Bilgilendirme: Kurulum ve veri kapsamındaki çalışmalar devam etmektedir. Göstereceğiniz anlayış için teşekkür ederiz.
 

Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/9486

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 54
  • Master Thesis
    Makine Öğrenmesi Teknikleri Kullanılarak Sybil Botların Tespit Edilmesi
    (2025) Öcel, Cansu Betül; Tolun, Mehmet Reşit
    Bu çalışma, NSL-KDD veri seti kullanılarak ağ tabanlı anomali tespiti amacıyla çeşitli makine öğrenmesi algoritmalarının performansını karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. NSL-KDD, saldırı türlerini dört ana başlıkta (DoS, Probe, R2L, U2R) toplayan, etiketli ve dengeli yapısıyla denetimli öğrenme yöntemleri için uygun bir veri seti olarak ele alınmıştır. Çalışma kapsamında veri seti üzerinde öncelikle istatistiksel analizler ve veri keşif çalışmaları gerçekleştirilmiş, ardından veri ön işleme adımları uygulanmıştır. Bu süreçte kategorik değişkenler sayısal forma dönüştürülmüş, eksik veriler temizlenmiş ve azınlıkta kalan sınıflar SMOTE yöntemiyle dengelenmiştir. Özellik seçimi için Mutual Information (MI) yöntemi kullanılarak en bilgilendirici 15 değişken belirlenmiş ve model eğitimi bu özellikler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sonrasında tüm değişkenler kullanılarak modeller tekrar eğitilmiş ve sonuçlar kıyaslanmıştır. Modelleme aşamasında Lojistik Regresyon, Naive Bayes, Random Forest, K En Yakın Komşu (KNN), Destek Vektör Makineleri (SVM), AdaBoost ve Yapay Sinir Ağı (ANN) algoritmaları kullanılmıştır. Her model için hiper parametre optimizasyonu GridSearchCV veya RandomizedSearchCV yöntemleriyle yapılmıştır. Modellerin başarısı doğruluk (accuracy), kesinlik (precision), duyarlılık (recall) ve F1 skoru gibi değerlendirme metrikleri kullanılarak analiz edilmiştir.Elde edilen sonuçlar, NSL-KDD veri seti üzerinde bazı modellerin özellikle DoS gibi baskın sınıflarda yüksek doğruluk sağlarken, azınlıkta kalan R2L ve U2R saldırı türlerinde performans düşüşleri yaşandığını göstermektedir. Bu durum, dengesiz veri setlerinde kullanılacak yöntemlerin dikkatli seçilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.
  • Master Thesis
    Mimarlık Kuramcısı Bülent Özer'in Türk Mimarlığına Katkıları
    (2025) Yüksek, Duygu; Özmen, Ceren Katipoğlu; Tuztaşı, Uğur
    Klasik antikiteye duyulan ilgiyle başlayan mimarlık yazım düşüncesi, tarih boyunca toplumsal ve teknolojik bağlamlarla yeniden yorumlanmış, ideoloji ve ekonomik koşulların etkisiyle çeşitlenen bir üretim alanına dönüşmüştür. Türkiye'de Erken Cumhuriyet döneminden itibaren mimarlığın ulusal kimlik inşasıyla yakından ilişkili bir yapıda şekillendiği görülmektedir. Bu süreçte mimarlık, kültürel temsilin temel araçlarından biri olarak konumlanmış; modernleşme, ideoloji, kimlik ve küreselleşme tartışmalarıyla şekillenen düşünsel bir dönüşüm geçirmiştir. Bu tarihsel bağlamda Bülent Özer (1933–2016), çok yönlü kişiliği, akademik üretimi ve editörlük gibi çalışmalarıyla Türk mimarlık yazımının biçimlenmesinde etkili bir kültürel aktör olarak öne çıkmaktadır. Makaleleri, doktora tezi ve ders notlarıyla disiplinler arası çalışan Özer, yalnızca bir mimarlık tarihi yaklaşımı sunmakla kalmamış aynı zamanda Türkiye'de mimarlığın düşünsel çerçevesini genişleten özgün bir bakış kazandırmıştır. Bu tez, Özer'in mimarlık kuramı, eğitim yaklaşımı, yayıncılık etkinlikleri ve kültürel eleştirileri aracılığıyla Türk mimarlığına bıraktığı entelektüel mirası yeniden değerlendirerek, bu mirasın günümüz mimarlık ortamındaki sürekliliğini tartışmayı amaçlamaktadır.
  • Master Thesis
    Türkiye'nin Bilgisayar Mühendisliği Lisansüstü Araştırma Ortamının Bilimmetrik Haritalaması
    (2025) Demir, Onur; Saran, Murat
    Bu çalışma, Türkiye'deki üniversitelerde hazırlanmış 12.778 adet bilgisayar mühendisliği yüksek lisans ve doktora tezini incelemektedir. Tezler 1984 ile 2024 yılları arasında tamamlanmıştır. Ana amaç, lisansüstü araştırmaların son 40 yılda nasıl büyüdüğünü, değiştiğini ve geliştiğini göstermektir. Bu çalışmada kullanılan veri seti, Türkiye'deki tüm lisansüstü tezlerin resmi olarak saklandığı YÖK Ulusal Tez Merkezi'nden alınmıştır. Ana temaları görmek için BERTopic ve sinir ağı gömlemeleri kullanılmıştır. Ayrıca LDA ve TF-IDF yöntemleri de uygulanmıştır. Metin, lemmatization ve n-gram gibi basit adımlarla temizlenmiştir. Bu yöntemlerle çalışma yaklaşık 90 konu grubu bulmuş ve bu konuların yıllara göre nasıl değiştiğini göstermiştir. 2015'ten sonra tez sayıları hızlı biçimde artmıştır, çünkü Türkiye'deki lisansüstü programlar genişlemiştir. Siber güvenlik, blokzincir, tarımda yapay zekâ ve tıbbi görüntü analizi gibi bazı konular çok hızlı şekilde popüler olmuştur. Sonuçlar ayrıca yüksek lisans ve doktora tezleri arasında bir fark olduğunu da göstermektedir. Doktora tezleri daha teorik konulara odaklanmakta, örneğin optimizasyon algoritmaları, gizlilik konuları ve ileri modelleme gibi alanlara yönelmektedir. Yüksek lisans tezleri ise genelde daha uygulamalıdır ve yüz tanıma, mobil uygulamalar veya akıllı ev sistemleri gibi konulara yoğunlaşmaktadır. Çalışma ayrıca tezlerin %33.6'sının ana konu gruplarıyla iyi eşleşmediğini göstermiştir. Bu tezler 'alışılmadık' ya da uç nokta çalışmalar olarak görülebilir. Genel olarak bu çalışma, Türkiye'de bilgisayar mühendisliği araştırmalarına yönelik büyük ölçekli ilk çalışmalardan biridir. Sonuçlar, hem tez sayısındaki büyümeyi hem de konulardaki çeşitliliğin arttığını göstermektedir.
  • Master Thesis
    Bulaşıcı Hastalıklara Uygulamasıyla Kesirli Mertebeden Bir Dinamik Sistem ve Simulasyonu
    (2025) Jamal, Ruya Imad Jamal; Türkan, Erkan Murat; Küçüksakallı, Nurgül Gökgöz
    Kesirli kalkülüs, klasik kalkülüsü genişleten ve dinamik sistemlerde bellek ve kalıtım özelliklerini yakalamaya imkân tanıyan güçlü bir matematiksel çerçeve sunar. Epidemiyolojiye uygulanması, bulaşıcı hastalıkların karmaşık yayılım dinamiklerini daha derinlemesine anlamaya olanak sağlar. Bu çalışma, klasik SIR modeliyle başlayan bölmeli epidemik modelleri ele almaktadır. SIR modeli, toplumu Duyarlı (S), Enfekte (I) ve İyileşmiş (R) gruplarına ayırır. Bu yapının genişletilmiş halleri arasında maruz kalan bireyleri dikkate alan SEIR modeli, iyileşen bireylerin yeniden duyarlı hale gelebildiği SIS modeli ve asemptomatik ya da kalıcı taşıyıcıların dâhil edildiği Taşıyıcı modeli bulunmaktadır. Daha genel bir yapı olan SEIQRV modeli ise nüfusu altı bölmeye ayırmaktadır: Duyarlı (S), Maruz (E), Enfekte (I), Karantinada (Q), İyileşmiş (R) ve Aşılı (V). Temel üreme sayısı (R_0), hastalığın yayılımını değerlendirmede kritik bir eşik ölçütü olarak kullanılır. Denge noktaları ve Jacobian matrisi üzerinden yapılan kararlılık analizi, sistemin hastalıksız veya endemik dengeye ulaşıp ulaşmayacağını belirler. MATLAB ortamında gerçekleştirilen sayısal benzetimler, farklı kesirli türev dereceleri (α=1,0.9,0.8) altında SEIQRV modelini incelemektedir. Sonuçlar, karantina ve aşılama bölmelerinin eklenmesinin üreme sayısını düşürerek enfeksiyonun yayılımını kontrol etmede etkili olduğunu göstermektedir. Genel olarak, bu çalışma kesirli türevli epidemik modellerin müdahale stratejilerinin değerlendirilmesinde önemini vurgulamakta ve bunların halk sağlığı planlaması ile hastalık yönetimindeki rolünü öne çıkarmaktadır.
  • Master Thesis
    Kampüs Yön Bulma Sürecinde Doğal Aydınlatma ve Mekânsal Biliş: Sistematik Bir Derleme
    (2025) Sulaiman, Yara Murad Shero; Demirbaş, Güler Ufuk; Yenigül, Saadet Akbay
    Üniversite kampüslerindeki genellikle göz ardı edilen yön bulma, özellikle ilk defa gelen öğrenciler, uluslararası ziyaretçiler ve farklı bilişsel ya da fiziksel yeterliliklere sahip bireyler için mekânsal deneyim ve hareketliliği tanımlamada kritik bir öneme sahiptir. Yönlendirme tabelaları, renk kodları ve mimari düzenlemeler yabancı bir mekânda bireylerin yönlendirilmesinde kullanılan geleneksel araçlardır; ancak doğal aydınlatmanın bilişsel faydaları mimarlık eğitiminde çoğunlukla göz ardı edilmektedir. Işık genellikle yalnızca mimarinin estetik bir unsuru ya da görme işlevini sağlayan pratik bir araç olarak değerlendirilmekte, yön bulma ve yol bulma süreçlerinde bilişsel bir araç olarak kullanımı ise nadiren araştırılmaktadır. Bu tez, doğal aydınlatmanın kampüslerde mekânsal biliş üzerindeki etkilerini kuramsallaştırmak amacıyla sistematik bir literatür taraması gerçekleştirmektedir. Sistematik incelemede, mimarlık, psikoloji ve çevre tasarımı gibi alanlardan hakemli akademik araştırmalar gözden geçirilmiş ve bilgilerin belirlenmesi, seçilmesi ve sentezlenmesi için yapılandırılmış bir süreç sağlayan PRISMA (Preferred Reporting Items for Systematic Reviews and Meta-Analyses) kılavuzları kullanılmıştır. Çalışmada üç temel tema belirlenmiştir: (1) doğal aydınlatma mekânın görünürlüğünü artırır, (2) doğal aydınlatma mekânın algılanan karmaşıklığını azaltır ve (3) mekânsal bilişsel haritalar, koridorlar, atriumlar ve görsel odak noktaları gibi mimari unsurlar aracılığıyla doğal aydınlatmanın yapılı çevre ile etkileşiminin bir fonksiyonu olarak ortaya çıkar (Gibson 1979; Boyce ve diğerleri 2003). Ayrıca, ışık gibi çevresel koşullar ve bireylerin yaşı, kültürel arka planı ve görsel uyaranlara duyarlılığı gibi kişisel bağlamlar, kullanıcıların mekânı algılama ve içinde yön bulma biçimleriyle etkileşim içerisindedir. Doğal aydınlatma kalitesi üzerine elde edilen bulgular, doğal ışığın yönelimde en üst düzeyde kullanılması, parlama etkisinin en aza indirilmesi ve mekânsal ipuçlarının oluşturulmasında doğal aydınlatmadan yararlanılması gibi uygulanabilir tasarım önerileri sunmaktadır. Sistematik inceleme, mimarlık ile bilişsel bilimleri bütünleştiren disiplinler arası çalışmaların eksikliği de dahil olmak üzere literatürde çeşitli boşlukları ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu sistematik literatür taraması mevcut bilgi birikiminin kapsamlı bir sentezini sunmakta ve mimarlığın bilişsel algılarını yalnızca tasarım kuramında arka plan unsuru olmaktan çıkararak, mekânsal biliş üzerindeki etkisini ortaya koyarak aktif bir şekilde değiştirmektedir. Bu araştırmanın sonuçları, daha sezgisel ve kapsayıcı kampüslerin tasarımına katkı sağlayacak ve insan merkezli mekânsal dolaşımı vurgulayan gelecekteki disiplinler arası araştırmalara yön verecektir.
  • Master Thesis
    Tekil Pozisyonların Varlığında Düzlemsel Paralel Bir Robotun Yörünge Tasarımı
    (2025) Özkök, Emre Umut; İder, Sıtkı Kemal
    Paralel manipülatörlerin tahrik tekilliği konumlarında, tahrik elemanları uç‐efektörü belirli yönlerde kontrol etme yeteneğini kaybeder. Ancak dinamik denklemlerin belirli tutarlılık koşulları uygun yörünge tasarımıyla sağlandığında, manipülatör tekil konfigürasyonlardan geçerken gerekli tahrik kuvvetleri ve sistem hareketi kararlı kalabilir. Bu çalışmada incelenen mekanizma, sabit bağlantı dâhil altı mafsal ve altı bağlantıdan oluşan, üç serbestlik derecesine sahip bir sistemdir. İlk aşamada mekanizmanın kinematik analizi ve dinamik simülasyonu gerçekleştirilmiştir. Kinematik analizde bağlantıların kütle merkezlerinin orta noktalarında bulunduğu varsayılmış, buna göre konum ve hız denklemleri türetilmiştir. Ardından bağlantıların kinetik ve potansiyel enerjileri hesaplanmış, bu değerler kullanılarak dinamik denklemler oluşturulmuştur. Manipülatör tekil konuma tutarsız ve tutarlı yörüngelerle geçerken tahrik torklarının zamana bağlı değişimi incelenmiştir. Söz konusu analiz MATLAB ortamında yürütülmüştür. Kinematik sonuçların doğruluğu, Autodesk Inventor'dan elde edilen verilerle karşılaştırılarak doğrulanmıştır. Kinematik analizin geçerliliği teyit edildikten sonra dinamik denklemler test edilmiştir; bu doğrulama, mekanizmanın serbest düşme hareketi yapıp yapmadığının gözlemlenmesiyle gerçekleştirilmiştir. Serbest düşme hareketi uygun şekilde simüle edildikten sonra, hem dinamik denklemlerin hem de elde edilen tork grafiklerinin doğruluğu doğrulanmıştır (Serbest düşme hareketinin doğruluğu, Working Model ve MATLAB ortamında yapılan analizlerin karşılaştırılmasıyla teyit edilmiştir.).Bu tez, daha önce önerilmiş yöntemleri kullanarak bir paralel manipülatörün analizini sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Nanopartiküller ve Farklı Geometrilere Sahip Kanatçıklar Kullanarak Borularda Isı Transferi İyileştirme
    (2025) Eğerci, Neslihan; Yapıcı, Ekin Özgirgin; Türkoğlu, Haşmet
    Enerji, havacılık ve otomotiv gibi sektörlerde mühendislik uygulamaları geliştirmek, ısı transfer verimliliğini artırmak için yaratıcı yöntemler gerektirir. Isı transfer yüzey alanını genişleterek, ısı eşanjörlerindeki boru kanatçıkları termal performansı artıran temel parçalardır. Ancak, tipik kanatçık tasarımlarının en iyi performansı göstermesini engelleyen birkaç kısıtlama vardır. Nanopartiküller, akışkan özelliklerini ve termal iletkenliği artırarak daha etkili ısı iletimi sağlar. Geleneksel soğutma sıvılarından daha fazla termal iletkenlik sunarak, nanofluidlerin kullanımı boru kanatçık sistemlerinde ısı transferini artırır. Bu çalışmanın amacı, farklı geometrilerde kanatçıklı bir boru tasarımı yaparak en etkili tasarımda farklı konsantrasyonlarda sabit boyutta nanoakışkanlar kullanarak ısı transferini incelemektir. Kanatçık çalışması için çeşitli konfigürasyonlar incelendi (üçgen, dikdörtgen ve daire). Üçgen kanatçıklı borunun en uygun olduğu çalışmalar sonucunda bulundu. Üçgen kanatçıklı yapıya farklı konsantrasyonlarda nano akışlar eklendi. Sonuç olarak en iyi nano akış konsantrasyonu ve geometri yapısı bulundu. En iyi nanoakış Al₂O₃-TiO₂ ve konstrasyonu %10-6' dır. En iyi geometri üçgen yapılı fin olarak bulunmuştur.
  • Master Thesis
    Çalışanların Performansı Üzerinde Finansal ve Manevi Teşviklerin Etkisi
    (2025) Salıhı, Bıshtıwan Ahmed Mohammed; Gökmen, Aytaç
    Bu tezin amacı, çalışanların performansı üzerindeki finansal ve manevi teşviklerin etkisini analiz etmektir. Çalışan performansı üzerindeki finansal ve manevi teşviklerin örgütlerdeki etkisini deneysel olarak analiz etmek için, bu bölüm çalışmanın metodolojisini ana hatlarıyla açıklamakta ve anketler yoluyla toplanan verilere dayalı nicel bir deneysel yöntem kullanmaktadır. Sayısal analizden yararlanılmış ve sonuçları sunmak için tablolar ve şekiller kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyete göre dağılımı, 280 kişilik bir örneklemden elde edilen verilerle sunulmuştur. Bunlardan 104'ü kadın, 176'sı ise erkektir. Araştırmacı, çalışmada yer alan değişkenlere ilişkin cinsiyet boyutu açısından kategoriler arasındaki farklılıkları belirlemek için Bağımsız Örneklemler T-Testine başvurmuştur. Analiz sonuçları, birinci eksen için hesaplanan t değerinin (0,214) olduğunu ve erkekler için (40,96), kadınlar için (39,63) olan aritmetik ortalamalara dayanarak, örneklemdeki bireylerin cinsiyet farklılıklarına göre birinci eksene ilişkin görüşlerinde istatistiksel farklılık olmadığını göstermektedir. Bu durum, hesaplanan anlamlılık düzeyi değerinin (0,176) olmasıyla, yani çalışmanın varsayılan anlamlılık düzeyi olan (%1)'den yüksek olmasıyla doğrulanmaktadır. Araştırmacı bazı bulguları vurgulamış ve en önemli sonuçlardan biri olarak: teknolojinin günümüzde istihdam edilebilir ekonomik büyümede dinamik bir rol oynadığı belirtilmiştir. Ölçülebilir sonuçların gelirler ve müşteri memnuniyeti ile yakından ilişkili olduğu yerde, primler, kâr paylaşımı ve performansa dayalı ücretler gibi finansal teşviklerin çalışan motivasyonunu ve verimliliğini önemli ölçüde artırdığı gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Suprametrik Uzaylarda Yakınsaklık Metotları
    (2025) Alişiroğlu, Pınar; Yalçın, Ceylan
    Bu tezde, dizi uzaylarında karşımıza çıkan yakınsaklık fikirlerinin, suprametrik uzaylara taşınması ve bu uzaylarda genelleştirilmiş yakınsaklık tiplerini incelemeyi amaçlamaktadır. İstatistiksel yakınsama, rough istatistiksel yakınsama ve lacunary istatistiksel yakınsama kavramları suprametrik uzaylardaki uygulamalarıyla birlikte sunulmaktadır. Tez, farklı yakınsama türlerinin temel özelliklerini, etkileşimlerini, güçlü yanlarını ve literatüre katkılarını analiz etmektedir. Ayrıca, yeni yöntemler için farklı örnek diziler sunulmuştur. Böylece, suprametrik yapının faydaları vurgulanmıştır. Bu yeni yöntemlerin teorik temelini desteklemek için çeşitli teoremler de ispatlanmıştır. Sonuçlar, beklenildiği gibi suprametrik yapıların standart metrik yapılara kıyasla daha esnek ve genel teoriler oluşturduğunu göstermektedir.
  • Master Thesis
    Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi Teknikleri Yoluyla Çevrimiçi Perakendeciler için Pazarlama Bütçelerinin Optimize Edilmesi
    (2025) Al-Janabı, Marwan Abdulkareem Abdullah; Gökmen, Aytaç
    Özet Çevrimiçi tüccarlar için pazarlama bütçesi tahsisini en üst düzeye çıkarmak amacıyla bu tez, yapay zekâ (AI) ve makine öğrenmesi (ML) yaklaşımlarının kullanımını araştırmaktadır. Geleneksel bütçeleme teknikleri, perakende sektörünün hızlı dijitalleşmesi ve müşteri iletişim kanallarının artan karmaşıklığı ışığında yetersiz kalmıştır. Bu çalışma, pazarlama sonuçlarını tahmin eden ve tahmini modellemeyi kullanarak harcama verimliliğini en üst düzeye çıkaran veri odaklı bir strateji sunmaktadır. Pazarlama kampanyası verilerinin ön işlenmesi, keşifsel veri analizi ve PyCaret çerçevesinde Random Forest, Gradient Boosting ve LightGBM gibi karmaşık makine öğrenme modellerinin kullanımı, metodolojinin bir parçasıdır. Doğruluk ve yorumlanabilirliğe dayanarak, en iyi performans gösteren model seçilir ve özellik önemi SHAP analizi ile belirlenir. Bulgular, makine öğrenimi tahminlerine dayalı akıllı bütçe tahsisinin müşteri hedefleme taktiklerini büyük ölçüde artırdığını, gereksiz harcamaları azalttığını ve pazarlama etkinliğini artırdığını göstermektedir. Sonuçlar, yapay zeka destekli optimizasyonun bütçe planlama prosedürlerinde nasıl devrim yaratabileceğini ve e-ticaret karar vericileri için önemli sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Yatay Su Alma Yapıları için Önerilen Kritik Batıklık Denklemlerinin Karşılaştırılması
    (2025) Al-Obaıdi, Dalal Abdulkareem Husseın; Göğüş, Mustafa; Gökmener, Serkan
    Su alma yapılarında oluşan hava-sürükleyen girdaplar, su alma yapılarının işletilmesinde birtakım güçlüklere sebep olmakta, verim kayıplarına ve hidrolik ekipmanlarda olası hasarlara yol açabilmektedir. Bu çalışma, simetrik ve asimetrik yaklaşım akım koşulları altındaki yatay su alma yapıları için hava sürüklenmesini önlemek amacıyla gerekli düşey mesafe olan kritik batıklığın, Sc, tahminine odaklanmaktadır. Boyut analizi kullanılarak, giriş geometrisi, yaklaşım Froude sayısı, su alma yapısı Froude sayısı, Reynolds sayısı ve Weber sayısının kritik batıklığa olan etkileri analiz edilmiştir. Simetrik ve asimetrik yaklaşım akış koşulları için sırasıyla, farklı çalışmalardan alınmış, 409 ve 225 adet deney verisi, daha genel ve doğru ampirik denklemler türetmek amacıyla analiz edilmiştir. Analizler, su alma yapisi Froude sayısı ve geometrik parametrelerin boyutsuz kritik batıklık (Sc/Di) üzerinde baskın etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, türetilen ampirik denklemler istatistiksel olarak yüksek doğruluk sergilemiş ve R² değerleri sırasıyla simetrik koşullar için 0.988, asimetrik koşullar için ise 0.949 mertebelerinde elde edilmiştir. Tüm akış ve geometrik parametreleri dikkate alınarak oluşturulan ampirik denklemler, en tutarlı sonuçları göstermiştir. Buna karşılık, yalnızca (Fr)i dikkate alınarak türetilen denklemler, Sc/Di'nin tahmininde orta düzeyde doğruluk sağlamıştır. Bu denklemler literatürdeki benzer denklemlerle karşılaştırılmış ve önerilen denklemlerin küçük ve büyük ölçekli modellere ait ampirik denklemler arasında dengeli bir korelasyon sunduğu, ayrıca daha geniş bir hidrolik koşul aralığında daha iyi genellenebilirlik sağlayabileceği gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Topluluk Öğrenimi Kullanılarak Geliştirilmiş Çevrimiçi Reklamcılık.
    (2025) Talabani, Nawar Fayq Arıf; Görür, Abdül Kadir
    Dijital reklamcılık çağında, kullanıcı etkileşimini doğru bir şekilde tahmin etmek, reklam yerleşimlerini optimize etmek ve geliri maksimize etmek açısından oldukça önemlidir. Bu araştırma, reklam tıklama tahminlerini geliştirmek amacıyla topluluk öğrenme (ensemble learning) algoritmalarını kullanan Geliştirilmiş Bir Reklamcılık Çerçevesi sunmaktadır. Çalışma, veri ön işleme, özellik mühendisliği ve korelasyon analizini içeren yapılandırılmış bir yaklaşımı takip ederek en uygun özellik seçimini sağlamıştır. Verisetleri eğitim ve test olarak ikiye ayrılmış; modeller, çeşitli değerlendirme metrikleri kullanılarak eğitilmiş ve test edilmiştir. Değerlendirme ve test süreci; demografik veriler, cihaz bilgileri ve reklam etkileşim kayıtları gibi çeşitli bilgileri içeren üç veri seti üzerinde gerçekleştirilmiştir. XGBoost, AVAZU veri setinde 0.9333 ve DIGIX veri setinde 0.9743 AUC skoru ile en yüksek başarıyı göstermiştir. Öte yandan, AdaBoost, dengelenmiş Online Advertising Campaign veri setinde %98.52 F1 skoru ve 0.9926 AUC değeri ile en iyi performansı göstermiştir. Sonuçlar, topluluk modellerinin kullanıcı davranışlarındaki karmaşık örüntüleri yakalama konusundaki etkinliğini ortaya koyarak daha doğru reklam hedeflemesine olanak sağladığını göstermektedir.
  • Master Thesis
    Elektrikli Araç Şarj İstasyonları için Optimal Yer Seçimi
    (2025) Gökler, Ezgi Nagihan; Qadrı, Syed Shah Sultan Mohıuddın
    Elektrikli araçların (EV) hızla yaygınlaşması, verimli ve erişilebilir bir şarj altyapısının geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu alandaki temel zorluklardan biri, şarj istasyonlarının optimum konumlandırılmasıdır. Bu yerleşim kararı, kullanıcı erişilebilirliği, operasyonel maliyetler ve genel hizmet verimliliği üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Bu çalışmada, elektrikli araç şarj istasyonu yer seçimi problemi, talep ve kapasite kısıtları altında kurulum maliyetleri ile mesafeye dayalı hizmet maliyetlerini bütünleştiren Karışık Tamsayılı Doğrusal Programlama (MILP) modeli olarak ele alınmıştır. Problemin NP-zor doğası nedeniyle, klasik optimizasyon yöntemleri problem boyutu büyüdükçe hesaplama açısından uygulanamaz hale gelmektedir. Bu sınırlamayı aşmak amacıyla, ölçeklenebilir sezgisel yaklaşımlar olarak tek amaçlı Genetik Algoritma (GA) ve çok amaçlı Sıralı Genetik Algoritma II (NSGA-II) önerilmiş ve uygulanmıştır. Geliştirilen algoritmaların hem gerçek dünya verileri hem de sentetik olarak oluşturulmuş veri kümeleri üzerinde test edilerek çözüm kalitesi, hesaplama verimliliği ve algoritmik sağlamlık açısından kapsamlı bir değerlendirmesi yapılmıştır. GAMS çözümleyicisiyle elde edilen kesin çözümlerle yapılan karşılaştırmalar, GA'nın önemli ölçüde daha kısa sürelerde neredeyse optimal sonuçlar üretebildiğini göstermektedir. Ayrıca NSGA-II, kurulum ve hizmet maliyetleri arasındaki değiş tokuş yapısını etkili bir şekilde yansıtarak çeşitli Pareto-optimal çözümler üretmekte ve çok kriterli karar verme bağlamında esneklik sağlamaktadır. Bu çalışma, EV şarj altyapısının planlanması alanına, farklı kentsel ortamlara uygulanabilir sağlam ve uyarlanabilir bir çözüm metodolojisi sunarak katkı sağlamaktadır. Gelecek çalışmalar; dinamik talep profillerinin entegrasyonu, yenilenebilir enerji kaynaklarının dikkate alınması ve etkileşimli karar destek sistemlerinin geliştirilmesi yönünde ilerleyebilir.
  • Master Thesis
    Conditional Obligation Relationship
    (2025) Üstün, Zehra; Oğuz, Cemal
    Bu çalışma koşula bağlı borç ilişkilerini konu edinmektedir. Koşul kavramının ayrıntılı incelemesine geçmeden önce tezin ilk bölümünde borç ilişkisinin temel ilkeleri ile tarafların hak ve yükümlülüklerine dair genel bir çerçeve çizilmiştir. Ayrıca koşul kavramının sıklıkla karıştırıldığı ceza koşulu ve bağlanma parası gibi bazı hukuki kurumlarla arasındaki farklar açık biçimde ortaya konulmuştur. Tezin odak noktasını oluşturan koşul, gelecekte meydana gelip gelmeyeceği belirsiz bir olaya bağlanan hukuki sonuçlar çerçevesinde ele alınmıştır. Bir koşulun hukuken geçerli sayılabilmesi için öncelikle bir hukuki işleme bağlanmış olması ve tarafların bu yönde açık bir irade beyanında bulunmuş olmaları gerekmektedir. Bunun yanında koşulun konu aldığı olayın geleceğe ilişkin olması ve gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin mevcut durumda objektif olarak belirsizlik arz etmesi geçerlilik için zorunludur. Koşulun hukuka ve genel ahlak kurallarına aykırı olmaması, baştan itibaren imkansız bir durumu içermemesi ve anlamsız ya da keyfi nitelikte olmaması gibi unsurlar da titizlikle değerlendirilmektedir. Başta geciktirici ve bozucu koşullar olmak üzere koşulun farklı türleri ile bu türlerin koşulun askıda olduğu kritik dönemde ve gerçekleşmesi ya da gerçekleşmemesi durumunda doğurduğu farklı hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Dürüstlük kuralı çerçevesinde koşulun gerçekleşmesini engellememe yükümlülüğü ve koşulun zamanla imkansız hale gelmesi gibi hukuki durumlar da önemli başlıklar arasında yer almaktadır. Bu kapsamlı değerlendirme neticesinde koşula bağlı borç ilişkilerinin Türk Borçlar Hukuku içindeki yeri ve önemi konusunda bütüncül bir bakış açısı sunulması ve bu alandaki hukuki tartışmalara anlamlı bir katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Borç, Borç ilişkisi, Koşul, Koşula bağlı borç ilişkisi, Borç ilişkisinde özel durumlar.
  • Master Thesis
    The Effects of the COVID-19 Pandemic on Tourism Sector: In the Context of Turkey
    (2025) Güzelocak, Alperen; Temiz, Dilek
    Covid-19 pandemisi, Çin'de yayılmaya başlayıp çok kısa sürede bütün dünyayı etkisine almıştır. Türkiye'de bu etki altına alınmış ülkelerden birisidir. Türkiye'nin özellikle güçlü sektörlerinden biri olan turizm sektörü, farklı şekillerde bu küresel pandemiden etkilenmiştir. Bu çalışmada, Covid-19 pandemisinin Türkiye'deki turizm sektörüne etkileri incelenmektedir. Çalışmada ilk olarak seyahat platformları ve turizm gelirleri hakkında genel bir bilgi verilmektedir. Ardından, Covid-19 pandemisinin turizm üzerine etkileri, 2012-2024 dönemi Türkiye'si için iki ayrı ekonometrik analiz ile incelenmektedir. İlk analizde, 2012Q1-2024Q3 dönemi Türkiye'sinde, turizm gelirleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki ARDL (Autoregressive Distributed Lag) yaklaşımı ile incelenmektedir. Bu analiz sonucunda, değişkenler arasında bir eşbütünleşme ilişkisinin var olduğu hem uzun hem kısa dönemde turizm gelirlerinin ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İkinci analizde, 'Covid-19 pandemisi, Türkiye'nin turizm gelirlerini etkilemiştir' öngörüsünü test etmek için EKK tahmin yöntemi kullanılmıştır. Tahmin sonucunda, 'Covid-19 pandemisi Türkiye'nin turizm gelirlerini etkilemiştir' sonucuna ulaşılmıştır.
  • Master Thesis
    Processing of Personal Data on E-commerce Platforms
    (2025) Arslantürk, Doğucan Fırat; Badur, Emel
    Bu tez, e-ticaret platformlarında kişisel verilerin işlenme süreçlerini incelemekte ve bu süreçlerin hukuki, etik ve teknik boyutlarını ele almaktadır. Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte e-ticaret siteleri, kullanıcı verilerini toplama, işleme ve saklama konusunda geniş yetkilere sahip olmuş, bu durum kişisel verilerin korunmasını önemli bir mesele haline getirmiştir. Çalışmada, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) gibi düzenlemeler ışığında e-ticaret platformlarının yükümlülükleri analiz edilmiştir. Ayrıca, kullanıcıların verilerinin nasıl işlendiği, saklandığı ve üçüncü taraflarla nasıl paylaşıldığı örnek olaylar üzerinden incelenmiştir. Tezin temel amacı, e-ticaret sektöründe veri güvenliği politikalarının yeterliliğini değerlendirmek ve kullanıcıların kişisel verilerini daha etkin koruyabilmeleri için öneriler sunmaktır. Sonuç olarak, mevzuata uyumun artırılması, şeffaflık ilkesinin güçlendirilmesi ve kullanıcı farkındalığının artırılması gerektiği vurgulanmaktadır.
  • Master Thesis
    Ceza Muhakemesinde Adli Kontrol
    (2025) Eroğlu, Mustafa Ali; Özer, Burcu Ertem
    Criminal proceedings begin with the discovery of the suspicion of a crime and ultimately end with a final judgment that is free from all doubts and uncertainties. During the criminal proceedings, it is essential to use certain tools to reach the material truth. One of the most important of these tools is undoubtedly precautionary measures. Precautionary measures not only help in collecting the necessary evidence for the trial to proceed properly but also prevent the final judgment from remaining on paper. Among the precautionary measures, the most severe one is undoubtedly detention. By resorting to detention, not only is the concealment of evidence prevented, but it also ensures that the suspect or defendant does not escape. In this way, the necessary evidence for reaching the material truth is collected, protected, and the execution of the final judgment becomes possible. The fact that detention is a severe measure, and its consequences—such as total confinement—has led the legislator to adopt a more measured approach in regulating this precautionary measure. In this context, where detention is necessary, the aim has been to create a more balanced alternative. Judicial control, as a precautionary measure regulated within the framework of the principle of proportionality, serves the same purpose as detention. In this way, the judge or the court does not have to choose between the total confinement of the suspect or defendant and complete freedom, and ultimately, they will be able to proceed with the criminal trial in a more effective manner, achieving their objectives.This study examines the legal nature of judicial control, which was regulated as an alternative to detention, its relationship with the obligations it imposes, to what extent these obligations can serve as an alternative to detention, and finally, the problems that arise in the application of the judicial control measure as regulated by the law.
  • Master Thesis
    Cinsiyet ve Yükseltmeler: Türkiye'de Yönetim ve Organizasyon Alanı
    (2025) İşler, Ece Büşra; Kalemci, Rabia Arzu
    The global framework has revealed that women have faced numerous processes and situations that are disadvantageous to them throughout history in the workplace. Although there has been a change and development over the years, women still face challenges in accessing higher hierarchical levels in the professional world. This study examines the transition periods from associate professor to full professor for women and men working in the field of Management and Organization in Turkey through the lens of gender. In this context, data from male and female professors were collected, and correlation analysis was applied. Additionally, women professors working in the field of Management and Organization, selected using the snowball sampling method, were chosen, and semi-structured interviews were conducted with the participants. In this context, results were obtained that can be considered disadvantageous to women in terms of reaching professorship in the field of Management and Organization.
  • Master Thesis
    De Facto Devletlerde 'Tanınma için Demokrasi' Stratejisi: Kosova ve Abhazya Örneklerinin Karşılaştırmalı Bir İncelemesi
    (2025) Ayhan, İbrahim Rıfat; Ekinci, Fatma Didem
    This thesis examines democracy and democratization in de facto states over Abkhazia or Kosovo cases comparatively. De facto states first emerged after 1945 but their number substantially increased with the dissolution of the Soviet Union. Related to their international legitimacy problems, the interest on democracy in de facto states has risen in recent years both in the international community and academic literature. In this context, this study seeks answers to three key questions related to democracy in de facto states in the literature grounded on the relations with the patron state, ethnic divisions and conflict, and recognition and recognition strategies. To this end, the study utilizes Freedom House data and reports, semi-structured interviews conducted by the author, and local news outlets in Abkhazia and Kosovo. As a result, the study concludes that the most important, if not the only, factor behind both democratization and recognition of de facto states is the patron state. The difference in democracy levels between Kosovo or Abkhazia is also directly related to this factor. Moreover, the most important internal obstacle to democratization in de facto states is ethnic cleavages and conflicts. Finally, a democratic regime plays only a very limited role in the recognition of de facto states. Relatedly, although it is correct that Kosovo has pursued a so-called 'democracy-for-recognition strategy', this has not been the case for Abkhazia.
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği'nde Toplumsal Cinsiyet Analizi ve Kadın Liderler: Finlandiya Örneği
    (2025) Dirican, Bilge Nisa; Ataç, Cemile Akça
    This study aims to examine the role of gender in foreign policy within the framework of feminist international relations theory and to assess the impact of female leaders on international political processes. The first section explores the fundamental principles of feminist international relations theory. Followed by this, the second section presents an analysis of the behavioral traits attributed to female leaders and how these traits influence foreign policy. Within the framework of an evaluation from a feminist international relations perspective, the third section examines the European Union and Scandinavian countries in the context of gender and investigates the roles of female leaders in shaping EU policies, assessing whether true gender equality has been achieved. As part of this analysis, the study presents examples illustrating the role of gender in foreign policy within the EU, focusing on Ursula von der Leyen, the President of the European Commission, and Federica Mogherini, who served as the EU High Representative for Foreign Affairs and Security Policy between 2014 and 2019. Additionally, the foreign policies of Scandinavian countries are analyzed through a general assessment from a gender perspective. The final section evaluates Finland's foreign policy through the lens of feminist perspectives on gender. It specifically examines Sanna Marin, who served as Finland's Prime Minister between 2019 and 2023, and stands out as an unconventional example among female leaders. Her leadership traits are analyzed in this context, along with an assessment of the foreign policy during her tenure. The main objective of the study is to highlight the contributions of female leaders to both international and domestic politics and to draw attention to the role of gender in foreign policy. Furthermore, the study discusses whether the gender norms commonly associated with female leadership—often claimed to be inherent to women—apply to all female leaders. The key findings reveal not only the outcomes of the prevailing perceptions of gender and female leadership but also demonstrate that biases against female leadership persist even in the European Union, which is often regarded as a model of gender equality, and in Finland, which serves as a specific example in this field. Keywords: Feminist international relations, Gender equality in foreign policy, European Union, Finland, Sanna Marin