukuk bağlamında incelenecektir.
  • Article
    Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Yargı Yetkisi Açısından Saldırı Suçuna İlişkin Kampala Düzenlemeleri
    (2013) Bayıllıoğlu, Uğur
    2010 yılında Kampala'da düzenlenen Gözden Geçirme Konferansı sonucu, saldırı suçu tanımlanmış ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) saldırı suçu üzerinde yargı yetkisinin icrasına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu düzenlemeler, 30 taraf devletin onayından sonra, 1 Ocak 2017'den sonraki bir tarihte, Taraf Devletler Asamblesi tarafından 2/3 çoğunlukla yeniden kabul edildikten sonra yürürlüğe girecektir. Kampala düzenlemeleri ile saldırı suçu üzerinde UCM'nin yargı yetkisini icrası etmesinin önşartları bağlamında, UCM'nin yargı yetkisine giren diğer suçlara nazaran bazı kısıtlamalar getirilmiştir. Buna karşın, savcının, saldırı suçu için Güvenlik Konseyi saptamasına gerek olmadan Ön Yargılama Bölümünün yetkilendirmesi ile soruşturma başlatabilmesi ve UCM'nin Güvenlik Konseyi saptaması ile bağlı olmaması, UCM'nin bağımsızlığı açısından önemlidir. Bu şekilde, sadece UCM'nin bağımsızlığı sağlanmamış, aynı zamanda, uluslararası barış ve güvenlik konusunda ve saldırı fiillerinin tespiti açısından, Güvenlik Konseyi'nin sahip olduğu tekel de kırılmıştır. Böylece, dâimi üyelerin bu açıdan sahip oldukları imtiyaz aşındırılmıştır. Bu da uluslararası hukukun gelişimi ve olgunlaşması açısından önemli bir adımdır.