Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956
Browse
4 results
Search Results
Master Thesis Ankara kalesi ve çevresine yönelik kent planlama ve güncel koruma uygulamalarının değerlendirilmesi(2026) Budak, Metin; Tunçer, Mehmet; Akan, Aslı ErDünyada ve Türkiye'de kentsel dönüşüm ve tarihi alan yenileme süreçleri, şehirlerin kültürel miraslarını geleceğe aktarmada kritik bir rol oynamaktadır. Prehistorik dönemden itibaren yerleşim gören; Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük medeniyetlere ev sahipliği yaparak Anadolu'nun stratejik bir düğüm noktası olan Ankara, bu zengin tarihsel birikimiyle özgün bir kentsel dokuya sahiptir. Batı dünyasında koruma süreçleri; İtalya, İngiltere ve Çekya örneklerinde görüldüğü üzere sürdürülebilir modellerle yürütülürken; Türkiye'de Osmanlı'dan miras kalan Hassa Mimarlar Ocağı disiplini ile başlayıp modern yasal mevzuatla (2863 ve 5366 sayılı kanunlar) şekillenen daha karmaşık bir gelişim seyri izlemiştir. Bu çalışma, Ankara'nın tarihsel çekirdeği olan Ankara Kalesi ve çevresindeki kentsel planlama stratejilerini evrensel normlar ışığında eleştirel bir perspektifle analiz etmektedir. Araştırma sonucunda Ankara'nın, sadece Cumhuriyet ile 'sıfırdan inşa edilen modern bir kent' değil; tüm bu tarihsel evreleri bünyesinde barındıran çok katmanlı bir kültürel bellek sahası (palimpsest) olduğu saptanmıştır. Ancak, Cumhuriyet sonrası uygulanan Lörcher, Jansen ve Yücel-Uybadin gibi üst ölçekli planların, kentin ekonomik ve idari odağını güneye (Yenişehir/Çankaya) kaydırmasıyla tarihi merkez bir 'stratejik ihmal' sürecine girmiştir. Modernist planlamanın getirdiği bu mekânsal kopuş, Kale ve çevresini kentsel yatırım zincirinden dışlayarak alanı erişilebilirliği düşük bir 'mekânsal izolat' ve zamanla bir 'kentsel çöküntü alanı' (slum) haline getirmiştir. Tezin temel bulguları, on yıllarca süren 'alt ölçekli planlama boşluğunun' ve korumayı sadece fiziksel dondurma olarak gören 'pasif koruma' anlayışının bölgedeki tahribatı derinleştirdiğini ortaya koymaktadır. Özellikle Hacı Bayram ve Augustus çevresindeki uygulamalarda görülen bilimsel denetim eksikliğinin aksine; 2019-2025 döneminde yerel yönetim ve akademik bileşenlerle yürütülen çalışmalar, korumayı teknik bir inşaat faaliyeti olmaktan çıkarıp 'bütüncül yaşatma' modeline dönüştürmüştür. Mekânın ruhunu (Genius Loci) merkeze alan bu yeni paradigma; yerel halkı yerinden etmeyen katılımcı bir metodoloji geliştirmiştir. Çalışma, Ankara Kalesi'nin UNESCO Dünya Mirası adaylığı sürecindeki önemini vurgulayarak; dijital katmanlama (AR), ekolojik ulaşım (Soft Mobility) ve çevresel otopark yönetimi gibi stratejik önerilerle, kentin binlerce yıllık tarihsel tacını koruyacak sürdürülebilir bir yol haritası sunmaktadır.Master Thesis Üst Yapı Şantiyelerinde İş Güvenliği Uygulamaları ve Risk Analizi(2025) Çetinkaya, Kayahan; Akan, Aslı ErÜstyapı inşaat sektöründe iş güvenliği, gerek çalışanların yaşam hakkının korunması gerekse projelerin sürekliliğinin sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Türkiye'deki istatistikler, iş kazalarının önemli bir kısmının üstyapı şantiyelerinde gerçekleştiğini göstermekte, bu durum iş güvenliği yönetiminin etkinliğini artırma gerekliliğini ortaya koymaktadır. Özellikle yüksekten düşme, malzeme çarpması ve elektrik kaynaklı kazalar, sektörde en sık görülen ölümcül riskler arasındadır. Bu çalışma, üstyapı şantiyelerinde yürütülen iş güvenliği uygulamalarının mevcut durumunu değerlendirmeyi ve risk analiz yöntemleriyle iyileştirme alanlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, yalnızca yasal uyum düzeyini ölçmekle kalmayıp, sahadaki uygulamaların etkinliğini ortaya koyarak İSG kültürünün geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Metodoloji kapsamında, öncelikle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde üstyapı projeleri için oluşturulan risk matrisleri incelenmiş, kazı, kalıp, iskele, vinç ve elektrik işleri gibi yüksek riskli faaliyetler özelinde değerlendirmeler yapılmıştır. Tehlike olasılığı ve şiddet düzeyleri 5x5 risk matrisi yöntemiyle sınıflandırılmış, saha verileri ve literatür destekli karşılaştırmalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca iş güvenliği uzmanı ve saha sorumlularının rolü, kontrol önlemleri ve eğitim etkinliği gibi unsurlar da nitel analizle irdelenmiştir. Bulgular, en yüksek risk grubunun yüksekten düşme, elektrik çarpması ve makine kazaları olduğunu, bu alanlarda eğitim eksikliği ve denetim yetersizliklerinin belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, İSG yönetim sistemlerinin sahaya entegrasyonunun güçlendirilmesi, çalışan katılımının artırılması ve sürekli eğitim politikalarının geliştirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır.Master Thesis Betonarme Binalarda Gerçekleştirilen Güçlendirme Projelerinin Mimari Projeler Üzerindeki Etkileri(2025) Sevindik, Turgay; Akan, Aslı ErTürkiye'nin aktif tektonik kuşak üzerinde yer alması, mevcut yapı stoğunun yüksek düzeyde sismik tehlikeye maruz kalmasına neden olmaktadır. Son yıllarda yaşanan yıkıcı depremler, yapıların önemli bir bölümünün güncel deprem yönetmeliklerine uygun inşa edilmediğini ve taşıyıcı sistem performanslarının yetersiz kaldığını açıkça göstermiştir. Bu durum, yalnızca yapısal güvenlik açısından değil; aynı zamanda afetlere dirençli kentleşme politikaları bakımından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Düşük malzeme kalitesi, yetersiz işçilik ve denetim eksiklikleri gibi niteliksel sorunlar da yapıların sismik dayanımını olumsuz etkilemektedir. Ekonomik kısıtlar ve toplumsal dinamikler göz önünde bulundurulduğunda, mevcut yapı stoğunun tamamının yıkılıp yeniden inşası kısa vadede uygulanabilir değildir. Bu nedenle, deprem güvenliğini artırmaya yönelik güçlendirme stratejileri, sürdürülebilir yapı yönetimi kapsamında öncelikli bir çözüm alanı olarak öne çıkmaktadır. Güçlendirme yöntemleri, yalnızca taşıyıcı sistemlerin rijitliğini ve enerji sönümleme kapasitesini artırmakla kalmaz; aynı zamanda yapıların bütüncül performansını da iyileştirmeyi hedefler. Yapı mühendisliğindeki teknolojik gelişmeler ve sayısal analiz teknikleri, yapı davranışının daha doğru modellenmesine ve müdahale kararlarının bilimsel temellere dayandırılmasına olanak sağlamaktadır. Bununla birlikte, betonarme yapıların güçlendirilmesi yalnızca mühendislik disiplini çerçevesinde ele alınmamalıdır. Bu müdahaleler, yapıların özgün mimari karakteri, mekânsal organizasyonu, estetik nitelikleri ve kullanıcı konforu üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler yaratmaktadır. Dolayısıyla, mimari tasarım ile yapısal müdahalelerin disiplinler arası ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekmektedir. Güçlendirme projeleri, teknik bir zorunluluğun ötesinde; mimari sürekliliğin korunması, kent estetiğinin gözetilmesi ve mekânsal kaliteye katkı sağlanması açısından da kritik öneme sahiptir. Bu tez çalışması, betonarme yapıların güçlendirme projelerinin mimari tasarım üzerindeki etkilerini çok yönlü olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada farklı güçlendirme yöntemlerinin mimari nitelikler üzerindeki etkileri ortaya konulmuş, bu etkilerin yapısal performansla ilişkisi değerlendirilmiş ve disiplinler arası bir entegrasyon modeli geliştirilmiştir. Bulgular, mimari ve yapısal kararların eşgüdümlü olarak ele alındığı; güvenlik, estetik bütünlük ve mekânsal kalitenin birlikte gözetildiği bir güçlendirme yaklaşımının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çalışma, yapıların hem teknik hem de mimari açıdan daha dirençli, yaşanabilir ve sürdürülebilir biçimde yeniden işlevlendirilmesine katkı sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Betonarme yapı, Güçlendirme stratejileri, Mimari tasarım, Deprem güvenliği, Disiplinler arası yaklaşım, Sürdürülebilir yapı dönüşümüMaster Thesis Yıkım ve Söküm İşlerinde Karşılaşılan İş Güvenliği Problemleri ve Çözüm Önerileri(2025) Gündüz, Muhammed Yasir; Akan, Aslı ErBu çalışma, Türkiye'de kentsel dönüşüm süreçlerinde yürütülen yıkım ve söküm faaliyetlerinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanındaki sorunları ortaya koymaktadır. Özellikle 1999 Marmara Depremi'nden sonra riskli yapıların artışıyla birlikte, kentsel dönüşüm projeleri hız kazanmış ve öncelikli gündem maddesi olmuştur. Ancak bu süreç yalnızca yapıların yenilenmesiyle sınırlı kalmamış; sosyal, ekonomik, çevresel ve hukuki boyutlarıyla karmaşık ve çok katmanlı bir yapıya bürünmüştür. Çalışmada, yıkım projelerinde karşılaşılan başlıca sorunlar arasında planlama eksiklikleri, hukuki belirsizlikler, finansman yetersizlikleri, teknik riskler ve çevresel etkiler öne çıkarılmaktadır. İSG açısından özellikle düşme ve göçük vakaları, elektrik ve gaz kaynaklı kazalar ile asbest maruziyeti en önemli riskler olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, kentsel dönüşüm projelerinin başarıya ulaşabilmesi; yıkım süreçlerinin güvenli, planlı ve sürdürülebilir bir biçimde yürütülmesine bağlıdır. Aksi takdirde, sürecin sağlıklı ilerlemesi ve istenen amaçlara ulaşılması ciddi şekilde riske girecektir.
