Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956
Browse
3 results
Search Results
Master Thesis The Problem of the Individual Application Against Legislative Acts and Regulatory Acts(2024) Bebek, Ayşe Ceren; Kılıç, İlkerBireysel başvuru yolu, Türk hukuk sistemine 12/9/2010 tarihli halk oylaması ile kabul edilen 5982 sayılı Anayasa Değişikliği Kanunu ile girmiş ve 23/9/2012 tarihi itibarıyla uygulanmaya başlanmıştır. Bu bağlamda Anayasa'nın 148'inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre herkes, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulanabilmektedir. Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esasların düzenlendiği 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 45'inci maddesinde ise Anayasa'da yer alan kamu gücüne ilişkin sınırlama getirilerek bireysel başvuru konusu yapılamayacak hususlar düzenlenmiştir. Buna göre yasama işlemleri ve düzenleyici işlemler bireysel başvuru konusu yapılamayacaktır. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve diğer ülkelerin bireysel başvuru yolu uygulamalarına bakıldığında, mevzuat düzenlemelerinin potansiyel olarak ya da doğrudan temel hak ve özgürlüklerin ihlaline sebep olabildiği gerçeğinden hareketle somut olayın şartlarına göre bu yönde başvuruların kabul edildiği görülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın konusu, bireysel başvuru mevzuatında yer alan bu kısıta ilişkin bir eleştiri getirmektir. Ayrıca çalışmada, bu durumun uygulamaya yansımaları incelenerek çözüm önerilerinde bulunulacaktır.Master Thesis Theory of Natural Law and International Judicial Protection of Human Rights(2024) Çakmak, Yusuf Kadir; Kılıç, İlkerHukukun üstünlüğü, insan haklarına dayanan bir hukuki ve siyasi düzen modern çağın uygar devletlerinin ayırt edici niteliğidir. Bu çalışma temelde insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı devlet kuramının hukuki, felsefi ve mantıksal bir zaruret olduğu tezinden ibarettir. Bu tezi temellendirmek için modern kuramlara ışık tutması ve gerekli mantıksal çıkarımı sağlayabilmek maksadıyla birinci bölümde doğal hukuk düşüncesinin İlk Çağ'dan itibaren gelişimi incelenmiş ve laik doğal hukuk kuramının rasyonel bir zeminde ortaya çıkışı anlatılmaya çalışılmıştır. Zaman ve mekânın rasyonel bir dayatmayla ortaya çıkardığı laik doğal hukuk kuramının uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk boyutu incelenmiştir. Uluslararası mahkemelerin, uluslararası kuruluşların, temel hak ve hürriyetlere yönelik uluslararası sözleşmelerin muteberliğine karşılık geliştirilen egemenlik tezlerini kavrayabilmek maksadıyla ikinci bölümde genel bir egemenlik kuramı incelemesi yapılmaktadır. Egemenliğin tarihsel gelişimi incelendikten sonra modern kuramların temelini oluşturan düşünceler değerlendirilmektedir. İkinci kısımda temel olarak egemenliğin sıfatı ve tanımı farklı değerlendirmelere uğramasına karşın bölünmez, tek, mutlak oluşu gibi sıfatları daima koruduğuna; İngiliz egemenlik kuramlarının Kıta Avrupası egemenlik kuramlarından ayrıldığına işaret edilmektedir. Üçüncü bölümde ilk olarak referandum yöntemi değerlendirilmiştir. Carl Schmitt'in ortaya koyduğu meşruiyetin sınırlı izahı, otoritenin sosyoloji üzerindeki mutlak etkisi gibi problemlere vurgu yapılmış, Schmitt'in referandum demokrasisi önermesi incelenmiş, egemenliğe yönelik Schmittçi yaklaşım Habermas ve Kelsen'in görüşleri ışığında eleştirilmiştir. Üçüncü bölümün devamında, ilk bölümde incelenen mantığın bir gereği, devletler arasındaki doğal durumun bir sonucu olarak ve hukuk düşüncesinin doğal gelişiminde ortaya çıkan laik doğal hukuk görüşünün mümkün kılınabilmesi için pozitif hukukun unsurlarının nasıl kullanılması gerektiğine odaklanmaktadır. Bölümün devamında mahkeme kararları incelenmiş, Rusya örneği ve Nazi örneği bağlamında hukuk dışı nitelenen sistemlere karşı ne yapıldığı değerlendirilmiş ve çıkarımlarda bulunulmuştur. Tezin nihai amacı, insan haklarına dayalı, monist bir uluslararası yargı sisteminin; tarihsel ve mantıksal bir zaruret olduğunu ortaya koymak; bunu yaparken hukuki belirlilik probleminin çözümüne odaklanmak ve egemenlik kuramlarının genel değerlendirmesini yapmaktır.Master Thesis Exploitation of the Constitutions(2024) Anşin, Ömer; Kılıç, İlkerDemokratik hukuk devleti idealinde anayasaların, siyasi iktidarları sınırladıkları, temel hak ve hürriyetleri güvence altına aldıkları yaygın bir şekilde kabul edilir. Bireylerin hak ve hürriyetlerinin anayasal hükümlerle koruma altına alındığı bir hukuk devletinde hükmetme kudretini sadece anayasal sınırlar içerisinde kullanabilen siyasi iktidarların otoriter bir keyfilik içerisinde olamayacağı kuşkusuzdur. Siyasi iktidarların kudretlerini sınırlandıran anayasalar, kötü niyetli iktidar sahipleri için bir prangadır. Bu pranga, yıllarca askeri darbeler gibi geleneksel metotlarla kırılmaya çalışılmıştır. Ancak son yıllarda bu geleneksel metotlardan rücu eden anti demokratik irade, artık tespiti eskisi kadar kolay olmayan stratejiler keşfetmiştir. Siyasi iktidarlar, anayasaları ortadan kaldırmak yerine otoriter veya yarı-otoriter rejimler oluşturmak maksadıyla anayasal araçları bir enstrüman olarak kullanmaya başlamışlardır. Bu çalışmada, anti demokratik iradenin bu yeni stratejisi, anayasaların istismar edilmesi başlığıyla tahlil edilmeye çalışılmıştır.
