Bilgilendirme: Kurulum ve veri kapsamındaki çalışmalar devam etmektedir. Göstereceğiniz anlayış için teşekkür ederiz.
 

Yayla, Hatice Tolunay

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Yayla, Hatice Tolunay Ozanemre
Yayla, H. Tolunay Ozanemre
Ozanemre Yayla, Hatice Tolunay
Tolunay Ozanemre Yayla, Hatice
Job Title
Doç. Dr.
Email Address
Main Affiliation
Hukuk
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

12

Articles

9

Views / Downloads

2557/1874

Supervised MSc Theses

0

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

8

Supervised Theses

0

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Ankara Barosu Dergisi3
Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi3
Ankara Barosu Dergileri1
Cankaya University Journal of Law1
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi1
Current Page: 1 / 2

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Article
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.3.2017 Tarih, 2017/4-1334 Esas ve 2017/545Karar Sayılı Kararı Üzerine Eleştirel Bir Yaklaşım
    (2017) Öztan, Bilge; Tolunay Ozanemre Yayla, Hatice
    Eşlerden birinin evlilik birliğinin getirdiği yükümlülüklerden biri olan "sadakat yükümlülüğü"nü ihlâl etmesi hâlinde, diğer eşin, eşiyle birliktelik kurmuş olan üçüncü kişiye karşı tazminat dâvası açma hakkına sahip olup olmadığı ve bu çerçevede, gerek yükümlülüğünü ihlâl eden eşin gerek üçüncü kişinin, sadakat yükümlülüğünün ihlâli nedeniyle zarar gören eşe karşı sorumlulukları özellikle Yargıtay Kararları çerçevesinde yeknesak olmaktan uzaktır. Yargıtay, vermiş olduğu bir Hukuk Genel Kurulu Kararı'nda (22.3.2017 t., 2017/4-1334 E. ve 2017/545 K.), sadakat yükümlülüğünün ihlâlinde, evli kişiyle cinsel birliktelik yaşayan üçüncü kişinin, yükümlülüğün ihlâlinden zarar gören eşe tazminat ödemesi gerektiğine çeşitli gerekçelerle karar vermiştir. Bu çerçevede çalışmada, ilgili Yargıtay Kararında yer alan hukuki dayanakların irdelenmesiyle, sadakat yükümlülüğünün ihlâlinde, yükümlülüğü ihlâl eden eş ile üçüncü kişinin hukuki açıdan sorumluluk durumları aydınlatılmaya çalışılacaktır.
  • Article
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.3.2017 Tarih, 2017/4-1334 Esas ve 2017/545 Karar Sayılı Kararı Üzerine Eleştirel Bir Yaklaşım
    (2017) Yayla, Hatice Tolunay Ozanemre; Öztan, Bilge
    Eşlerden birinin evlilik birliğinin getirdiği yükümlülüklerden biri olan “sadakat yükümlülüğü”nü ihlâl etmesi hâlinde, diğer eşin, eşiyle birliktelik kurmuş olan üçüncü kişiye karşı tazminat dâvası açma hakkına sahip olup olmadığı ve bu çerçevede, gerek yükümlülüğünü ihlâl eden eşin gerek üçüncü kişinin, sadakat yükümlülüğünün ihlâli nedeniyle zarar gören eşe karşı sorumlulukları özellikleYargıtay Kararları çerçevesinde yeknesak olmaktan uzaktır. Yargıtay, vermiş olduğu bir Hukuk Genel Kurulu Kararı’nda (22.3.2017 t., 2017/4-1334 E. ve 2017/545 K.), sadakat yükümlülüğünün ihlâlinde, evli kişiyle cinsel birliktelik yaşayan üçüncü kişinin, yükümlülüğün ihlâlinden zarar gören eşe tazminat ödemesi gerektiğine çeşitli gerekçelerle karar vermiştir. Bu çerçevede çalışmada, ilgili Yargıtay Kararında yer alan hukuki dayanakların irdelenmesiyle, sadakat yükümlülüğünün ihlâlinde, yükümlülüğü ihlâl eden eş ile üçüncü kişinin hukuki açıdan sorumluluk durumları aydınlatılmaya çalışılacaktır.
  • Article
    Manevî Tazminat Alacağının Devredilmesi Konusuna İlişkin Bir Değerlendirme
    (2020) Yayla, Hatice Tolunay Ozanemre
    Kanun, sözleşme veya işin niteliğinden doğan bir istisna bulunmadıkça her tür alacağın, alacağın devri yoluyladevredilebileceğine ilişkin kuralın önemli bir istisnası Türk Medenî Kanunu’nun 25’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında yer almaktadır. Bu kuralda manevî tazminat alacağının karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemeyeceğidüzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle kanunkoyucu, manevî tazminat alacağının, bu alacağa temel teşkil eden hukukaaykırı fiilde ihlal edilen kişilik hakkından farklı olarak, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak değil, bir malvarlığı hakkıolduğunu göz ardı etmiştir. Kanunkoyucu tarafından hükme bağlanmış her tür manevî tazminat alacağı bakımından geçerli olan bu kural, karşı tarafın kabulünden ne anlaşılacağı, karşı tarafın manevî tazminat alacağınınkabulünün hangi kapsamda olması gerektiği ve ayrıca ortada karşı tarafın kabulü bulunmasa dahi manevî tazminata ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının varlığında manevî tazminat alacağının devrinin mümkün olup olmadığıkonuları bakımından incelenmesi gereken bir hükmü oluşturmaktadır.
  • Article
    Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.2.2015 Tarih ve E. 2014/9412, K. 2015/2427 Sayılı Kararının Değerlendirilmesi
    (2016) Yayla, H. Tolunay Ozanemre
    Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ilgili kararına konu olan olayda araç satışı için noterde bir vekâlet sözleşmesi yapılmış ve fakat aracın satışından önce vekâlet veren noterde resmi şekilde yaptığı tek taraflı bir hukuki işlemle vekâleti geri almış, başka bir ifadeyle vekili azletmiştir. Ancak azledilen kişi, azil işleminin gerçekleştirildiği noterde, yine aynı noterde bulunan vekâletnameye dayanarak araç satışını gerçekleştirmiştir. Bunun üzerine aracı satılan kişi, gerek kendisi ad ve hesabına yetkisiz olarak işlem yapan kişi (yani azledilen vekil) gerek işlemin gerçekleştirildiği noter aleyhine, bu kimselerin müteselsil borçluluğuna dayanarak dava açmış ve fakat daha sonra yetkisiz olarak işlem yapan kişiye karşı olan davasından feragat etmiştir. Çalışmada karara konu olan bu olay bakımından noterle birlikte müteselsil olarak sorumlu olan kişinin sorumluluğunun dayanağının ve bu bağlamda vekâlet ilişkisi bulunmaksızın yapılan satış sözleşmesinde hukuki durumun ve azledilmiş kişinin kendisini azletmiş olan kişiye karşı satış sözleşmesini yapmış olması nedeniyle sorumluluğunda sorumluluğun dayanağının belirlenmesine çalışılacak, ancak bundan sonra azledilmiş vekil ile noterin müteselsil sorumluluklarının dayanağı ve bu kimselerin müteselsil sorumlulukları çerçevesinde ortaya çıkan müteselsil borçluluklarında, içlerinden biri bakımından davacının davasından feragat etmesinin ibra olarak nitelendirilmesinin mümkün olup olmadığı ve bu halin alacaklının müteselsil borçlulardan birinin durumunu diğerine zarar verecek şekilde iyileştirememesi yasağıyla çelişip çelişmediği ve yine ibranın söz konusu olup olmamasına göre feragatin müteselsil borcu ve rücu ilişkisini nasıl etkileyeceği konuları ele alınacaktır.
  • Article
    Ön Vasiyet (Mirasçı Lehine Vasiyet) Kavramı, Ön Vasiyetin Unsurları ve Özellikleri
    (2017) Yayla, Hatice Tolunay Ozanemre
    Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruf şekillerinden vasiyetname veya miras sözleşmesi aracılığıyla, bir üçüncü kişi veya yasal ya da atanmış mirasçı lehine, bir malvarlığı avantajının kendisine kazandırılmasına ilişkin olarak bir talep hakkı tesis etmiş olabilir. Bu çalışmada vasiyet olarak nitelendirilen bu kurum, eğer yasal veya atanmış bir mirasçı lehine yapılırsa, ön vasiyet veya mirasçı lehine vasiyet olarak adlandırılır. Mirasbırakanın yasal veya atanmış mirasçısı lehine, miras payı dışında yaptığı bu kazandırma aracılığıyla lehtar kılınan mirasçı, vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan kişiye karşı ileri sürebileceği, mirasçılık sıfatından bağımsız bir talep hakkı elde etmiş olur. Bu çerçevede, çalışmada, ön vasiyet kavramı, ön vasiyetin unsurları ve özellikleri, öğretideki tartışmalar da işlenmek suretiyle belirlenmeye çalışılmıştır.
  • Article
    Borcun Naklinin Borca İlişkin Benzer Etkili Diğer Hukuki Kurumlar Karşısında Teorik Sınırları
    (2016) Yayla, Hatice Tolunay Ozanemre
    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 196 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan borcun nakli, alacaklı ile borcu üstlenen kişi arasında yapılan ve o ana kadar alacaklıya karşı borçlu olan kişinin ilgili borç ilişkisinden doğan belli bir borcunun üstlenen kişiye geçmesi sonucunu doğuran bir hukuki işlemdir. Bu çerçevede borcun nakli işlemi, o ana kadar borçtan sorumlu olan kişinin ilgili borçtan kurtulması ve borcu üstlenen kişinin alacaklıya karşı bu borçtan sorumlu olması sonucunu doğurur. Bu halde alacaklının borcun sona ermesine kadar aynı borçluyu takip edebilmesine ilişkin genel kuralın bir istisnası söz konusudur. Bu çalışmada, borcun nakli ile ortaya çıkan bu sonuca benzer etkiye sahip, başka bir ifadeyle alacaklının borcun ifası bakımından başlangıçtaki borçludan farklı bir kimseye başvurma yetkisine sahip olduğu bazı hukuki işlemlerle borcun nakli işlemi arasındaki farklar inceleme konusu edilmiştir. Çalışmada bu çerçevede borcun nakli işleminin, mirasın geçişinden, sübjektif yenilemeden, ifanın üstlenilmesi sözleşmeden, borca katılma sözleşmesinden, malvarlığının veya işletmenin devrinden ve sözleşmenin devrinden farkları ele alınmıştır.
  • Article
    Mirasçıların Paylaşma Konusu Mallara İlişkin Ayıba Karşı Tekeffül Sorumlulukları
    (2016) Yayla, Hatice Tolunay Ozanemre
    Mirasçıya özgülenen tereke malının ayıplı olması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun 679. maddesinin birinci fıkrası uygulama alanı bulur. Bu hüküm, mirasçıların satım hükümlerine göre sorumlu olacakları düzenlemesini içermektedir. Dolayısıyla, mirasçıların ayıp konusu mal bakımından birbirlerine karşı sorumluluklarında Türk Borçlar Kanunu’nun 219 vd. hükümleri uygulama alanı bulur. Ancak söz konusu hükümlerin uygulanmasında mirasın paylaşılmasına ilişkin bir takım özellikler dikkate alınacak ve dolayısıyla söz konusu hükümler mirasın paylaşılmasının ve mirasçılar arasındaki ilişkinin yapısına uygun düştüğü ölçüde uygulama alanı bulacaktır. Bu çalışmada, mirasçıların ayıba karşı tekeffül sorumluluğu bu açıdan ele alınarak sistematik bir şekilde incelenmeye çalışılmıştır.
  • Article
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.03.2017 Tarih,2017/4-1334 Esas ve 2017/545 Karar Sayılı Kararı Üzerine Eleştirel Bir Yaklaşım
    (2017) Öztan, Bilge; Ozanemre Yayla, Hatice Tolunay
    In case one of the spouses violates the "duty of loyalty" that is one of the duties to be caused by the union of marriage, if the other spouse has the right to sue the third person having affair with the spouse, and the liabilities of either the spouse violating the duty or the third person on account of the violation of the duty of loyalty have been far from uniformity in the verdicts of the Supreme Court. In a verdict of the Supreme Court Assembly of Civil Chambers (dated 22.3.2017, 2017/4-1334 B. and 2017/545 V.), it was finalised that third person who had sexual intercourse with a married person requires to pay compensation to the spouse who is damaged due to the violation of the duty of loyalty on several grounds. In this paper where there is such a framework, the legal grounds in related verdicts of the Supreme Court will be examined to be able to clarify the legal obligations of the spouse violating the duty of loyalty and third person in case of the violation of the duty of loyalty.
  • Book
    Borçlar Hukuku Genel Hükümler
    (2019) Ozanemre Yayla, Hatice Tolunay