Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 1660
  • Master Thesis
    Yükseköğretim kurumlarında dijital vatandaşlık: Akademik ve idari personelin iş tatminine etkisi bakımından incelenmesi
    (2026) Çapa, Hüseyin Furkan; Şener, İrge
    Teknoloji, içinde bulunduğumuz çağın özelliği olarak her geçen gün değişen ve gelişen bir yapıdadır. Bilgi ve bilişim kavramları, bu teknolojik dönüşüm ışığında sıklıkla birlikte anılmakta, bilgiyi elde etmek en kolay ve hızlı yolu biçimde internet ile mümkün olmaktadır. Gündelik hayatın hemen her noktasında kullanılan internet ve dijital araçlar, bireylerin iş ve sosyal hayatında köklü değişimlere sebep olmuş ve dijital ortamda da belilrli niteliklere sahip dijital vatandaş kavramı ortaya çıkmıştır. Dijitalleşme süreçleri, gerek işveren gerekse çalışanlar açısından pek çok kolaylık sağlasa da değişen iş yapıları ve örgütsel süreçlerin iş tatmini üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda yapılan çalışma ile amaçlanan, bilginin en yoğun kullanıldığı ve üretildiği alanlardan olan yükseköğretim kurumlarındaki akademik ve idari personelin, dijital vatandaşlık düzeylerini belirlemek ve dijital vatandalığa ait alt boyutarın iş tatminine olan etkisini incelemektir. Çalışma kapsamında, Ribble (2011)'in ifade ettiği dijital vatandaşlığın 9 alt boyutu temel alınarak 7 boyut ve 49 ifadeden oluşan dijital vatandaşlık ölçeği geliştirilmiş ve Ankara'da bulunan Vakıf Üniversitelerinde görev yapan 275 akademik ve idari personel ile anket çalışması yapılmıştır. Örneklemi oluşturan katılımcıların %51,1'i erkek, %48,9'u kadındır; kadın katılımcılar, dijital etik ve sorumluluk ile dijital kurumsal imkanlar boyutlarında erkek katılımcılardan anlamlı düzeyde daha yüksek puan almıştır. Katılımcıların eğitim düzeyi arttıkça dijital vatandaşlık becerilerinde önemli farklar oluştuğu saptanmıştır. Çalışanların akademik veya idari görev türüne göre ise dijital gizlilik ve farkındalık, dijital etik ve sorumluluk, dijital güvenlik ve bilinçli e-ticaret ile dijital iyi oluş boyutlarında aanlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. İş tatmini değişkeni ile en yüksek korelasyon ise dijital kurumsal imkanlar ile dijital etik ve sorumluluk boyutlarındadır. Diğer alt boyutlar olan dijital güvenlik ve bilinçli e-ticaret, dijital okuryazarlık, dijital iyi oluş, dijital erişim ve katılım ile dijital gizlilik ve farkındalığın ise iş tatmini üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Nihai modelde 'Dijital Etik ve Sorumluluk', 'Dijital İyi Oluş' ve 'Dijital Kurumsal İmkanlar' olmak üzere üç bağımsız değişken yer almıştır. Üç değişkenin birlikte iş tatmini üzerindeki etkisi anlamlı bulunmuş olup çalışanların dijital vatandaşlık bağlamındaki bu üç boyutun, iş tatmini düzeylerini anlamlı düzeyde etkilediğini sonucuna ulaşılmıştır.
  • Master Thesis
    The Moderating Role of Ethical Climate Perception on the Effect of Emotional Labor on Intention to Leave: Differences between the Public and Private Health Sectors
    (2026) Vural, Bengü; Kalemci, Rabia Arzu
    Bu çalışmanın amacı duygusal emek ve alt boyutları ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide etik iklim algısının düzenleyici rolünü incelemektir. Çalışmada bu ilişkiler yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiştir. Çalışmanın örneklemini Türkiye'de kamu ve özel sağlık sektöründe çalışan hekimler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda 451 hekimden elde edilen verilerle analizler tamamlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda duygusal emek ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide etik iklim algısının düzenleyici etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Ancak etik iklim algısının düzenleyicini rolünün duygusal emeğin alt boyutlarında farklılaştığı görülmüştür. Yüzeysel ve derin davranış ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide etik iklim algısını düzenleyici etkisinin bulunduğu görülmüştür. Ancak doğal/samimi davranış ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide etik iklim algısı düzenleyici bir etki göstermemiştir. Ayrıca kamu ve özel sektör bağlamında ele alındığında kamu sektöründe etik iklim algısının daha yüksek olduğu ve kamu çalışanlarının daha çok yüzeysel davranış sergileme eğilimde olduğu gözlenmiştir.
  • Master Thesis
    İşten ayrılma niyetinin işveren markası bağlamında değerlendirilmesi: Z kuşağı örneği
    (2026) Kaymak, Merve; Sakarya, Arif Orçun
    Günümüz çalışma yaşamında Z kuşağının iş gücüne daha yoğun bir şekilde katılmasıyla birlikte, çalışan beklentilerinin ve işten ayrılma nedenlerinin farklılaştığı görülmektedir. Bu durum, örgütler açısından nitelikli Z kuşağı çalışanlarını elde tutmayı ve sürdürülebilir insan kaynağı yönetimini önemli bir konu haline getirmektedir. Bu bağlamda işveren markası, çalışanlara sunulan maddi ve manevi unsurlar bütünüyle işten ayrılma niyetinin şekillenmesinde belirleyici bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, işveren markası boyutlarının Z kuşağı çalışanların işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini nitel araştırma yöntemiyle incelemektir. Araştırma kapsamında Z kuşağının çalışma yaşamına ilişkin beklentilerinin hangi işveren markası unsurları üzerinden şekillendiği ve bu unsurların işten ayrılma niyetinin oluşumunda nasıl bir rol oynadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada eğitim ve geliştirme, etik değerler ve kurumsal sosyal sorumluluk, sağlıklı çalışma ortamı, ücret ve yan haklar ile iş-yaşam dengesi gibi işveren markası boyutlarının Z kuşağı çalışanları tarafından nasıl algılandığı derinlemesine ele alınmıştır. Araştırma, farklı sektörlerde ve çeşitli pozisyonlarda görev yapan toplam 20 Z kuşağı çalışanı ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış mülakatlar aracılığıyla yürütülmüştür. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve katılımcı görüşleri doğrultusunda bazı temalar oluşturulmuştur. Araştırma bulguları, Z kuşağı çalışanların işten ayrılma niyetinde ücret ve yan hakların birincil ve belirleyici kriter olduğunu; bununla birlikte iş-yaşam dengesi, etik değerlere verilen önem ve sağlıklı bir çalışma ortamının da bu niyetin oluşumunda etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca Z kuşağının işveren markasını yalnızca kurumsal imaj olarak değil, doğrudan deneyimledikleri uygulamalar üzerinden değerlendirdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, Z kuşağı çalışanların işten ayrılma niyetinin çok boyutlu bir yapı sergilediğini ve işveren markası unsurlarının bu süreçte önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Elde edilen bulguların, örgütlerin Z kuşağına yönelik daha gerçekçi, sürdürülebilir ve etkili işveren markası stratejileri geliştirmelerine katkı sağlaması beklenmektedir.
  • Master Thesis
    Zencefil ekstraktı esaslı nanoparçacıkların biyolojik uygulamalar içın biyosentezi
    (2025) Obeıd, Evın Husseın Obeıd; Akın, Şeniz Reyhan Kuşhan; Akbar, Hussain Salih
    Green synthesis routes based on medicinal plants are attractive for producing metal‑based nanomaterials. In this study, ginger (Zingiber officinale) extract was used as a phenolic‑rich feedstock for the green synthesis of antibacterial iron‑based nanoparticles, motivated by the need for safer routes and growing concern over antibiotic resistance. Nanoscale products were prepared by infusion and Soxhlet extraction in cold water, hot water and ethanol, with and without iron salts. The materials were characterized by XRD, SEM, TEM, DLS and zeta potential, and antibacterial activity was tested against Escherichia coli and Staphylococcus aureus by disc diffusion. Phase characterization and microscopy showed that iron‑free extracts crystallized mainly as potassium sodium sulfate K₃Na(SO₄)₂ with quasi‑spherical aggregates, whereas Soxhlet extracts containing Fe yielded hydrated iron chlorides (FeCl₃·6H₂O, FeCl₂·4H₂O) rather than the targeted magnetite Fe₃O₄. All dispersions exhibited moderate surface charge (ζ ≈ −22 to +17 mV) and limited colloidal stability. Nevertheless, Soxhlet extraction outperformed classical methods, and the ethanolic Soxhlet system with iron gave the largest inhibition zones compared with ginger extracts or iron alone. This behavior is attributed to higher phenolic loading and better dispersion of Fe‑based hydrates, making Soxhlet ethanol with Fe the most promising route for further optimization.
  • Master Thesis
    Yapay zeka tarafından üretilen eserlerin korunması
    (2025) Kubat, Mehmet; Badur, Emel
    In the context of intellectual property law, the ability of AI systems to perform human-like creative activities and produce original works raises the question: Who should be recognized as the copyright holder? Pursuant to the Law on Intellectual and Artistic Works No. 5846 (FSEK), for a work to be granted protection, it must be embodied in a tangible form, fall within one of the specified categories of works, and most importantly, possess 'originality,' meaning individual distinctiveness. The law recognizes only natural persons as authors; therefore, artificial intelligence (AI) systems cannot be considered authors. The debate on whether AI-generated products can be classified as works is complicated by the fact that these systems lack legal capacity and the human intellectual effort required for originality. Nevertheless, various opinions have been put forward on whether developers or users of AI-generated content may hold rights over such content. However, these approaches have been criticized for potentially leading to the commercialization of ownership and the deepening of social inequalities. This study examines the issue of whether AI-generated content can be recognized as a work under FSEK, assessing it from legal, ethical, and social perspectives, and aims to propose a contemporary solution within the framework of Turkish intellectual property law. The study concludes that, for AI-generated outputs to be protected under intellectual property law, the existing legal framework needs to be updated—perhaps through a specific regulation or by creating a new legal category. However, it is recommended that such regulations not be limited to questions of rights ownership but also address ethical principles, social benefit, cultural production processes, and the protection of creative labor from a broader perspective.
  • Master Thesis
    Türkiye'de rüzgar enerjisine ilişkin izinlerin idare hukuku açısından incelenmesi
    (2025) Küçük, Ahmet Enes; Ayaydın, Dilhun
    Due to the irreversible damage caused by non-renewable energy sources to human health and the world, humanity has turned to cleaner and more reliable energy sources. In this context, wind energy is one of the important renewable energy sources. With energy becoming a necessity today, its provision to citizens has also become a public service. Therefore, the identification, use, and control of energy sources are the responsibility of the administration within the scope of its law enforcement authority. However, the understanding that public services can only be provided by the administration no longer exists today. It is generally accepted that private legal entities can also provide public services, but these services must be under the control and supervision of the administration due to their nature. The administration grants pre-licenses and licenses, which are individual administrative acts, to private legal entities for the performance of public services. A pre-license signifies the responsibility and authority to complete the necessary procedures to obtain a license, while a license signifies the permission required for electricity generation. However, the administration is not entirely free in granting these permissions and is bound by laws. It is also the duty of the administration to grant the aforementioned permits to persons who meet the conditions set forth in the laws. At this point, decisions made by the administration regarding the granting or non-granting of pre-licenses are subject to judicial review, and the cancellation of erroneous decisions may be considered. This study first explains the definition of energy, what energy sources are, the importance of renewable energy sources, and the place of wind energy among these sources, thereby explaining the fundamentals of wind energy from the perspective of administrative law. The second section explains the pre-licensing and licensing processes for wind energy and examines the rights and obligations of the administration and investors in this process. The final section explains the methods of supervision of wind power plants by the administration and the sanctions that may be applied in case of legal violations and explains the judicial authorities to which decisions made in this context may be appealed.
  • Master Thesis
    Türkiye'de para politikası: Bir yüzyılın tarihsel analizi
    (2026) Albayrak, Gökhan; Çorakcı, Ayşegül
    Bu tez, Türkiye Cumhuriyeti'nin para politikasının bir asrı aşan deneyimini tarihsel ve kurumsal bir çerçeve içinde incelemekte ve uygulanan politika çerçevelerinin makroekonomik sonuçlarını beş temel gösterge üzerinden değerlendirmektedir: işsizlik oranı, fiyat endeksi, milli gelirin büyüme hızı, faiz oranı ve döviz kuru. Çalışma, Türkiye'de para politikasının saf biçimde teknik bir alan olarak işlemediğini; aksine kurumsal düzenlemeler, siyasal iktisat dinamikleri, dışsal kısıtlar ve küresel finansal koşullar tarafından şekillenen bir yönetişim kapasitesi meselesi olduğunu ortaya koymaktadır. Tarihsel dönemler arasında yapılan karşılaştırmalı değerlendirme, politika çerçevelerindeki değişimlerin makroekonomik sonuçlarla nasıl ilişkilendiğinin sistematik biçimde analiz edilmesine olanak sağlamaktadır. Bulgular, Türkiye'de para politikasının etkinliğinin kullanılan araç setinden ziyade, politikanın uygulandığı kurumsal mimarinin niteliği ve sürdürülebilirliğine bağlı olduğunu göstermektedir. Kurumsal istikrar, güvenilirlik, şeffaflık ve düzenleyici özerklikle karakterize edilen dönemler görece daha dengeli makroekonomik sonuçlarla ilişkilenirken, kurumsal zayıflama ve siyasi müdahalenin arttığı dönemler yüksek ekonomik kırılganlıklarla örtüşmektedir. Türkiye'nin para politikası tarihi; istikrar ve kriz, liberalizasyon ve yeniden müdahale, özerklik ve siyasi yönlendirme döngülerinin tekrarlandığı bir seyir ortaya koymakta; dış finansmana bağımlılık, düşük yurtiçi tasarruf oranları ve ithal ara malına dayalı üretim yapısı gibi kalıcı yapısal kısıtların bu döngüleri güçlendirdiğini göstermektedir. Genel olarak analiz, para politikasının sürdürülebilir makroekonomik istikrarı yalnızca teknik tasarımıyla değil, ancak güvenilir ve öngörülebilir bir kurumsal çerçeveye yerleştiğinde sağlayabildiğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma tarihsel ve yorumlayıcı bir yaklaşım benimsemekte; makroekonomik göstergeleri biçimsel nedensel çıkarım amacıyla değil, betimleyici analitik araçlar olarak kullanmaktadır.
  • Master Thesis
    Tüm optik ağlar için optik anahtarlama teknolojilerinde son gelişmeler
    (2025) Afşar, Kıvanç Uğur; Preveze, Barbaros
    Bu tezde, tüm-optik ağlar elektro-optik dönüşümleri ortadan kaldırarak 100 Tbps'i aşan benzeri görülmemiş veri hızlarını mümkün kılmaktadır. Tez, 2014–2024 yılları arasındaki optik anahtarlama teknolojilerini sistematik bir biçimde incelemekte ve özellikle 2019–2024 dönemindeki ilerlemelere vurgu yapmaktadır. Bulgular, silikon fotonik aygıtlar için raporlanan anahtarlama sürelerinin kullanılan mekanizmaya bağlı olarak pikosaniyeden milisaniyeye kadar değiştiğini göstermektedir; boşaltma modu modülatörlerde pikosaniye ölçeğinde, termo-optik faz kaydırıcılarda ise mikro saniye ile mili saniye arasındadır. Bu çalışmada, deplasyon modu aygıtlar için yalnızca alt-nanosaniye anahtarlama varsayılırken, MEMS tabanlı çözümlerin 512×512 porta kadar ölçeklenebildiği kabul edilmektedir. Hibrit grafen–silikon modülatörler 5 fJ/bit enerji tüketimiyle 40 Gbps çalışmayı başarmaktadır. Kritik sınırlamalar arasında 3B entegre devrelerde yaklaşık −35 dB seviyesinde termal çapraz konuşma ve kontrol düzlemi standardizasyonundaki eksiklikler yer almaktadır. Öte yandan, kuantum nokta yönlendiricileri %99,7 tek-foton yönlendirme doğruluğu göstermektedir [1]. Çalışma, nöromorfik fotonik ve 2D malzeme tabanlı anahtarlar için bir yol haritası ile sonuçlanmaktadır.
  • Master Thesis
    Su altı kültür mirası alanlarında yorumlama ve sunum: İznik sualtı bazilikası örneği
    (2026) Gümüşay, Aybuke; Özmen, Ayça
    This thesis examines the theoretical, legal, and administrative approaches to the conservation, interpretation, and presentation of underwater cultural heritage within a holistic framework, and evaluates this framework through the case of the İznik Underwater Basilica. Drawing on the historically significant role of waterways in shaping settlement plans, trade networks, and cultural interaction, shipwrecks and submerged structures are defined as components of multi-layered cultural landscapes. The study emphasises that this heritage should not be regarded solely as physical remains but as cultural values that require interpretation, presentation, and public engagement. Within this scope, the international and national legal framework concerning the protection of underwater cultural heritage is analysed, particularly in light of the conventions and principles developed by UNESCO and ICOMOS. In addition, conventional and digital methods of interpreting and presenting cultural heritage are evaluated through selected international and national case studies. The fieldwork focuses on the Basilica in Lake İznik, analysing its current interpretation and presentation practices through documentation, on-site observation, and interviews. The findings demonstrate that the sustainable conservation of underwater cultural heritage must be supported holistically through in situ preservation principles combined with accessible, comprehensible, and participatory interpretation and presentation strategies.
  • Master Thesis
    Sınırlı olmayan sayı doğrusu tahmin görevinde geri bildirimin etkileri
    (2025) Avcı, Buse; İnan, Aslı Bahar
    Mevcut çalışmanın temel amacı genç yetişkinler için sınırlı olmayan sayı doğrusu tahmin görevinde geri bildirimin etkilerini incelemektir. Araştırma 4 farklı deneyden oluşmaktadır ve sınırlı olmayan sayı doğrusu tahmin görevinin algı versiyonu kullanılmıştır. Deneyler üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada katılımcılar herhangi bir geri bildirim almadan tahminlerini yapmıştır. İkinci aşamada deney gruplarına göre doğru geri bildirim, daha küçük yanlış geri bildirim veya daha büyük yanlış geri bildirim verilmiştir. Son aşamada geri bildirimin etkisini gözlemlemek amacıyla katılımcılar ilk aşamadaki görevin aynısını tamamlamıştır. Sonuçlar literatürle uyumlu olarak katılımcıların ilk aşamada sayıları olduğundan daha küçük algılama eğiliminde olduklarını, geri bildirim etkisi ile cevaplarını bu bildirimler doğrultusunda kalibre ettiklerini yani olduğundan daha az algılama yanlılığının önemli ölçüde azaldığını göstermiştir. Ayrıca bu kalibrasyonun yalnızca geri bildirim aşamasında gerçekleşmediği, katılımcıların üçüncü aşama boyunca vermiş oldukları cevaplarda da gerçekleştiği gözlemlenmiştir. Katılımcıların almış oldukları geri bildirimin türlerine göre aşamalar arasındaki performansları incelendiğinde tüm gruplarda anlamlı ölçüde bir fark bulunmuştur.