Psikoloji Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/416
Browse
Browsing Psikoloji Bölümü by Publication Index "TR-Dizin"
Now showing 1 - 20 of 34
- Results Per Page
- Sort Options
Article Anısal Bellekte Bilgilerin Kısa-süreli Konsolidasyonu: Dikkatin Rolü(2021) Ozcelik, Erol; Tekman, Hasan GürkanHızlı seri görsel sunum, dikkat kırpması, ve ikili görev bozulmaları olgularından elde edilen kanıtlar insanoğlunun kısa-süreli konsolidasyon sürecinde anlamlı bir sınırlılığı olduğunu öne sürmektedir. Kısa-süreli konsolidasyon, görsel temsillerin daha kalıcı bellek biçimlerine transfer edilmesidir. Yapılmış çalışmalar hedef uyaranlardan sonra gösterilen maskelerin bilgilerin konsolidasyonunu yarıda kestiğini göstermesine rağmen, bilgilerin anısal bellek için konsolidasyonunda dikkatin rolü hakkında yeterli kanıt yoktur. Dikkatin ve hedef uyaran ile maske arasındaki uyaran başlangıcı senkronizasyonsuzluğunun (UBS) anısal belleğe etkisini incelemek için üç deney yapılmıştır. Maskeler hedef uyaranlardan sonra değişen UBS'lerde sunulmuştur. Bölünmüş dikkat koşulundaki katılımcılar maskelerin sunumundan sonra dikkat gerektiren ikincil bir iş yaparken tam dikkat koşulundaki katılımcılara böyle bir görev verilmemiştir. Sonuçlar göstermiştir ki; hedef uyaranlar ile maskeler arasındaki UBS'yi düşürmek bölünmüş dikkatte bellek performansını düşürürken tam dikkatte performansı etkilememiştir. Bu bulgular kısa-süreli konsolidasyon sürecinde dikkatin gerekliliğini desteklemektedir.Article Bölüm Seçimine Göre Karanlık Üçlü ve Büyük Beşli Kişilik Özelliklerinin İncelenmesi(2020) Ekren, Buse; Göncü-köse, AslıKaranlık Üçlü (KÜ) kişilik özellikleri, birbirleriyle ilişkili kişilik özelliklerinden Makyavelizm, narsisizm ve psikopatiyi kapsamaktadır ve araştırmalar KÜ kişilik özelliklerinde yüksek skor alan bireylerin bu kişilik özelliklerine uygun olan ödüllere/çıktılara ulaşmalarını sağlayacak meslekler seçme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Bu bulgular ve önermeyle uyumlu olarak, KÜ kişilik özelliklerinin üniversite öğrencilerinin bölüm tercihlerini etkileyeceği önerilmektedir. Önceki araştırmalar Büyük Beşli (BB) kişilik özelliklerinin de eğitim tercihlerini etkilediğini göstermektedir. Bu çalışmanın temel amacı, kariyer seçimlerinde bu kişilik özelliklerine bağlı olarak yapılan öz-seçimlerin etkili olup olmadığını araştırmaktır. Veri, Türkiye’de yedi farklı alanda (psikoloji, hukuk, iktisat/işletme, mühendislik, siyaset bilimi, tıp ve eğitim bilimleri) henüz eğitime başlamış 659 (359 kadın) üniversite öğrencisinden toplanmıştır. Grupların değişkenlerdeki ortalamaları KÜ ve BB kişilik özelliklerinin bağımlı değişken olduğu 2 (cinsiyet)×7 (bölüm) varyans analizi yöntemiyle karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, iktisat/işletme ve mühendislik öğrencilerinin Makyavelizm skorlarının psikoloji öğrencilerinin skorlarından daha yüksek olduğunu; ayrıca, mühendislik, iktisat/işletme ve siyaset bilimi öğrencilerinin psikopati skorlarının psikoloji öğrencilerinin skorlarından yüksek olduğunu göstermiştir. Psikoloji öğrencilerinin nevrotizm skorlarının, mühendislik, iktisat/işletme ve siyaset bilimi öğrencilerinin skorlarından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Hukuk ve eğitim fakültesi öğrencilerinin nevrotiklik skorları da mühendislik ve iktisat/işletme öğrencilerinin skorlarından daha yüksektir. Son olarak, sonuçlar deneyime açıklık ve dürüstlük kişilik özellikleri için bölüm ve cinsiyetin etkileşim etkisinin olduğunu göstermiştir. Bulgular, kuramsal ve uygulamaya yönelik çıkarımlar ile gelecekteki araştırmalar için öneriler bağlamında tartışılmıştır.Article Citation - WoS: 1Development and Psychometric Validation of the Turkish Gambling Disorder Screening Test: a Measure That Evaluates Gambling Disorder Regarding the American Psychiatric Association Framework(Yerkure Tanitim & Yayincilik Hizmetleri A S, 2020) Evren, Cuneyt; Evren, Bilge; Dalbudak, Ercan; Topcu, Merve; Kutlu, NilayObjective: First study aims to develop the Gambling Disorder Screening Test (GDST), a standardized measure that assesses symptoms and prevalence of gambling disorder (GD) regarding the American Psychiatric Association (APA) diagnostic framework. The aim of the second study is to validate the GDST psychometrically. Methods: In the first study participants were assessed with GDST. Sample comprised of 400 Turkish university students and video game players (54.0% male, mean age 24.30 years, SD=6.83) that was enrolled online. In the second study the sample (n=326; 60.1% male, mean age 23.54 years, SD=4.44) was similar with the first study. Participants were assessed with GDST, the South Oaks Gambling Screen (SOGS) and the Gambling Motives Questionnaire (GMQ). Results: In the first study, according to the exploratory factor analysis a single component accounted for 64.02% of total variance. The scale was internally consistent with a Cronbach's alpha of 0.93, thus considered as reliable. In the second study, confirmatory factor analysis showed that GDST's factor structure (i.e., the unidimensional structure) was satisfactory. Positive correlations between GDST and the number of self-reported gambling type, SOGS and GMQ scores demonstrated adequate convergent and criterion-related validity. Also the GDST had a Cronbach's alpha of 0.92 in this sample. Conclusion: These findings from Study 1 and Study 2 suggest that the Turkish GDST is a valid and reliable measure to assess the severity of GD related issues according to APA's framework among young adults and for the purposes of early detection of GD in clinical settings and research.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Direct and Indirect Relationships Between Cognitive Flexibility and Covid-19 Related Psychological Distress: the Mediating Role of Maladaptive Cognitive Emotion Regulation Strategies(Klinik Psikiyatri dergisi, 2022) Sayinta, Senanur; Kocak, Hatice Nur; Kaynak, HandeObjective: The effects of the COVID-19 pandemic are remarkable on individuals' mental health. During the COVID-19 pandemic, there is an increase in mental health problems and psychological distress in uninfected healthy people. The present study aimed to examine the mediator role of maladaptive cognitive emotion regula-tion strategies in the relationship between cognitive fle-xibility and COVID-19 related psychological distress experienced during the current pandemic. Method: The sample consisted of 351 young adults (86% female and 14% male) who were not infected with COVID-19 aged between 18 to 25 years old. Participants completed the self-report questionnaires, including the Cognitive Flexibility Inventory, Cognitive Emotion Regulation Questionnaire, and COVID-19 Related Psychological Distress Scale. Mediation analysis estimated total, indi-rect, and direct effects between cognitive flexibility and COVID-19 related psychological distress. Results: The correlation analyses showed that cognitive flexibility -control dimension was negatively associated with both COVID-19 related psychological distress and maladaptive cognitive emotion regulation strategies. Also, maladap-tive cognitive emotion regulation strategies and COVID-19 related psychological distress was found to be posi-tively correlated. In the study sample, the results of the bootstrap mediation indicated that maladaptive cogni-tive emotion regulation strategies, including self-blame, acceptance, rumination, catastrophizing, and blaming others, fully mediated the relationship between cogni-tive flexibility -control and COVID-19 related psycholog-ical distress. Discussion: Our findings would help psy-chological interventions designed for COVID-19 unin-fected healthy people who have lower-level cognitive flexibility -control dimension by highlighting the promi-nence that the fewer people use maladaptive cognitive emotion regulation strategies, the less they feel COVID-19 related psychological distress.Article Duygunun Tanıma Belleğini Artırımı Üzerine Bir Derleme: \rduygusal Uyaranların Neden Olduğu Tepki Yanlılığı ve Bağlam(2021) Kaynak, Hande; Aydın, ÖyküMevcut çalışmanın amacı, duygunun tanıma belleği üzerindeki etkisine yönelik yapılmış alanyazındaki araştırmaların\rderlenmesiyle konunun ana hatlarının sunulması ve duygu-bellek etkileşimi konusuyla ilişkili dikkat çeken noktaları \röne çıkararak, araştırma alanıyla ilgili gelecekteki çalışmalar için bazı hususları ele almaktır. Alanyazındaki çok sayıda \rçalışma, duygu içerikli uyaranların nötr eşdeğerlerine göre daha iyi hatırlandığını ortaya koymaktadır. Bu yaygın \rbulgudan yola çıkarak, mevcut çalışmada, konuyla ilgili alanyazındaki çalışmalar, duyguyu tanımlayan ve açıklamaya \rçalışan çeşitli yaklaşımlar, duygunun farklı yaklaşımlar çerçevesinde tanımlanan boyutlarının tanıma belleği üzerindeki \retkisine yönelik sonuçlar, duygunun bellek performansında neden olabileceği tepki yanlılıklarına dair bulgular da dâhil \redilerek derlenmiştir. Diğer yandan, bellek performansını etkileyen faktörün yalnızca duygu içerikli uyaranların \rboyutlarından kaynaklı olmadığını, duygusal uyaranların oluşturduğu bağlam içerisinde bellek performansının olumlu \ryönde etkilendiğini kanıtlayan ampirik araştırmalar aktarılmıştır. Ek olarak, duygusal belleğin laboratuvar ortamında \rnasıl çalışıldığı ele alınmıştır. Bu kapsamda duygu-bellek etkileşimini kontrollü laboratuvar ortamında çalışmak \ramacıyla geliştirilen veri tabanlarından ve özellikle Türkiye’de yürütülecek araştırmalar için geliştirilen ve kullanıma \raçılan veri tabanı norm çalışmalarından bahsedilmiştir. Özetlemek gerekirse, mevcut derleme kapsamında geçmiş \rçalışmalar incelendiğinde, duygu ve tanıma belleği etkileşimini araştırırken daha tutarlı sonuçlar elde edebilmek için,\rduygunun neden olduğu tepki yanlılığı, duygusal bağlam ve duygusal uyaran türü gibi faktörlerin gelecek çalışmalarda \rdikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.Article Hafızanın Rekonsolidasyon Süreci ve Serbest Çağrışım Tekniği Arasındaki İlişki Üzerine Nöropsikanalitik Bir İnceleme(2022) Bıçakcı, OzanKlasik koşullanma işleminin sonucunda, en başta nötr olan ve kişinin kendisinde herhangi bir tepki yaratmayan bir uyaranın koşulsuz bir uyaranla eşlenmesiyle, bu uyarana koşullu bir tepki verilmesi sağlanır. Bu sürecin geri çevrilmesi için ise söndürme işleminin uygulanması gerekmektedir. Fakat söndürme işleminin sonucunda ortaya birtakım problemler çıkabilmektedir. Bu problemler koşullu tepkinin yenilenmesi (renewal), eski durumuna dönmesi (reinstatement) ve kendiliğinden geri gelmesi (spontaneous recovery) olarak özetlenebilir. Hafızanın rekonsolidasyonu yaklaşımının ise bu problemlere bir çözüm sunduğu görülmüştür. Şöyle ki hafızanın bir kereye mahsus olarak depolandıktan sonra hayatına sabit ve kararlı bir yapıda devam etmesinden ziyade, her yeniden aktive oluşu (reactivation) ile yeniden kararsız hale geldiği ve sonrasında protein sentezleri ile birlikte tekrardan kararlı bir yapıya büründüğü öne sürülmektedir. Bu kararsız hale gelinen aşamada yapılan müdahalelerin ise orijinal hafızada değişikliğe sebep olabileceği ve böylece de klasik söndürme işleminin yol açtığı problemlere bir çözüm sunabileceği gösterilmektedir. Bu derlemede, psikanalizin temel yöntemlerinden olan serbest çağrışım tekniğinin, yukarıda bahsedilen hafızanın yeniden aktive oluşu ve kararsız hale gelişi durumlarını sağlayıp sağlayamayacağı ve bu sayede orijinal hafızada değişikliklere sebep olup olamayacağı nöropsikanalitik alanyazın ışığında incelenmektedir.Article Hangi Lider, Kurumda Kalmayı Nasıl Sağlıyor? Çok Boyutlu İş Motivasyonunun Aracı Rolü(2019) Metin, U. Baran; Göncü-köse, AslıYöneticilerin liderlik tipleri çalışanların iş motivasyonlarını en fazla etkileyen faktörler arasında yer almaktadır ancak, Türkiye’de hem bu etkileri hem de liderlik stillerinin çalışan motivasyonları aracılığı ile işle ilgili diğer sonuçdeğişkenleri üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar az sayıdadır. Bu çalışmanın amacı, yöneticilerin babacan vedönüşümcü liderlik stilleri ile çalışanların çok boyutlu iş motivasyonları arasındaki ilişkileri geçerliği ve güvenirliğitest edilmiş bir ölçek kullanarak Türkiye örnekleminde incelemek (Çalışma 1); ayrıca, liderlik tipleri ile işten ayrılmaniyetleri arasındaki ilişkilerde çok boyutlu iş motivasyonunun kısmi aracı rolünü test etmektir (Çalışma 2). Bu amaçla,Çalışma 1’de 456 çalışandan veri toplanmış ve Gagné ve arkadaşları (2014) tarafından Öz Belirleme Kuramı (Decive Ryan, 1985) temel alınarak geliştirilen Çok Boyutlu İş Motivasyonu Ölçeği’nin (ÇBİMÖ) Türkçeye adaptasyonçalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma 2’de 388 çalışandan veri toplanmış ve önerilen model yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle test edilmiştir. Çalışma 1’in bulguları, ÇBİMÖ’nün diğer ülkelerde yapılan çalışmaların gösterdiği faktöryapılarına uyumlu bir yapı gösterdiğini ve yordayıcı geçerliği olduğunu ortaya koymuştur. Çalışma 2’nin bulguları,genel olarak iki liderlik stilinin de motivasyon tipleriyle önerilen ilişkileri gösterdiğini ancak, iş motivasyonlarınınyalnızca dönüşümcü liderlik ile işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkide kısmi aracılık ettiğini göstermiştir. Bulgular,kuramsal ve uygulamaya yönelik çıkarımlar ile gelecekteki çalışmalara yönelik önerilerle birlikte tartışılmıştır.Article Haset ve Kıskançlığın Tanımlanması ve Klinik Görünümü(2018) Tuna, EzgiHaset ve kıskançlık, birbirinden önemli noktalarda ayrışan; fakat günlük hayatta sıkçabirbiriyle karıştırılan karmaşık duygulardır. Haset, bir başkasının sahip olduğu ve bizdeolmayan bir şey ya da özellik karşısında hissettiğimiz duygu iken; kıskançlık, bizim içinönemli bir ilişkinin üçüncü bir kişinin varlığı sebebiyle tehdit altında olduğunudüşündüğümüzde ortaya çıkan duygudur. Dolayısıyla, hasette iki kişilik, kıskançlıkta iseüç kişilik bir yapı mevcuttur. Melanie Klein'a göre haset doğumdan sonra bebeğin meme ilekurduğu sevgi ve nefret ilişkisinde temellenir; kıskançlık ise gelişimsel olarak hasettensonra gelir ve hasetin çözümlenmesinde rol oynar. Haset ve kıskançlık, temelde işlevselduygular olsa da, kişinin ve ilişkilerin işlevselliğini bozarak patolojik boyuta ulaşabilirler.Bu makalede haset ve kıskançlık tanımlanmış, birbirleriyle benzer ve farklı yanları ortayakonulmuş ve hangi durumlarda işlevselliklerini yitirerek psikopatolojinin bir parçasıoldukları incelenmiştir.Article Hıv/aıds Riskini Artıran Cinsel Davranışlar(2017) Kıylıoğlu, Levent; Dönmez, AliCinsel ilişkiler bireyin yaşamında ve gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Ancak güvenli olmayanyollardan girilen cinsel ilişkiler HIV gibi enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Bu çalışmanın amacıHIV/AIDS riskini artıran cinsel davranışların gözden geçirilmesidir. HIV enfeksiyonu ve AIDS hastalıkriskini artıran bu cinsel davranışlar: anal ilişki, tek gecelik cinsel ilişki, kondom kullanılmadan girilencinsel ilişki, kendinden yaşça büyük birisiyle cinsel ilişkiye girme, aynı dönemde birden fazla kişiylecinsel ilişkiye girme, ilişki öncesi ya da sırasında alkol ve diğer uyuşturucu maddeleri kullanma,küçük yaşta cinsel ilişkiye başlamaolarak belirtilmiştir. İlişkiye girilen kişi sayısının artması, özelliklede aynı dönemde birden fazla kişi ile cinsel ilişkiye girme ve tek gecelik ilişkiler HIV enfeksiyonununbulaşma olasılığını artırdığından, HIV/AIDS riskinden uzak kalmanın en etkili yöntemi cinsel geçmişleribilinen partnerlerin yalnızca birbirleriyle ilişkiye girmeleri ve düzenli kondom kullanmalarıdır.Article İşlevsel ve İşlevsiz Dürtüselliğin Sürücülük Becerileriyle Farklılık Gösteren İlişkilerinin İncelenmesi(2018) Bıçaksız, Pınar; Özkan, TürkerBu çalışmada, ilgili literatürde daha önce araştırılmamış olan dürtüsellik kişilik özelliği ve öz-beyana dayalı sürücülük becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini anketleri kağıt-kalem testi olarak (n = 158)ve internet üzerinden (n = 348) dolduran toplam 506 bireysel sürücü oluşturmaktadır. Dürtüsellik kişilik özelliğiningenel psikoloji literatüründeki olumsuz davranış örüntüsü tanımını yansıtan işlevsiz dürtüsellik boyutunun sürücülükbecerileriyle ilişkisiyle işlevsel dürtüsellik (Dickman, 1990) boyutunun sürücülük becerileriyle ilişkisi karşılaştırılmış ve hem korelasyon hem de regresyon analizlerinde farklılaşan örüntüler gözlenmiştir. Ayrıca, sürücüluk bağlamına özel dürtüsellik ve genel dürtüsellik ölçeklerinin sürücülük becerilerinde açıkladıkları varyans oranları karşılaştırılmış ve sürücülük bağlamına özel dürtüsellik ölçeğinin sürücülük becerilerinde daha yüksek oranda varyansaçıkladığı görülmüştür. Bu nedenle, sürücülukle ilgili değişkenleri daha iyi anlamak ve açıklamak için yürütülecekçalışmalarda sürücülük bağlamına özel dürtüsellik kavramının ve ölçeğinin kullanılmasının ilgili literatüre katkıyapma potansiyeline sahip olduğu önerilebilir.Article Kronik Ağrının Bellek Süreçleri Üzerindeki Etkilerinin Biyopsikososyal Model Çerçevesinde İncelenmesi(2022) Üste, Aleyna Nur; Kaynak, HandeEn yaygın ağrı türlerinden biri olan kronik ağrı, bellek güçlükleri gibi bilişsel becerilerde bozulma ile ilişkilendirilmektedir. Mevcut makale, kronik ağrısı olan hastaların belleğini biyolojik, psikolojik ve sosyal bileşenlerin nasıl etkilediğini inceleyen çalışmaların derlenmesini amaçlamaktadır. Araştırmalar, kronik ağrı hastalarının çoğunlukla bellek bozulmalarından şikâyet ettiğini ve biyopsikososyal modelin bu hastaların neden bellek şikayetleri yaşadıklarını daha iyi anlamak için yaygın olarak kullanıldığını göstermiştir. Biyopsikososyal model aynı zamanda her hastaya özgü müdahale modeli geliştirerek hastaların bilişsel ve davranışsal zorluklarla baş etmelerini sağlamaktadır. Birincisi, modelin biyolojik bileşeni, kronik ağrının hastalarda biyolojik değişikliklere neden olduğunu, dikkat ve bellek gibi bilişsel süreçleri olumsuz etkilediğini savunmaktadır. İkinci olarak, psikolojik bileşen, kronik ağrının neden olduğu depresyon ve anksiyete bozukluğu gibi komorbiditeleri tartışmakta ve bunların bellek performansını nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Üçüncüsü, sosyal bileşen, hastaların artan sağlık hizmeti maliyetleri ve yetersiz uyku gibi çeşitli bozukluklara bağlı olarak kronik ağrının olumsuz etkilerini deneyimlediklerini öne sürmektedir. Çalışma, kronik ağrısı olan hastaların bellek performansının biyolojik, psikolojik, sosyal bileşenlerden etkilendiği ve bu bileşenlerin birbirleriyle etkileşime girerek bellekte bozulmalara neden olduğu sonucuna varmaktadır.Article Kronik Hastalıklarda Duygu Düzenleme: Kalp ve Damar Sistemi Hastalıkları, Kanser, Migren, Fibromiyalji ve Sedef Hastalığı Üzerine Bir Derleme(Association for Clinical Psychology Research, 2023) Tuna, E.Emotion regulation (ER) involves conscious and automatic regulation of the occurrence, type, intensity, timing, and expression of emotions. Previous studies indicate that ER not only affects individuals’ mental health outcomes, but also plays a critical role in physical health as well. Especially in chronic diseases, how emotions are regulated shapes many patient variables including self-care, treatment adherence, and stress management; affecting both physical and psychological well-being. Furthermore, there is evidence that ER plays a role in initiation and prognosis of some chronic diseases. The aim of this review article was to summarize evidence regarding the association between chronic diseases and ER, and describe limitations in the existing studies in order to guide future research. To reach this aim, after a brief discussion of the mechanisms between emotions and health, we discussed research findings on ER in cardiovascular disease (CVD), cancer, migraine, fibromyalgia, and psoriasis, respectively. Findings indicate that emotion and ER play a role in the etiology of CVD; yet there are mixed findings regarding their role in the etiology of cancer. Research on migraine, psoriasis and fibromyalgia are rather correlational. Findings generally suggest that individuals with a chronic disease report more problems in ER as compared to healthy individuals. Frequent use of less adaptive strategies among patients have been related to less favorable outcomes such as psychopathology symptoms, bodily symptoms, and lower quality of life. Understanding ER in chronic diseases could guide the development of prevention and intervention programs aimed at increasing patients’ quality of life. The article ends with an evaluation of the literature and suggestions for clinical practice. © 2023 Klinik Psikoloji Araştırmaları Derneği. Tüm hakları saklıdır.Article Mahler’in Ayrılma-bireyleşme Kuramına Göre Küçük Prens Karakterinin İncelenmesi(2021) Erdoğdu, Neşe; Topcu-bulut, Merve; Aras, Ilayda; Özertem, Neslihan; Aslan, Ela DilanBu çalışma Küçük Prens karakterinin, Mahler’in ayrılma-bireyleşme kuramına göre incelenmesini amaçlamaktadır. Mahler’in kuramı bebeğin biyolojik doğumunu, ardından gelen psikolojik doğumunu ve normal otizm dönemi ile başlayıp yenidoğanın ilk üç yılını içine alan ve bireyselleşmeyi içeren bir süreçtir. Bu sürecin iki öncül evresi normal otistik evre ve normal ortakyaşamsal evre olarak belirlenmiştir. Altıncı ay ile birlikte başlayan ayrışma-bireyleşme sürecinin dört alt evresi ise farklılaşma ve beden imgesinin gelişimi, alıştırma, yeniden yakınlaşma ve bireyliğin pekişmesi ve coşkusal nesne sürekliliğinin başlangıcı olarak tanımlanmıştır. Bu dönemde yenidoğanın kendilik algısının temelleri atılırken, kendilik algısına dair kazanımlarını yaşamı boyunca sürdürmesi beklenir. Bu süreçte anne ile bebek arasında ikili ilişkiler gözlemlenir. Bu ikili ilişkiler gelecekte nesne temsillerinin oluşumuna katkıda bulunur. Mahler’e göre gelişim, yenidoğanın bakım verenle yaşadığı karşılıklı simbiyotik bağlılıktan kopup ondan ayrılmasını içeren bir süreçtir. Bu açıdan bakıldığında, Mahler’in kuramı yenidoğanın bakım verenden bağımsız olarak kendi kimliğine nasıl ulaştığını tespit etmeyi hedefler. Hikâyede Sahra Çölü’ne uçağı düşen bir Pilot ile bu çölde karşılaştığı Küçük Prens’in başından geçen olaylar anlatılmaktadır. Hikâyede Küçük Prens’in Gül ile ilişkisi daha sonra yaşadığı yerden ayrılmasının ardından karşılaştığı gezegenler ve Sahra Çölü’nde tanıştığı Pilot ve Tilki anlatılmaktadır. Küçük Prens’in Pilot, Tilki ve farklı gezegenlerde yaşayan kişilerle tanışmasıyla, dış dünyayla ilgili uyaranlara maruziyeti de artmıştır. Bu uyaranlarla birlikte Küçük Prens incelenirken Mahler’in ayrılma-bireyleşme kuramı temel alınmıştır.Article Mahler’in Ayrışma-bireyleşme Kuramına Göre Küçük Kara Balık Kitabı’nın İncelenmesi(2018) Demircioğlu, Zeynep Işıl; Demir, Koray; Fuçular, Emine Ezgi; Sülüngür, Orhun; Yalçın, Ezgi Selin; Topcu, MerveBu çalışmanın amacı Küçük Kara Balık kitabındaki Küçük Kara Balık’ın yaşam olaylarının, bu yaşam olaylarına gösterdiği tepkilerin ve duygularının Mahler’in Ayrışma-Bireyleşme Kuramı kapsamında değerlendirilmesi, karakterin başından geçenlerin Mahler’in teorisi ile örtüşen ve çatışan yerlerinin tartışılmasıdır. Mahler’in kuramı ayrışma-bireyleşmeyi, farklılaşma, alıştırma, yeniden yakınlaşma ve bireyliğin pekişmesi ve coşkusal nesne sürekliliğinin başlangıcı olmak üzere dört alt evre üzerinden incelemektedir. Küçük Kara Balık kitabında asıl incelenen ve ana karakter olan Küçük Kara Balık, annesiyle yaşayan ve amacı dereden ayrılarak denize ulaşmak olan küçük bir balıktır. Çalışma boyunca Küçük Kara Balık karakterine özellikle son üç alt evre açısından odaklanılmış ve anne ile yaşanılan sorunların karakterin davranışları üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Karakterin öfke eşiğinin düşüklüğünün ve yaşadığı yutulma korkusunun anne ile öngörülen ilişkinin kurulamadığından kaynaklı olduğu, ancak bu durumun bireyleşme sürecinde kendisi için engelleyici bir faktör olmadığı düşünülmüştür.Article Citation - WoS: 14Citation - Scopus: 17Mediating Effects of Self-Esteem in the Relationship Between Attachment Styles and Social Media Addiction Among University Students(Kare Publ, 2020) Demircioglu, Zeynep Isil; Kose, Asli GoncuObjective: In the present time, internet and social media have become indispensable parts of our lives. Apart from the advantages of social media, some individuals have begun to suffer from Social Media Addiction (SMA) which is associated with dysfunctions in academic and/or work domains. Although outcomes of SMA have been relatively widely investigated, its predictive factors have not been studied extensively yet. The aim of the present study was to investigate the effects of secure, fearful, and preoccupied attachment styles on SMA and the mediating role of self-esteem in the links between attachment styles and SMA. Method: Data were collected from 455 university students (300 females, 155 males) who volunteered to complete the survey package that included SMA Scale, Relationships Questionnaire, and Rosenberg Self-Esteem Scale. Results: The data were analyzed using Structural Equation Modeling and moderated multiple regression. The results revealed that preoccupied and fearful attachment had significant positive direct effects on SMA. While the link of preoccupied attachment with SMA was partially mediated, the relationship between secure attachment and SMA was fully mediated by self-esteem. In addition, exploratory analyses revealed that gender moderated the relationship between self-esteem and SMA. Conclusion: The findings of this study suggest that fearful attachment and preoccupied attachment can be risk factors for SMA among university students. On the other hand, being securely attached and having high self-esteem can be protective factors for SMA.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 3The Mediating Role of Cognitive Flexibility in the Relationship Between Metacognition and Psychological Health: a Study in a Non-Clinical Sample(Kare Publ, 2021) Aydin, Oyku; Kaynak, HandeObjective: Metacognition is a concept that refers to the awareness and control of individuals' cognitive processes. In this regard, metacognitive processes may promote cognitive flexibility. The present study investigates the impact of metacognitions on adults' psychological health and the mediating role of cognitive flexibility through bootstrap analysis. Method: The sample comprised of 212 university students. All volunteers had no history of psychiatric/neurological disorders and no use of medication affecting the central nervous system for the last six months. Participants were required to complete the Metacognitions Questionnaire-30, the General Health Questionnaire- 12, and the Cognitive Flexibility Inventory via an online survey. Results: According to the correlation analyses, cognitive flexibility was found to be negatively correlated with dysfunctional metacognition (r=-0.227, p<0.01) and poor psychological health (r=-0.397, p<0.01); dysfunctional metacognition was positively correlated with poor psychological health (r=0.399, p<0.01). We conducted mediation analyses via the bootstrapping method using a 95% confidence interval and 5000 bootstrap samples. The results showed that cognitive flexibility had a significant partial mediating role in the relationship between metacognition and psychological health [R-2=0.26, F(2, 209)=36.38, p<0.001]. Conclusion: The findings highlighted the importance of cognitive flexibility as an underlying mechanism through the relationship between metacognition and psychological health in a non-clinical sample. The results suggested the need to take "cognitive health" into account while attempting to promote "psychological health."Article Mediating Roles of Impulsivity and Risk-Taking in the Links of the Dark Triad With Flirting and Dating Via Social Media(Istanbul Univ, Fac Letters, dept Psychology, 2022) Demircioglu, Zeynep Isil; Goncu-Kose, AsliWith the acceleration of communication and access to information, individuals have begun to date via social networking sites. Although online dating has spread among university students recently, studies on this topic are very limited. The present study aimed to investigate the effects of the Dark Triad personality traits (i.e., Machiavellianism, psychopathy, and narcissism) on using Social Networking Sites (SNS) to find partners and face-to-face meeting/dating after flirting via the internet (i.e., face-to-face dating with a partner met via SNS). Furthermore, it was also aimed to identify the mediating roles of risk-taking and impulsivity in the relationships mentioned above. Data were collected from 358 University students (223 females and 135 males) who volunteered to complete the survey packages. The data was analyzed using Structural Equation Modeling (SEM). The age of the participants ranged between 18 and 49 (M = 22.67, SD = 2.83). The results revealed that narcissism was linked to using SNS to find partners, and impulsivity fully mediated the relationships of Machiavellianism with using SNS to find partners. In addition, the links of psychopathy with using SNS to find partners were partially mediated by impulsivity, with risk-taking fully mediating the effects of psychopathy and narcissism on face-to-face dating with a partner met via SNS. The present research revealed that impulsivity and risk-taking were the common attitudes underlying the links of psychopathy and narcissism with dating someone met via SNS. For individuals who score high on Machiavellianism, a low level of impulsivity is a protective factor; whereas a high level of impulsivity is a triggering factor that leads those with high psychopathy scores to search for partners via SNS. Contrary to expectations, narcissism was not directly associated with face-to-face dating a partner who was met via SNS. This finding may be related to the unidimensional measurement of narcissism, since grandiose narcissism is more likely to be positively associated with this risky and confident behavior, whereas vulnerable narcissism is less likely to have such an association.Article Citation - WoS: 2The Mediator Role of Positive and Negative Affect in the Relationship Between Sleep Quality, Depressive Symptoms and Anxiety in Young Adults(Galenos Publ House, 2022) Yazihan, Naksidil; Tuna, Ezgi; Fidantek, HulyaObjective: It is known that individuals with poor sleep quality show significantly more depression and anxiety symptoms. It is important to investigate possible factors that may make individuals more vulnerable to develop depression and anxiety. For this purpose, the possible mediator roles of positive affect (PA) and negative affect (NA) in the relationship between sleep quality and depression- anxiety symptoms in young adults were tested by using multiple mediation analysis. Materials and Methods: The sample of the study consisted of 387 volunteer participants aged between 18 and 35 years (mean=22.83, standard deviation=3.20). Data consisting of Pittsburgh sleep quality index, positive and negative emotion scale, and brief symptom inventory were collected through an online computer-assisted protocol. Results: Significant positive correlations were found between low sleep quality scores and both depressive and anxiety symptoms. According to the two mediator variable models, low sleep quality influenced depressive symptoms indirectly through PA and NA, and anxiety through only NA. Alternative models of the results showed that depressive symptoms influenced sleep quality partially through PA and NA, while anxiety mediated this relationship only through PA. Conclusion: Alternative models tested to understand the direction of the relationship between depressive-anxiety symptoms and sleep quality. Although the results were significant, the explained variance was found to be less explanatory than the first and second models. The results of the study supported the idea that sleep quality, PA and NA should be targeted while developing prevention and intervention programs for depression and anxiety.Article Citation - WoS: 8Metacognitive Beliefs and Coping Strategies of Suicide Attempters(Yerkure Tanitim & Yayincilik Hizmetleri A S, 2019) Yazihan, Naksidil Torun; Cinar, Orhan; Canbaz, Hayri; Ak, MehmetObjective: Metacognition is an essential process regarding decision-making and coping with stressful life events. In this present study, we aimed to examine the metacognitive beliefs and coping strategies of suicide attempters with subthreshold depressive symptoms. Methods: Thirty suicide attempters (mean age of 25.50 +/- 7.66 years) with subthreshold depressive symptoms and 30 healthy participants (mean age of 28.27 +/- 7.13 years) were compared with regard to Metacognition Questionnaire-30 (MCQ-30) and COPE Questionnaire. Results: The MANOVA results revealed significant differences between the groups for the subscales of MCQ-30 namely, "negative beliefs about thoughts", "need to control thoughts" and "lack of cognitive confidence". The results also indicated significant difference regarding "positive reinterpretation", "seeking social support for instrumental reasons", "active coping, planning, and problem-focused coping", "behavioral disengagement", "alcohol-drug disengagement" and "dysfunctional coping" subscales of COPE Questionnaire. In addition, moderate correlations were found between the MCQ-30 and the COPE subscales based on the Pearson's correlation coefficients. Conclusions: This study revealed the effect of particular metacognitive beliefs and type of coping style on suicidal behavior. This study is important for identifying risk factors and explaining how metacognitive beliefs and coping strategies are related to suicidal behavior. Maladaptive metacognitions may lead to overestimation of perceived stress and underestimation of cognitive resources and coping skills which may prevent individulas to produce adaptive coping strategies against stressful life events.Article Citation - WoS: 14Citation - Scopus: 16Psychometric Validation of the Turkish Motives for Online Gaming Questionnaire (Mogq) Across University Students and Video Game Players(Turkish Green Crescent Soc, 2020) Evren, Cuneyt; Evren, Bilge; Dalbudak, Ercan; Topcu, Merve; Kutlu, NilayThe main aim of the current study was to test the factor structure, reliability, and validity of the 27-Item Motives for Online Gaming Questionnaire (MOGQ), a standardized measure to assess seven types of motivation for online gaming. In the present study, participants were assessed with the MOGQ, the nine-item Internet Gaming Disorder Scale-Short Form (IGDS9-SF), and the Electronic Gaming Motives Questionnaire (EGMQ). The mean age and age at first gaming were lower and the socio-demographic factors such as male gender, living alone, having a game console, gaming more than usual in weekends, time spent on the gaming, having problems related with gaming, severity of IGD symptoms, and severity of online gaming motives were higher among the group of gamers than those in the group of students. Confirmatory factor analyses demonstrated that the six-factor structure (i.e., the dimensional structure) of the MOGQ was satisfactory for the Turkish version. The scale was also reliable (i.e., internally consistent with a Cronbach's alpha of 0.91 for coping/escape, 0.92 for recreation, 0.88 for fantasy, 0.91 for skill development, 0.87 for social, and 0.89 for competition) and showed adequate convergent and criterion-related validity, as indicated by statistically significant positive correlations with average time daily spent playing games during last year, IGDS9-SF, and EGMQ scores. These findings support the Turkish version of the MOGQ as a valid and reliable tool for determining the motives for online gaming among young adults.

