Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956
Browse
14 results
Search Results
Master Thesis Türkiye'de rüzgar enerjisine ilişkin izinlerin idare hukuku açısından incelenmesi(2025) Küçük, Ahmet Enes; Ayaydın, DilhunDue to the irreversible damage caused by non-renewable energy sources to human health and the world, humanity has turned to cleaner and more reliable energy sources. In this context, wind energy is one of the important renewable energy sources. With energy becoming a necessity today, its provision to citizens has also become a public service. Therefore, the identification, use, and control of energy sources are the responsibility of the administration within the scope of its law enforcement authority. However, the understanding that public services can only be provided by the administration no longer exists today. It is generally accepted that private legal entities can also provide public services, but these services must be under the control and supervision of the administration due to their nature. The administration grants pre-licenses and licenses, which are individual administrative acts, to private legal entities for the performance of public services. A pre-license signifies the responsibility and authority to complete the necessary procedures to obtain a license, while a license signifies the permission required for electricity generation. However, the administration is not entirely free in granting these permissions and is bound by laws. It is also the duty of the administration to grant the aforementioned permits to persons who meet the conditions set forth in the laws. At this point, decisions made by the administration regarding the granting or non-granting of pre-licenses are subject to judicial review, and the cancellation of erroneous decisions may be considered. This study first explains the definition of energy, what energy sources are, the importance of renewable energy sources, and the place of wind energy among these sources, thereby explaining the fundamentals of wind energy from the perspective of administrative law. The second section explains the pre-licensing and licensing processes for wind energy and examines the rights and obligations of the administration and investors in this process. The final section explains the methods of supervision of wind power plants by the administration and the sanctions that may be applied in case of legal violations and explains the judicial authorities to which decisions made in this context may be appealed.Master Thesis Liability for Auxiliary Persons(2026) Somunoğlu, Ali Kerem; Oğuz, CemalUnder Article 83 of the Turkish Code of Obligations (TCO), the legislator has established as a general rule that there is no requirement for the personal performance of an obligation. However, in cases where the creditor has a legitimate interest in the obligation being performed personally by the debtor, a third party may no longer fulfill the performance in the debtor's stead. In the current stage of modern economic and commercial relations, it has become virtually impossible for a single individual to carry out complex operations that require specialized expertise and technical knowledge. Given this reality and the general rule regarding the non-requirement of personal performance, the use of auxiliary persons has become a frequent necessity. Consequently, legal systems have felt the need to regulate not only how and by whom the damages of a person harmed by the acts of an auxiliary person will be compensated but also whether the debtor's liability in this regard can be waived through a exemption clause. In this thesis, the liability for auxiliary persons as regulated under Art. 116 of the TCO is examined, while also addressing related concepts within the Law of Obligations.Master Thesis Ceza Muhakemesinde Adli Kontrol(2025) Eroğlu, Mustafa Ali; Yılmaz, İrem Naz; Özer, Burcu Ertem; Aktaş, BatuhanCriminal proceedings begin with the discovery of the suspicion of a crime and ultimately end with a final judgment that is free from all doubts and uncertainties. During the criminal proceedings, it is essential to use certain tools to reach the material truth. One of the most important of these tools is undoubtedly precautionary measures. Precautionary measures not only help in collecting the necessary evidence for the trial to proceed properly but also prevent the final judgment from remaining on paper. Among the precautionary measures, the most severe one is undoubtedly detention. By resorting to detention, not only is the concealment of evidence prevented, but it also ensures that the suspect or defendant does not escape. In this way, the necessary evidence for reaching the material truth is collected, protected, and the execution of the final judgment becomes possible. The fact that detention is a severe measure, and its consequences—such as total confinement—has led the legislator to adopt a more measured approach in regulating this precautionary measure. In this context, where detention is necessary, the aim has been to create a more balanced alternative. Judicial control, as a precautionary measure regulated within the framework of the principle of proportionality, serves the same purpose as detention. In this way, the judge or the court does not have to choose between the total confinement of the suspect or defendant and complete freedom, and ultimately, they will be able to proceed with the criminal trial in a more effective manner, achieving their objectives.This study examines the legal nature of judicial control, which was regulated as an alternative to detention, its relationship with the obligations it imposes, to what extent these obligations can serve as an alternative to detention, and finally, the problems that arise in the application of the judicial control measure as regulated by the law.Master Thesis The Trial of Juveniles Led To Crime in Turkish Law(2024) Göktürk, Tuğba Bulut; Ertem, BurcuTürk Ceza Hukuku'nda suça sürüklenmiş çocukları yargılama aşamalarının yıpratıcı ve olumsuz etkilerinden korumak için yetişkinlerden farklı düzenlemeler getirilmiştir. Bu özellikli yargılama usullerinin temeli olan çocuğun üstün yararının gözetilmesi ilkesinin temel amacı çocuğu yargılama sonuna kadar koruyarak koruyucu destekleyici tedbirlerle topluma kazandırmaktır. Çalışmamızın birinci bölümünde, ceza hukukundaki çocuk kavramları ve çocuk suçluluğu üzerinde durulmuştur. Suça sürüklenmiş olarak kabul edilen çocuğun kusur yeteneğinin ve kusurlu halinin başladığı yaş kabul edilen 12 yaş öncesi ve sonrası dönemlere ilişkin değerlendirmeler yapılmış ve dönemler incelenmiştir. İkinci bölümüzde, şüpheli konumunda olan çocuğunsoruşturma aşamalarındaki özel ifade ve sorgu usulleriyle birlikte gerçekleştirilen koruma tedbirlerinden bahsedilmektedir.Soruşturma aşamasının sonlanması sonrası kamu davasının açılması veya açılmasını erteleyen durumlardan bahsedilmiştir. Son bölümümüz kovuşturma evresinin temeli çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmaya dair özellikli haller değerlendirilmiştir. Kovuşturma evresinin sonlanması olan, beraat ya da mahkûmiyet hali değerlendirilmiştir. Suçlu olan ve cezaya mahkûm edilen bu çocuklar hakkında verilen kararlarda hapis cezası ve adli para cezasının tercih nedenleri ile ağırlıklı verilen cezaların istatistikleri incelenerek çocukların topluma kazandırılması için veriler elde edilmiştir.Master Thesis Determination Proceeding of Notaries Public(2024) Akbulut, Mehmet Emin; Tanrıver, SühaNoterlik faaliyeti bir kamu hizmetidir ve noterlerin temel işlevi hukukî güvenliği sağlamaktır. Bu işlevini hukukî işlemleri düzenleyerek yapmasının yanı sıra tespit faaliyetinde bulunarak da yerine getirmektedir. Noterlerin tespit işleri, Noterlik Kanunu'nun 61. maddesinde düzenlenmiştir. Bu görev, noterlerin özel olarak yapacağı bir iş niteliğine sahiptir. Bu tespitler, delil tespiti niteliğinde değildir, daha ziyade adlî idarî bir faaliyet niteliğindedir. Noterler, yapmış oldukları tespit işleri ile hukukî fiilleri ve maddi vakıalar ile ilgililerin duygu ve tasavvur açıklamaları şeklindeki irade beyanlarını belgelendirmektedir. Bu tespit tutanakları resmî belge niteliğinde olmasına karşın kesin delil değildir. Mahkeme bu belgeleri diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirecektir. Ancak, bu belgelerin resmî nitelikte olması ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli olması, tespit tutanaklarına delillerin değerlendirilmesi aşamasında özel bir önem yüklemektedir. Noterlerin yapmış oldukları tespitlerin kapsamı bakımından tartışma bulunmakla birlikte olması gereken hukuk (de lege ferenda) bakımından, noterler sadece özel hukuk alanına değil aynı zamanda ceza hukuku, idare hukukuna ve vergi hukukuna ilişkin tespit yapabilmelidir.Master Thesis Court Supervision of Medicine Supply Protocol General Terms and Conditions(2024) Ankara, İbrahim; Oğuz, CemalÜlkemizde tüketiciye yönelik perakende ilaç tedariği, sadece eczaneler aracılığıyla yapılmaktadır. Eczacılar, işbu ilaç tedarik süreci için Sosyal Güvenlik Kurumu ile özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olan İlaç Temin Sözleşmesi'ni imzalamaktadırlar. İlaç Temin Sözleşmesi'nin bir tarafı kamu kurumu niteliğine haiz Sosyal Güvenlik Kurumu, diğer tarafı ise tacir sıfatını haiz eczacılardır. İlaç Temin Sözleşmesi müzakere sürecinde eczacılar adına 6643 sayılı Kanun kapsamında Türk Eczacılar Birliği yetkili kılınmıştır. Türk Borçlar Kanunu ile yürürlüğe giren genel işlem koşulları denetiminin kişi bakımından uygulama sınırı belirlenmediği için tacir olan eczacıların da bu korumadan yararlanması gerekmektedir. İlaç Temin Sözleşmesi, standart sözleşme niteliğinde olup mahkeme denetimine tabidir. Bu kapsamda ilgili sözleşme hükümleri; yürürlük, yorum ve içerik denetiminden geçecektir. Çalışmamız genelinde; taraf hak ve yükümlülükleri, mahkeme kararları, denetim süreçleri ve eczacıların genel işlem koşulları karşısında korunabilmeleri değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonuç bölümünde ise ulaşılan kanaat, öneri ve sonuçlara yer verilmiştir.Master Thesis Postponement of the Initiation of the Public Prosecution(2024) Navruz, Selin; Ertem, BurcuGünümüzde gelişen ve değişen koşullara ayak uydurabilmek amacıyla hukuk alanında da birtakım değişimlere ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle onarıcı adalet anlayışı çerçevesinde artan suç oranları karşısında temel hak ve hürriyetleri güvence altına alan, suçlunun topluma yeniden kazandırılmasını öngören, mağdurun da haklarının gözetildiği ve tüm bunlar yapılırken yargının iş yükünün hafifletilmesinin amaçlandığı alternatif çözüm yollarına ihtiyaç duyulmuştur. Ceza muhakemesinin etkinliğini artırmak amacıyla uzlaştırma, önödeme, seri muhakeme usulü alternatif çözüm yolları olarak Türk hukuk sistemine dahil edilmiştir. Hukuk sisteminde yer alan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu, bu alternatif çözüm yollarından birisi olması dolayısıyla çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171. maddesinde düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu, hukuk sistemimize 2005 yılında Çocuk Koruma Kanunu'nda yapılan değişiklikle sadece çocuklar bakımından getirilmiş, 5560 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişiklik neticesinde yetişkinler açısından da uygulanabilir hale gelmiştir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunda amaç yalnızca şüphelinin topluma yeniden kazandırılmasını sağlamak değil; mağdurun da haklarını gözeterek uğradığı zararın giderilmesini sağlamaktır. Kurumun uygulanmasında bir diğer amaç, ilk defa suç işleyen kişileri cezaevinin getirdiği olumsuz koşullardan uzak tutarak devletin infaz yükünü hafifletmektir. İlk başlarda uygulama alanı oldukça dar tutulan kurum, zamanla yapılan kanun değişiklikleri ile birlikte daha etkin bir şekilde uygulanmaya başlamıştır. Kanun koyucu kurumun uygulanmasını zorunlu tutmayıp Cumhuriyet savcısının takdirine bırakmıştır. Bu düzenlemeyle Cumhuriyet savcısının takdir yetkisi genişletilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, Maslahata uygunluk ilkesi, Onarıcı adalet, Cumhuriyet savcısı, Takdir yetkisi, Seri muhakeme usulü.Master Thesis Obligations of the Administrative Agencies To Medication Use in the Field of Health Law(2024) Balbay, Mustafa Yücel; Ayaydın, DilhunBir sosyal hak olan sağlık hakkı, uluslararası sözleşmelerin taraf devletlere yüklediği sorumluluklar bağlamında yoruma açık bir alan oluşturmaktadır. Çalışmada özellikle idarenin sağlık kamu hizmetinden doğan sorumluluğu ilk olarak bu yönüyle ele alınmıştır. İdarenin ilaç kullanımına ilişkin sorumluluğu ise ana konu olması itibariyle özellikle tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk koşulları ile bağlantı kurularak ilk olarak hekimin ilaç tedavisi ve tedavi sonrası yükümlülükleri daha sonra idarenin ilaç temininde ve klinik ilaç araştırmalarındaki yetkisinin dayandığı niteliği ve klinik ilaç araştırmalarının usul ve esasları yönüyle değerlendirilmiştir.Master Thesis Right To Private Life of Public Officials in the Context of Sexual Orientation and Gender Identity(2024) Üçgül, Ezgi Ülkü Uzun; Doğan, Eser UsKamu görevlilerinin içinde bulundukları statü, kimi hak ve özgürlüklerden yararlanmalarında hak ve özgürlüğün sınırını genişletirken kimisinin de sınırını daraltmaktadır. Özel hayat hakkı da kamu görevlileri için kimi zaman daralan bir hak alanı olarak karşımıza çıkmakla beraber Anayasa 20. maddede kendine yer bulan anayasal bir hak olarak kamu görevlisi statüsü içerisinde yer alan kişiler için de belirli sınırlanma sınırlarına sahiptir. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği bağlamında kamu görevlilerinin özel hayat alanlarına idare tarafından yapılan müdahaleler de bu sınırlamalardan azade değildir. Çalışmada, ülkemizde çoğunlukla 'genel ahlak' sınırlama sebebi ile kişi karşına dikilen ahlak anlayışının, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ışığında, Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleri dolayısıyla gelmek durumunda olduğu özgürlükçü bir ahlak anlayışı çerçevesinden nasıl yorumlandığı incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi kararları da özellikle bireysel kararlar çerçevesinde AİHM kararlarına yakınsar görünmekle beraber cinsiyet kimliği ile ilgili daha yeni AİHM kararlarına bakıldığında yürünecek daha uzun bir yol olduğu görülmektedir. Çalışmada kamu görevlilerinin özel hayatı ile meslek hayatı dengesini sağlamaya yönelik temel esaslar kılık kıyafet yükümlülüğü, davranışlarda özel bir itina gösterme ödevi ve sosyal medya kullanımı başlıkları altında mahkeme kararları üzerinden incelenmiş ve kamu görevlilerinin özel hayat hakkından daha fazla çalınmaması için yorumlanmaya çalışılmıştır.Master Thesis Challenges of Excessive Hardship on Residential and Roofed Commercial Property Lease Agreements on the Part of the Tenant(2024) Bozkurt, Çağlar; Can, MertolTaraflar arasında geçerli bir şekilde kira sözleşme kurulduktan sonra taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenemeyen olağanüstü nitelikte değişiklikler meydana gelebilir. Bu değişiklikler sonucunda da sözleşmede başlangıçta var olan edimler dengesi bozulabilir veya taraflardan biri aleyhine katlanılamaz hale gelebilir. Bu hâlde ahde vefa ilkesi gereği tarafların sözleşmeyle bağlı kalması adalete, hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağından sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması gerekecektir. 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde uygulamada sıkça karşılaşan ve yargısal içtihatlarla varlığını koruyan aşırı ifa güçlüğü ve uyarlama kurumu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi ile yasal bir düzenleme hâlini almıştır. Çalışmamızda da konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması hem doktrin hem de yargı kararları incelenerek değerlendirilmiştir. Bu kapsamda çalışmamızın ilk bölümünde ifa ve aşırı ifa güçlüğü kavramları ve aşırı ifa güçlüğünün benzer kavramlardan farkları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise konut ve çatılı işyeri kavramlarından ve kiracının kira bedeli borcundan bahsedilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise aşırı ifa güçlüğüne bağlı olarak uyarlamanın şartları ve sonuçları ile uyarlamaya hâkim olan ilkeler açıklanmıştır. Çalışmamızın son bölümünde ise uyarlamanın hukuki sonuçları, kira bedelinin tespiti kavramıyla ve olağanüstü sebeple fesih kavramıyla karşılaştırıldıktan sonra aralarındaki ilişki incelenmiştir.
