Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956

Browse

Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Master Thesis
    Uluslararası Hukuk Açısından Nürnberg ve Tokyo Mahkemeleri
    (2025) Güven, Ataberk; Bayıllıoğlu, Uğur
    Uluslararası Ceza Hukuku, insanlık suçları, savaş suçları ve soykırımlar gibi büyük suçları cezalandırmayı amaçlayan bir hukuk dalıdır. Nürnberg Yargılamaları, uluslararası ceza hukukunun temellerini atarak, bireylerin hem devlet adına hem de kişisel olarak suçlu olabileceğini ortaya koymuştur. Tokyo Mahkemesi ise Asya'daki savaş suçlarını cezalandırmış ve bölgesel adaletin sağlanmasında önemli bir rol oynamıştır. Eski Yugoslavya ve Ruanda'daki savaş suçları için kurulan mahkemeler (EYUCM ve URCM), uluslararası ceza hukukunun uygulanabilirliğini göstermiş ve insanlık suçlarına karşı adaletin sağlanmasında katkıda bulunmuştur. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), daimî bir mahkeme olarak, tüm dünyada savaş suçları, soykırımlar ve insanlığa karşı suçlar gibi suçlarla mücadele etmektedir. Ancak UCM, devletlerin iş birliği eksiklikleri ve bazı suçluların yargılanamaması gibi zorluklarla karşı karşıyadır. Sonuç olarak, uluslararası ceza mahkemeleri, dünya çapında adaletin sağlanmasında kritik bir rol oynamakta, ancak daha etkili olabilmesi için devletlerarası iş birliği ve uluslararası hukuk normlarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Uluslararası ceza hukukunun gücünün arttırılması, insanlık suçlarına karşı mücadelede devamlılık sağlayacaktır.
  • Master Thesis
    Ceza Muhakemesi Hukukuna Hakim Olan İlkeler Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı
    (2025) Yükselen, Berru; Aktaş, Batuhan
    Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı, hem ceza muhakemesine hakim olan ilkelerin gerçekleştirilmesi hem de başta adil yargılanma ve savunma hakkı olmak üzere, sanığa tanınan hakların kullanılması için önemli bir araçtır. Sanığın duruşmada hazır bulunması, ceza muhakemesinde hem hak hem de yükümlülüktür. Ancak kanun koyucu, kamu düzenini sağlamak, maddi gerçeğe ulaşmak, muhakemeyi kısa sürede ve az masrafla tamamlamak amacıyla, sanığın duruşmada hazır bulma hakkına istisnalar getirmiştir. Çalışmamızda istisnai hallerin hak ihlallerine sebep olup olmadığı incelenmiştir. Birinci bölümümüzde, ceza muhakemesinin amacı, ceza muhakemesine hakim olan ilkeler ve haklar açıklanmıştır. İkinci bölümümüzde sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin istisnai haller ve hak ihlallerine karşı başvuru yolları incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Ceza Muhakemesinde Adli Kontrol
    (2025) Eroğlu, Mustafa Ali; Yılmaz, İrem Naz; Özer, Burcu Ertem; Aktaş, Batuhan
    Criminal proceedings begin with the discovery of the suspicion of a crime and ultimately end with a final judgment that is free from all doubts and uncertainties. During the criminal proceedings, it is essential to use certain tools to reach the material truth. One of the most important of these tools is undoubtedly precautionary measures. Precautionary measures not only help in collecting the necessary evidence for the trial to proceed properly but also prevent the final judgment from remaining on paper. Among the precautionary measures, the most severe one is undoubtedly detention. By resorting to detention, not only is the concealment of evidence prevented, but it also ensures that the suspect or defendant does not escape. In this way, the necessary evidence for reaching the material truth is collected, protected, and the execution of the final judgment becomes possible. The fact that detention is a severe measure, and its consequences—such as total confinement—has led the legislator to adopt a more measured approach in regulating this precautionary measure. In this context, where detention is necessary, the aim has been to create a more balanced alternative. Judicial control, as a precautionary measure regulated within the framework of the principle of proportionality, serves the same purpose as detention. In this way, the judge or the court does not have to choose between the total confinement of the suspect or defendant and complete freedom, and ultimately, they will be able to proceed with the criminal trial in a more effective manner, achieving their objectives.This study examines the legal nature of judicial control, which was regulated as an alternative to detention, its relationship with the obligations it imposes, to what extent these obligations can serve as an alternative to detention, and finally, the problems that arise in the application of the judicial control measure as regulated by the law.
  • Master Thesis
    The Conflict of Tax Privacy and the Right To Obtain Information
    (2025) Şimşek, Özge Çelebi; Bilici, Nurettin
    Bu akademik çalışmada, Vergi Mahremiyetinin kapsamı ve sınırları ortaya konularak bilgi edinme hakkı ile çatışma hali irdelenmiştir. Öncelikle vergi mahremiyetinin hukuksal temelleri, vergilendirme süreçleri ve hakim olan ilkeler çerçevesinde incelenmiştir. Tezin ana konusu olan 213 sayılı Vergi Usul Kanun madde 5 kapsamında düzenlenen vergi mahremiyeti hakkının kapsam ve sınırları, vergi mahremiyetinin diğer hukuk düzenlemeleriyle ve özellikle bilgi edinme hakkı ile ilişkisi anayasal temelleri bağlamında açıklanmaya çalışılmıştır. Gelinen noktada uygulamada karşılaşılan ve vergi mahremiyetinin dayanak olarak öne sürüldüğü vergi tekniği raporlarının mükelleflere tebliğ edilmemesi hususu irdelenmiş olup, hakların çatışması halindeki çözüm yöntemleri incelenmiştir. Bu doğrultuda, doktrindeki görüşlerden ve yüksek mahkeme kararlarından yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi mahremiyeti, Bilgi edinme hakkı, Vergi tekniği raporlarının tebliği, Hakların çatışması
  • Master Thesis
    Exceptional Procedure From the Tender Procedures Provided in the Public Procurement Law No. 4734: Negotiated Procedure
    (2025) Özdemir, Zeynep Ünal; Ayaydın, Dilhun
    Pazarlık usulü, kamu ihale hukukunda belirli durumlarda başvurulan istisnai bir yöntemdir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 21. maddesinde düzenlenen bu yöntem, kamu kaynaklarının acil ihtiyaçlar, teknik gereklilikler ve özel koşullar gibi durumlarda etkin ve hızlı bir şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Ancak pazarlık usulünün doğası gereği daha az şeffaf ve rekabetten uzak olması, uygulamada bazı sorunlara ve risklere yol açmaktadır. Bu çalışmada, pazarlık usulünün hukuki çerçevesi ayrıntılı olarak ele alınmış; yöntemin avantajları, dezavantajları ve uygulamada karşılaşılan sorunlar analiz edilmiştir. Özellikle şeffaflık eksikliği, rekabetin sınırlı olması ve kötüye kullanım riski, bu yöntemin uygulamadaki en önemli sorunları olarak öne çıkmaktadır. Bu kapsamda, çözüm önerileri geliştirilmiş ve pazarlık usulünün daha etkin bir şekilde uygulanabilmesi için mevzuat ve uygulama düzeyinde reformların gerekliliği vurgulanmıştır. Pazarlık usulünün etkin kullanımı, yalnızca kanunda öngörülen sınırlar içinde ve kamu yararını maksimize edecek şekilde sağlanabilir. Bu bağlamda, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, eğitim faaliyetlerinin artırılması ve dijitalleşme süreçlerinin hızlandırılması gibi adımların atılması önerilmektedir. Çalışma, pazarlık usulünün kamu kaynaklarının verimli kullanımı ve kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir araç olduğunu vurgulamaktadır.
  • Master Thesis
    Administrative Tutelage Authority Over Municipalities in the Context of Democratic and Decentralization Principles
    (2025) Cevahir, Eylem; Doğan, Eser Us
    Bu çalışma, demokrasi ve yerinden yönetim ilkeleri çerçevesinde, Türkiye'deki belediyeler üzerinde uygulanan idari vesayet yetkisinin kapsamını, sorunlarını ve çözüm önerilerini incelemektedir. Tezin amacı, idari vesayet uygulamalarının demokratik ilkelere uygunluğunu değerlendirmek ve yerel yönetimlerin özerkliğini güçlendirecek bir model önermektir. İlk bölümde, Türk idari teşkilatı ve yerinden yönetim yapıları tarihsel bir perspektifle ele alınmış, Osmanlı döneminden başlayarak Cumhuriyet'in çeşitli anayasal süreçlerindeki yerel yönetim düzenlemeleri incelenmiştir. Bu bağlamda, merkezi idare ve yerinden yönetim kuruluşlarının yapısı, işleyişi ve görevleri detaylandırılmıştır. İkinci bölümde, demokrasi ve yerinden yönetim ilkeleri açıklanmış, yerel yönetimlerin bu ilkelere uygun olarak nasıl yapılandırılması gerektiği tartışılmıştır. Merkezden yönetim ve yerinden yönetimin yararları ve sakıncaları ele alınarak, idarenin bütünlüğü ilkesinin idari vesayet mekanizması ile nasıl sağlandığı üzerinde durulmuştur. Belediyeler üzerindeki idari vesayet yetkisi, organlar (belediye başkanı, belediye meclisi, belediye encümeni) ve işlemler açısından değerlendirilmiştir. Vesayet yetkisinin demokratik yönetim, şeffaflık, katılım ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle uyumsuz yönleri incelenmiş ve Avrupa standartlarıyla uyumluluğu tartışılmıştır. Son bölümde, mevcut idari vesayet uygulamaları eleştirilerek, yerel yönetimlerin özerkliğini güçlendirecek öneriler sunulmuştur. Öneriler arasında, idari vesayetin yalnızca hukuka uygunluk denetimi ile sınırlandırılması, yerinden yönetim ilkesine uygun düzenlemelerin yapılması ve halkın yerel yönetime daha aktif katılımını sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi yer almaktadır. Sonuç olarak, idari vesayet yetkisinin kapsamı daraltılarak yerel yönetimlerin demokratik ve özerk bir yapıya kavuşması, hem yerel demokrasiyi hem de ülke genelindeki demokratik kültürü güçlendirecektir.