Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956

Browse

Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Master Thesis
    Mediation as a Prerequisite for Litigation in Disputes Arising from Rental Agreements
    (2025) Özçelik, Halil; Mazlum, İsmet
    This study aims to examine the nature, effectiveness, and practical problems of mandatory mediation for rental disputes, which came into force in the Turkish legal system on September 1, 2023. Disputes arising from landlord-tenant relationships have been brought to court intensely in recent years, particularly due to changing economic conditions, rising rental prices, and an increasing number of eviction requests. The thesis first examines the legal nature of the lease agreement, the rights and obligations of the parties, and the main types of disputes arising from the landlord-tenant relationship. Then, the general principles, basic characteristics and the development process of the institution of mediation in Turkish law were examined. In this context, issues such as the legal nature of mediation as a condition for litigation, the functioning of the mediation process, the legal consequences of the settlement agreement, the certificate of enforceability, and the invalidity or cancellation of the settlement agreement were evaluated. The study also analyzes the role of mediators in the pre-litigation phase of rent disputes and the ethical issues that arise in the process. Both legislative provisions and examples from practice are evaluated together in the thesis. The conclusion section presents various solutions for the more effective and functional application of mediation as a condition precedent in rent disputes.
  • Master Thesis
    İcra hukukunda mahcuz mallar yönünden satış isteme süreleri ve satış talebi
    (2026) Hazar, Barış; Mazlum, İsmet
    İcra takibine konu edilmiş bir borcun cebri icra yoluyla tahsil edilebilmesi için ödeme/icra emri, muhtıra, haciz, muhafaza gibi takip işlemleri borçluyu, takibe konu borcun ifasına zorlamada yetersiz kalabilir. İcra hukuku sistemimizde alacaklının ayni suretle tatmin olması ve borçlunun mal varlığı üzerinde satış yapılmaksızın ayni bir hak iktisap edilmesi prensibi kabul edilmemiştir. Cebri icra vasıtasıyla alacaklıya tanınan hak, haczedilmiş bir malın satışı suretiyle elde edilecek paradan alacağını tahsil etmekle sınırlıdır. Alacaklının mülkiyet hakkında meydana gelen eksilme, borçlunun mal varlığının paraya çevrilmesi suretiyle giderilmektedir. İcra takibi kapsamında satış aşamasına geçilmesi ve satışın icrası için, takibin taraflarının talebiyle birlikte sarfı gereken masrafların da depo edilmesi zorunludur. Bu bağlamda icra hukukunda satış talebi ile satış isteme süreleri arasında interaktif bir ilişki bulunmaktadır. Nitekim usulüne uygun bir satış talebi yapıldığının kabulü için talep ve masraf koşullarının noksansız şekilde mevcudiyeti aranacaktır. Bir diğer ifadeyle satış iradesini havi bir talep olmaksızın salt masraf avansı depo edilmesi veyahut masraftan yoksun şekilde satış talebinin sunulması, satış talebini geçersiz kılacağı gibi yasal satış isteme süresi geçtikten sonra haczin de kalkmasına sebebiyet verecektir. Bu kapsamda kesinleşmiş bir takip dosyasında haciz aşaması kat edildikten sonra mahcuz malların paraya çevrilmesi için yasal satış isteme süresi içerisinde satış talep edilmesi gerekmektedir. İcra hukukunda mevcut bir haczin, sınırsız ve süresiz olarak sonuç doğurması kabul edilmemiştir. 7343 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle satış talebi ve satış isteme sürelerinin ihdas edildiği İİK 106. ve 110.maddelerinde kapsamlı yenilikler getirilmiştir. Çalışmamızda icra hukuku sürecinin etkinliğini ve işlevselliğini artırma amacına hizmet eden bu yenilikler bağlamında, satış talebi ve satış isteme süreleri ele alınacaktır. Yine çalışmamızda, 7343 sayılı Kanunla getirilen yenilikler ve yapılan değişikliklerin cebri icra prosedürüne yansımaları ile satış isteme sürelerini etkileyen haller kategorik şekilde irdelenecektir.
  • Master Thesis
    Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Bağlamında Med-Arb (Arabuluculuk-Tahkim) Modeli
    (2025) Göksu, Güneş; Mazlum, İsmet
    Türkiye'de ticari ve hukuki uyuşmazlıkların çözümünde klasik dava süreçlerine alternatif arayışların artması, arabuluculuk ve tahkim yöntemlerinin birlikte uygulanabildiği Med-Arb modelini gündeme taşımıştır. 'Mediation–Arbitration' olarak da bilinen bu yöntem, tarafların öncelikle arabuluculuk sürecinde uzlaşma imkânı aramasını; uzlaşılamaması hâlinde ise tahkim yoluyla bağlayıcı bir karara ulaşmasını öngören hibrit bir çözüm mekanizmasıdır. Med-Arb, esnek yapısı ve çok aşamalı çözüm imkânı sayesinde, özellikle ticari nitelikli uyuşmazlıklarda zaman ve maliyet avantajı sağlaması bakımından dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, öncelikle alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kavramı, hukuki temelleri ve tarihsel gelişimi çerçevesinde incelenmiş; arabuluculuk ve tahkim yöntemleri, hem ulusal hem de uluslararası düzenlemeler ile uygulama örnekleri ışığında karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Devamında, arabuluculuk ile tahkimi bütünleştiren Med-Arb modelinin yapısı, işleyiş mekanizması, taraf iradesi üzerindeki etkileri ve farklı ülke hukuk sistemlerindeki düzenlemeleri analiz edilmiştir. Çalışma, ayrıca İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) başta olmak üzere çeşitli kurumsal aktörlerin Med-Arb'a ilişkin düzenlemelerini irdeleyerek, Türkiye'deki uygulanabilirlik alanlarını ortaya koymakta; bu süreçte karşılaşılabilecek hukuki ve pratik sorunları, mevzuat ve uygulama pratiği bağlamında tartışmaktadır. Çalışmamızda mevcut mevzuat, yargı kararları ve kurumsal düzenlemeler değerlendirilmiş; elde edilen bulgular, Med-Arb'ın Türkiye'de daha etkin ve güvenli şekilde uygulanabilmesi için önerilerle desteklenmiştir. Son olarak, Med-Arb'ın Türkiye'de ticari uyuşmazlık çözümünde, gelişmeye açık ve uygulanabilir bir model olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arabuluculuk, Tahkim, Med-Arb, Hibrit Uyuşmazlık Çözümü.
  • Master Thesis
    Conducting a Trial Execution in Civil Procedural Law Through the Transmission of Sound and Image
    (2024) Güzel, Fethi; Mazlum, İsmet
    Bilindiği üzere 22 Temmuz 2020 tarihinde HMK'da gerçekleştirilen önemli değişikliklerden bir tanesi de 149. Maddede yapılan değişikliktir. Esasen günümüzde yapay zeka sistemlerinde gerçekleştirilen devrimsel gelişmeler ile sanal gerçeklik alanına insanların üç boyutlu olarak girebilmeleri duruşmaların geleceğini kökten değiştirecektir. Hukuk normları her zaman olgular üzerine oluşturulmuşlardır. Olguların önümüzde ki on yıl içerisinde tüm alanlarda olduğu gibi hukuk normlarında da yenilenme ihtiyacı doğuracağı muhakkaktır. Her ne kadar e-duruşma ülkemizde ve dünyada dahi yeni sayılsa da geleceğin en büyük pratik uygulamaları arasında yer alacağı kuşkusuzdur. E-duruşma sadece tahkikat aşamasıyla sınırlı kalmayacak olup gerek kanun yollarına ve belki artık ülke sınırlarının bilgi bakımından önemsiz hale geldiği günümüz koşullarında uluslararası yargı alanına taşınacağı kanaatindeyiz.
  • Master Thesis
    Completion of the Final Judgment in Law of Civil Procedure
    (2024) Aksungur, Mervenur; Mazlum, İsmet
    Yargılama neticesinde verilen hükümlerin eksiksiz olması gerekmektedir. Ancak bazen tarafların talepleri veya hükümde kendiliğinden yer verilmesi gereken hususlardan biri veya birkaçına ilişkin kararın, dikkatsiz davranılarak unutulması söz konusu olabilir. Hükmün tamamlanmasına ilişkin düzenlemeden önce hükümdeki eksikliklerin giderilmesi sadece hükme karşı kanun yollarına başvurulması veya bu hususta yeni bir dava açılması ile mümkündü. Ancak artık yargılama neticesinde verilen hükümlerde bir eksiklik bulunması halinde taraflar, tamamlama talebinde bulunarak bu eksikliğin çok daha hızlı ve masrafsız bir şekilde giderilmesini sağlama imkânına sahip olmuştur. 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen 305/A düzenlemesi sayesinde davadan el çekmiş olan hâkim tarafların eksikliğin giderilmesine ilişkin talebi neticesinde davayı sadece bu hususta inceleme yapmak üzere ele alabilecek ve vereceği ek karar ile hükmü tamamlayacaktır. Hükmün tamamlanmasına ilişkin düzenleme sayesinde medeni yargılamanın en önemli ilkelerinden biri olan usul ekonomisine de katkı sağlanacaktır.