Bilgilendirme: Kurulum ve veri kapsamındaki çalışmalar devam etmektedir. Göstereceğiniz anlayış için teşekkür ederiz.
 

TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 858
  • Article
    Osmanlı Mahkemelerinde Elçilik ve Konsolosluk Tercümanlarının Fonksiyonu
    (2025) Korkmaz, Müberra
    Mahkemede tercümandan yararlanma hakkı, günümüzde olduğu gibi İslam ve Osmanlı hukukunda da muhakeme hukukuna dair güvencelerden biri olarak benimsenmiş ve kapitülasyonlarda yabancılara tanınan imtiyazlardan birini teşkil etmiştir. Fakat devletin zayıflaması, siyasi ve ekonomik şartların zorlamasıyla, kapitülasyonların Osmanlı için egemenlik yetkisini kısıtlayıcı bir unsura dönüşmesi, yabancılara tanınan bu hakkın da amacı ve kapsamını aşar nitelikte kullanılmaya çalışılarak suistimal edilmesine yol açmıştır. Tanzimat Dönemi’nde gerçekleştirilen yargı reformları, Osmanlı Devleti tarafından bu aşırılıkları bertaraf etmede bir dayanak olarak öne sürülmüştür. Ancak yabancı devlet temsilcileri, kapitülasyon metinlerindeki ifadelerin belirsizliğinden faydalanarak yorum yoluyla, bu hakkı kendi tebaalarını korumak ve siyasi çıkarları temin amacıyla kapsamı ve fonksiyonunu aşar şekilde kullanmaya çalışmıştır. Bu çalışma kapitülasyon metinleri ile Osmanlı ve İngiliz arşiv belgelerinin ışığında, söz konusu imtiyazın hukuki niteliğine, elçilik ve konsolosluk tercümanlarına atfedilen fonksiyonun taraflarca nasıl değerlendirildiğine ve uygulamaya ışık tutmayı amaçlamaktadır.
  • Article
    Hodrick-Prescott Filtreleme ve Yapay Sinir Ağları Yöntemiyle Uzun Dönem Su Tüketim Tahmini Üzerine Türkiye Uygulaması
    (2025) Omurgonulsen, Mine; Kanık, Zehra Burçin; Bayarslan, Ömer Faruk; Koyuncu, Onur
    Kıt kaynaklara yönelik tüketim planlamasının yapılması, yeryüzündeki sınırsız istek ve ihtiyaçların karşılanmasını sağlamak açısından en önemli yaşamsal faaliyetlerden birisidir. Özellikle mevcut su kaynakları ve bunların tüketim yönetimi, ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesi açısından önem arz etmektedir. Sınırlı ve dengesiz dağılan su kaynakları, insan faaliyetlerinden kaynaklanan kirlilik ve iklim değişikliği etkisiyle giderek daha kırılgan hale gelmekte, bu da suyun etkin yönetimini zorunlu kılmaktadır. Su dağıtım sistemlerinin güvenilir ve ekonomik şekilde çalışabilmesi için kısa ve uzun vadeli su talep tahminleri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’nin uzun dönem su tüketim tahminlemesini yapmak amacıyla Hodrick–Prescott (HP) Filtreleme ve Yapay Sinir Ağları (YSA) yöntemleri kullanılarak 2001-2021 yılları arasındaki su tüketim miktarını etkileyen faktörler analiz edilmiştir. Çalışmada amaç, 2030-2050 yılları için Türkiye’de su tüketim miktarına yönelik tahminlerin yapılmasıdır. Bu bağlamda, HP filtrelemesi ile veri setindeki dalgalanmalar arındırılarak eğilim ve döngüsel hareket bileşenleri oluşturulmuş; ardından bu bileşenlere YSA ve Çoklu Doğrusal Regresyon (ÇDR) yöntemleri uygulanmıştır. Bulgulara göre, 2030 yılında su tüketiminde belirgin bir artış miktarı görülmezken, 2050 yılında ciddi bir su tüketim miktar artışı yaşanacağı tespit edilmiştir. 2030 yılı tahminlerinde, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda su tüketimine yönelik politika müdahalelerinin etkili olacağı öngörülmüştür. Sonuçlar, gelecekte su tüketimi miktarını dengelemek için yeni su kaynakları oluşturulması, atık suyun geri dönüşümü ve su yönetimi politikalarının etkinleştirilmesi gerektiğini göstermektedir.
  • Article
    A Discrete Element Method for Evaluating the Seismic Performance of Concrete Gravity Dam-Reservoir Systems Under Main Shock-Aftershock Events
    (Tulpar Academic Publishing, 2025) Soysal, B.F.
    Dams are crucial for water supply, flood prevention, and hydroelectric power generation. Often located in seismically active regions, they are vulnerable to main shock-aftershock (MS-AS) sequences, which can compromise structural integrity and hydraulic safety. Critical aspects of dam response to MS–AS events remain unclear, particularly the required rest time between successive events and threshold AS-to-MS intensity measure ratios that could serve as predictors of additional damage. This study addresses these gaps by analyzing concrete gravity dam–reservoir systems of three heights (50 m, 100 m, and 150 m) using the developed discrete element–based approach coupled with displacement/pressure-based mixed finite elements for the reservoir. Empirical rest time equations were derived from 124 as-recorded ground motions, while seismic performance under varying intensity levels was evaluated using 14 as-recorded MS–AS sequences. Damage was quantified using discrete indices of base crack length, maximum base crack width, and maximum total upstream crack width. Results indicate that AS primarily propagate existing cracks at lower intensities, whereas higher intensities generate new cracks along the upstream face, increasing crack widths by 25–30% on average. The 50 m high dam remained within the mild damage category, while taller dams occasionally reached moderate levels, posing potential seepage risks. Threshold AS-to-MS ratios for four different intensity measures were identified. These findings provide mechanistic insight into crack propagation under MS-AS events, providing practical guidance for post-earthquake dam safety assessment, inspection prioritization, and incorporating sequential seismic effects into design and emergency planning. © 2025 by the Author.
  • Article
    Türk Sivil Havacılığı için Entegre Bir Bilgi Güvenliği Modeli: Risk Değerlendirme ve Azaltma Stratejileri için Kapsamlı Bir Çerçeve
    (2025) Özdemir, Farukcan; Saran, Murat
    Bu çalışma, modern havacılık sistemlerinin bilgi güvenliği gereksinimlerini bütüncül bir perspektifle ele alarak, Türk sivil havacılık sektörünün dijital altyapısını güçlendirmeyi hedefleyen kapsamlı bir güvenlik modeli sunmaktadır. Araştırmamız, aviyonik sistemler, uçuş veri ağları, mobil cihazlar, elektronik uçuş çantaları ve yer sistemleri gibi kritik bileşenlere yönelik mevcut ve potansiyel güvenlik risklerini sistematik bir şekilde analiz etmektedir. Metodolojik açıdan, araştırmamız havacılık sektörü çalışanlarına uygulanan anket çalışmasına ve kapsamlı literatür taramasına dayanmaktadır. Uygulanan anket aracılığıyla, bilgi güvenliği farkındalığı, eğitim ihtiyaçları ve mevcut güvenlik çözümlerinin etkinliği konularında birincil veriler elde edilmiştir. Gerçekleştirdiğimiz literatür taraması aracılığıyla, temel güvenlik kavramları, sistem güvenliği tehditleri, risk değerlendirme yaklaşımları, güvenlik standartları ve gelecek eğilimler ortaya konulmuştur. Geliştirdiğimiz bütünleşik güvenlik modeli hem teknolojik hem de insan faktörüne dayalı risk unsurlarını içermekte ve bu risklere karşı çok katmanlı bir savunma stratejisi önermektedir. Çalışmanın temel katkısı, Türk havacılık sektöründe siber güvenlik ve dijital farkındalığın artırılmasına yönelik uygulanabilir bir çerçeve sunmasıdır. Önerilen model, ulusal bilgi birikimine katkı sağlamanın yanı sıra, sektör paydaşlarına ve araştırmacılara yönelik öneriler ve stratejik yol haritası sunmaktadır.
  • Article
    Anisotropic Effects on Topology Optimization for Additive Manufacturing in Aerospace Applications
    (2025) Totuk, Onat; Akar, Samet; Özkara, Mustafa
    This study investigates the effects of anisotropy on topology optimization in additive manufacturing, with a focus on aerospace applications. Topology optimization, a powerful design method for lightweight structures, is increasingly relevant in aerospace due to the adoption of additive manufacturing techniques. However, the anisotropic nature of materials used in these processes is often overlooked. This research compares isotropic and anisotropic analyses using TiAl4V and Epoxy Carbon UD Prepreg materials, examining stress distributions and optimization times. A cubic sample (40 mm) was subjected to various loading conditions, with a 10% mass retention constraint. Results demonstrate significant differences in stress levels and solution times between isotropic and anisotropic optimizations. For TiAl4V, the anisotropic analysis revealed notable variations in stress distribution and optimization times compared to isotropic assumptions. The composite material analysis further emphasized the importance of considering directional properties in optimization. Additionally, comparing aluminum and titanium components highlighted potential weight savings in certain applications. This study underscores the importance of incorporating anisotropic material properties in topology optimization for additive manufacturing, particularly in aerospace applications where weight reduction and structural integrity are critical. The findings suggest that anisotropic optimization could lead to more efficient designs and reduced computational times in specific loading scenarios.
  • Article
    Osmanlı Devleti'nde Nizamiye Mahkemelerine ve Gayrimüslim Hakimlere İlişkin Bir Değerlendirme
    (2025) Korkmaz, Müberra
    Tanzimat Dönemi’nin temel düsturlarından birini eşitlik ilkesi oluşturmuştur. Fakat Osmanlı uygulamasında söz konusu eşitlik, inanç bakımından fark gözetmeksizin tüm tebaanın hak ve görevlerde eşitliği boyutuyla ön plana çıkmış ve vurgulanmıştır. Bu doğrultuda tasarlanan Osmanlı vatandaşlığı anlayışıyla gerek mevzuat, gerek adli teşkilat bakımından yeni bir hukuki yapının resmen tesisi yönündeki girişimler, Tanzimat Dönemi’ndeki reform faaliyetlerini öncekilerden ayıran temel karakteristik özelliklerdir. Ancak bir İslam devleti olarak Osmanlı Devleti’nde, İslami esas ve uygulamalara bazı aykırılıklar taşıyan söz konusu girişimler, Devlet’in gayrimüslim tebaası ile yabancı devletlerin baskı ve zorlamaları karşısında karmaşa, çelişki ve çeşitli açılardan bir çıkmaza sebebiyet vermiştir. Bu durumun en güzel örneklerinden birini, hem yapısı ve usulleri hem de burada görev yapan hâkimler bakımından nizamiye mahkemeleri teşkil etmiştir. Özellikle söz konusu mahkemelerde yer alan gayrimüslim hâkimler, eşitlik ilkesi kapsamında öncelikle dikkat edilip gözetilirken, bir yandan da bu mahkemelerin yetkinliğine ve meşruiyetine ilişkin bazı çekincelere de yol açmıştır. Neticede bu durum, Devlet’in söz konusu dönemde yaşadığı çelişki ve çıkmazı açıkça gözler önüne sermiştir.
  • Article
    Tutuklu ve Hükümlülerin Yükseköğrenim Hakkının Sınırlandırılması
    (2025) Kılıç, Ayşe Funda
    Makale, tutuklu ve hükümlülerin yükseköğrenim hakkını ele almakta ve bu hakkın gerek anayasal gerekse ulusal ve uluslararası hukuk alanındaki yeri ile uygulamadaki sorunları incelemektedir. Eğitimin bir insan hakkı olduğu ve bireylerin sosyal, ekonomik ve kültürel bağlamda gelişiminde oynadığı kritik rol vurgulanmaktadır. Yetişkin eğitiminin kendine özgü yanları yükseköğrenimi diğer eğitim aşamalarından ayırmaktadır. Çevrimiçi eğitim olanaklarının artması ve üniversitelerin bu yöntemleri yaygın olarak kullanmalarıyla birlikte tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerinden yükseköğrenimden yararlanma talepleri de artış göstermektedir. Türkiye’de 5275 Sayılı Kanun, mahkumların yaygın, açık ve dışarıdan eğitim alma haklarını düzenlese de kapalı cezaevlerinde örgün eğitimin sınırlanması ve internet erişimine getirilen sınırlamalar, eğitim hakkını kısıtlayıcı etkiler doğurmaktadır. Yükseköğretime ilişkin düzenlemeler bu etkileri azaltma eğilimindedir. Gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlere eğitim hakkını gerçekleştirme yükümlülüğü verirken, kısıtlamaların kanuni, meşru ve orantılı olmasını dikkate almaktadır.
  • Article
    Perturbed Statistical Cluster Points
    (2025) Yalçın, Ceylan
    In recent years, generalizations of statistical convergence have appeared in the literature. The notion of perturbed statistical convergence has recently been established as one such generalization. This recent convergence approach aims to enhance the convergence behavior of a sequence by utilizing specific perturbation functions, thereby increasing its flexibility. This paper defines cluster points related to perturbed statistical convergence and investigates some of their fundamental properties.
  • Article
    Vladimir Odoyevskiy’in Kadın Sorunsalı Üzerine İki Analojik Öyküsü: ‘Knyajna Mimi’ ve ‘Knyajna Zizi’
    (2025) Aksut, Lada
    Vladimir Odoyevskiy (1804-1869), Rus Edebiyatının romantik akımını temsil eden XIX. yüzyılın önemli yazarlarındandır. Rusya’nın gelişebilmesi ve refaha ulaşabilmesi için bilim ve eğitimin tek yol olduğuna inanan Odoyevskiy, yalnızca bir yazar olarak değil aynı zamanda farklı bilim dallarında ve müzik alanında yaptığı çalışmalarla da ülkesine önemli katkılarda bulunur. Aristokrasinin en üst tabakasından gelen Odoyevskiy, özellikle roman ve öykü türlerinde kaleme aldığı eserlerinde yakından tanıdığı Rus soylu topluluğunun çarpıklıklarını dile getirir. 1830’lu yıllarda ardı ardına kaleme aldığı ve başkahramanlarının adlarını taşıyan “Knyajna1 Mimi” (Knyajna Mimi, 1834) ve “Knyajna Zizi” (Knyajna Zizi, 1839) öykülerinde yazar dönemin toplumsal yapısındaki büyük eksikleri gözler önüne serer. Genç kızlara verilen yetersiz eğitim ve yanlış yetiştirilme biçimlerini sert bir şekilde eleştirerek, toplumsal düzende var olan adaletsizliklere dikkat çeker. İki genç kız karakteri üzerinden toplumda kadınlara biçilen roller, yaşam biçimleri ve karşılaştıkları zorluklar gözler önüne serilir. Odoyevskiy bu öykülerinde kadınların yaşadığı baskıları, sınırlı özgürlüklerini ve toplumsal konumlarını sorgular. Çalışmada, “Knyajna Mimi” ve “Knyajna Zizi” öykülerinin metne bağlı inceleme yöntemiyle analizleri yapılarak yazarın kadın yaşamıyla ilgili verdiği ayrıntıları, eleştirilerini ve düşüncelerini incelemek ve böylece günümüzde de güncelliğini koruyan kadın sorunsalına yazarın o dönemdeki bakış açısını ve yaklaşımını ortaya koymak amaçlanmıştır.
  • Article
    Tarihi Şehirlerde Sarnıçların Yeniden Kullanımı Üzerine Bir Araştırma: Safranbolu Örneği
    (2025) Harputlugil, Timuçin; Kahyaoğlu, İrem
    Bu çalışma, su kaynaklarının hızla tükenmesi, nüfus artışı, küresel ısınma, iklim değişikliği ve bilinçsiz su kullanımı gibi etkenlerle artan su talebi sorunlarını ele alan varsayımsal bir senaryoyu incelemektedir. Tarihi dokusu koruma altına alınmış mimarisiyle tanınan Safranbolu kenti, bu sorunları örneklemek üzere bir vaka çalışması olarak seçilmiştir. Araştırma, mevcut sarnıçların uyarlanarak yeniden kullanımının binalarda su verimliliğini artırma potansiyelini değerlendirmektedir. Literatür taraması, iklim değişikliği ve nüfus artışının su talebini artırarak su kaynaklarının miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediğini göstermiştir. Su tasarruflu uygulamalar ve atık suyun geri dönüşümünün artırılması, su verimliliğini geliştirmek için etkili stratejiler olarak belirlenmiştir. Ayrıca, Safranbolu gibi kentlerde bol miktarda bulunan sarnıçlar ve diğer tarihî su yapılarının yeniden kullanımı, su verimliliği hedeflerine ulaşmada ek bir potansiyel sunabilir. Ancak bu yaklaşımın uygulanabilirlik ve teknik boyutları çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Safranbolu’da gerçekleştirilen saha çalışması iki aşamadan oluşmakta ve 11 önemli sarnıcın incelenmesi ve belgelenmesini de içermektedir. Buna ek olarak, kentteki 12 konak (pansiyon) ve 13 evden oluşan toplam 25 yapıdan günlük, aylık ve yıllık su tüketim verileri bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Anket ayrıca bu binalarda suyun mekânsal kullanım türleri ile su tasarrufu sağlayan teknolojilerin uygulanmasına dair önemli bilgiler sunmuştur. Ön bulgular, bu 25 binada tüketilen suyun, gri suyun yeniden kullanımı ve sınırlı yağmur suyu hasadı ile, yerel sarnıçlarda kısmen yönetilebileceğini, depolanabileceğini ve arıtılabileceğini göstermektedir. Ancak bu yaklaşım, ekonomik, teknik ve bakım boyutlarını kapsamayan teorik bir çerçevedir. Tüm kısıtlara rağmen, sarnıçların yeniden kullanımı hem tarihî su yapılarının korunmasına hem de kültürel miras alanlarında daha sürdürülebilir bir su yönetimine katkı sağlayabilir.
  • Article
    Vernaküler Mimari ve Kırsal Yapılı Çevre Bileşenlerine ‘Yer’ ve Tektonik Odaklı Bir Yaklaşım: Doğu Karadeniz Bölgesi Örneği
    (2025) Akbaş, Gamze; Büke, Fatma Gül Öztürk
    Çalışma, “yer” ve tektonik kavramlarının birlikte etkileşimde oldukları, birbirlerini tamamladıkları ve hatta var ettikleri düşüncesinden yola çıkmakta; bu ilişkiyi görünür kılan vernaküler mimariyi ele almaktadır. Makalede, kırsal yapılı çevrede, “yer” ve tektonik arasındaki bağın, yapı yapma sanatının üç aşaması olan; “yer seçimi,” “yere müdahale biçimi” ve “örüntü diline” göre biçimlenen vernaküler mimari aracılığıyla kurulduğu ve vernaküler mimariyi bir “yer”e özgü kılan şeyin bu üç unsurun karşılıklı etkileşimine dayanan bu bağ olduğu önerisi üzerinde durulmaktadır. Öneri, Doğu Karadeniz Bölgesi vernaküler mimarisine özgü kırsal yapılı çevrenin üç bileşeni; “teras,” “köprü” ve “serender” üzerinden test edilmektedir. Araştırma sonucunda, yapı sanatının üç aşamasına uymayan sağlıksız yenileme ve yeniden yapım çalışmalarının, kırsal yapılı çevrede “yer” ve tektonik ilişkisini yok sayan “melez yapıları” ve “sahte vernakülerleri” ortaya çıkardığı vurgulanmaktadır.
  • Article
    Roma Hukukunda Çift Taraflı Davalar
    (2025) Baytemir, Setenay
    Kural olarak davanın tarafları arasında karşıtlık söz konusudur. Bununla birlikte, davanın taraflarının ortak bir amaç etrafında birleştiği ve taraflar arasında herhangi bir karşıtlığın bulunmadığı davalar da vardır. Özellikle paylaştırma davalarında, yargılama sonucunda verilen hüküm her iki taraf için aynı sonucu doğurmaktadır. Kökeni Roma hukukuna dayanan ve doktrinde “çift taraflı dava” kavramıyla ifade edilen bu tür davalarda, tarafların her biri aynı anda hem davacı hem davalı konumundadır. Roma hukukunun birincil kaynaklarında çift taraflı üç dava olarak actio familiae erciscundae, actio communi dividundo ve actio finium regundorum zikredilmektedir. Çalışmada öncelikle Roma hukukunda actio (dava) ile ius (hak) arasındaki ilişki ve Roma medeni usûl hukukunun ana hatları üzerinde durulmaktadır. Roma hukukunda çift taraflı dava kavramına ilişkin genel açıklamalardan sonra, actio familiae erciscundae, actio communi dividundo ve actio finium regundorum’un özellikleri ve actio duplex niteliği ele alınmaktadır. Bu çerçevede, Corpus Iuris Civilis’in Digesta bölümü ile Gaius’un ve Iustinianus’un Institutiones eserlerindeki metinler incelenmektedir.
  • Article
    Kent Merkezinin Gelişimini Konaklama Endüstrisi Üzerinden İzlemek: Ankara Otelleri
    (2024) Orhan, Ezgi
    Kentsel turizmin önemli bir ekonomik girdi olması otellerin kentsel alanlarda yer seçme süreçlerini hızlandırmış, bu durum merkezi alanların sınırlarının yeniden çizilmesine yol açmıştır. Çalışmanın amacı kent otellerinin yer seçimleri üzerinden kent merkezinin gelişimini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, kent planlama ile gelişimi disiplin altına alınması hedeflenmiş bir kent olan Ankara’da özel sektör tarafından işletilen otellerin tarihsel olarak yer seçimleri izlenmiştir. Böylelikle, otel coğrafyası üzerinden, Ankara’nın geleneksel başkentlik işlevleri taşıyan kent merkezinin, küresel kent işlevlerini kazanmasıyla yayılma ve dönüşüm süreci anlatılmıştır. Sonuç olarak, oteller ve kent merkezleri arasındaki karşılıklı ilişkinin görüldüğü Ankara örneğinden hareketle, otellerin mekânsal dağılımına göre politika önerileri geliştirilmiştir. Otel konumlarından hareketle ortaya konulan önerilerin, ayrışmakta olan merkezi alanlara dair mekânsal politikalara altlık oluşturması beklenmektedir.
  • Article
    A Systematic Review on AI Technologies in English as a Foreign Language Education
    (2025) Toscu, Saliha
    This systematic review reports an analysis of research articles on AI technologies in English as a foreign language education. The review specifically addresses the limitations reported in the studies conducted between 2020 and 2024 and shows the benefits of AI technologies identified in those studies. Hence, the study aims to provide an understanding of the scope of existing research and, depending on the limitations identified, give insights into further research. The research articles were screened and analyzed using qualitative methods based on the predetermined inclusion and exclusion criteria. The findings indicated that AI technologies may positively affect language development, cultural understanding, learner engagement, learning support, and critical thinking. Nonetheless, the limitations identified - categorized as instructional, methodological, and technological - should be taken into consideration for a more robust investigation.
  • Article
    Çocuk Influencerlar (Kidfluencer) İle Marka Algısı Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
    (2025) Ulas, Sevilay; Alkan, Zeynep
    Sosyal medya platformlarının kullanabilirliğinin artmasıyla birlikte hayatımıza dahil olan influencerlar, her geçen gün popülerliğini arttırmaktadır. Influencerlar takipçileri üzerinde belirli bir yönlendirme etkisi bulunan kişiler olarak ifade edilebilmektedir. Bu bağlamda takipçileri üzerinde etki bırakan çocuk influencelarda influencer kategorisi içerisinde yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı çocuk influencer'lar ile takipçilerinin marka algısı arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Çocuk influencer'ları takip eden 302 kişiyle amaçlı örneklemleme kullanılarak çevrimiçi bir anket yapılmıştır. Çalışmada betimsel analiz, t-test ve korelasyon testleri verileri ölçümlemede kullanılmıştır Bulgulara göre demografik özellikler içinde cinsiyete göre farklılık gösteren değişkenler bilgi ve deneyim, eğlence, doğallık ve sevimlilik olarak belirlenmiştir. Çocuk sahibi olup olmamalarına göre takip etme motivasyonlarındaki farklılıklar ilgi ve merak ile yaşam tarzı kategorilerinde belirlenmiştir. Marka algısı ile cinsiyet ve yaş arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Katılımcılar tarafından takip edilen en çok çocuk influencer'lar Maya Başol, Kemalce ve Zayn Sofuoğludur. Bu çalışma çocuk influencer'lar ile marka algısı arasındaki ilişkiye odaklanması ve literatüre katkıda bulunması açısından önemli görülmektedir.
  • Article
    A Chain Rule for Reduced Functional Differential Inclusions and Stability Theorems
    (2025) Gokgoz, Nurgul
    In order to represent real-world problems, modeling and stability concepts of a system are two essential steps, and functional differential inclusions become favorable among other methods because of their flexibility and robustness to handle those problems. Thus, functional differential inclusions (FDIs) provide a solid foundation for engineering problems, and the calculation of their derivatives becomes an important issue in checking the stability of them. Especially, to check the Lyapunov stability, various chain rules for FDIs are defined in the literature. In this work, a new chain rule is introduced in terms of the reduction procedure, a comparison with another one is represented, and the stability theorems in terms of Lyapunov are extended to the reduced functional differential inclusions.
  • Article
    YUKK Kapsamında İdarî Makamların Uluslararası Koruma ve Geçici Koruma Hakkında Verebilecekleri Kararlar Ve Bu Kararlara Karşı Başvuru Yolları
    (2025) Tanrıbilir, Feriha Bilge; Tunçağıl, Gülce Gümüşlü
    4.4.2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK)’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte “uluslararası koruma” ve “geçici koruma” kavramları da mevzuatımıza girmiş oldu. Ülkemizde yaşanılan yoğun nüfus hareketliliğinin sonucunda koruma talep eden yabancıların sayısı artmaktadır. Gerek uluslararası mahkeme kararlarında gerek ulusal mahkeme kararlarında uluslararası koruma başvurularından uluslararası koruma sürecinin sona ermesine kadar geçen evrede koruma sağlanan kişilere ev sahibi devletin karar ve işlemlerine karşı etkili başvuru yollarının açık olması ve adil yargılanma olanağının sağlanması üzerinde hassasiyetle durulmaktadır. Bu itibarla mevzuatımıza göre uluslararası koruma sürecinde idarenin verebileceği kararlar ile yaptığı işlemler hakkında ilgililere tanınan başvuru yolları önem taşımaktadır. Bu önem uyarınca çalışmamızda YUKK kapsamında idarenin uluslararası koruma ve geçici koruma hakkında verebilecekleri kararlar ve öngörülen başvuru yolları inceleme konusu yapılmıştır.
  • Article
    Dijital Boşanma Bağlamında Hollanda’da Geliştirilen Çevrim İçi Uyuşmazlık Çözüm Araçları (Rechtwijzer Uit Elkaar Ve Uitelkaar.nl) ve Türk Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi
    (2025) Basara, Gamze Turan
    Geleneksel boşanma prosedürleri, teknolojik gelişmelerle birlikte değişime uğramaya başlamıştır. Bu kapsamda çeşitli ülke hukuklarında çevrim içi boşanma uyuşmazlığı çözüm araçları geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Dijital boşanmaya yönelik özellikle Hollanda’da önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu çalışma, dijital boşanma bağlamında uyuşmazlık çözüm aracı olarak Hollanda’da geliştirilen Rechtwijzer uit elkaar ile halefi Uitelkaar.nl örneklerinin incelenmesini konu almaktadır. Mevcut çevrim içi boşanma platformlarının yalnızca düşük çatışmalı boşanmalarla sınırlı kaldığını, yüksek çatışmalı boşanmalar için ise dava yönetim sistemlerine dönüştürülerek farklı disiplinlerden uzmanların sürece katılımını kolaylaştıracak şekilde yeniden yapılandırılmaları gerektiği değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, tarafların hak ve menfaatlerini koruyacak, süreçleri daha etkin ve erişilebilir kılacak yenilikçi çözümler geliştirmek amacıyla çok sayıda pilot uygulama yapılmasına ihtiyaç vardır. Hollanda’da uygulanan çevrim içi boşanma platformları Türk hukuku bakımından değerlendirildiğinde, mevcut yasal düzenlemeler kapsamında Türk boşanma sisteminde dijital boşanmanın, mahkemesiz boşanma biçiminde gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, ancak usul ekonomisi sağlamak ve uyuşmazlık çözümünü destekleyerek boşanma sürecini hızlandırmak amacıyla çevrim içi boşanma araçlarının entegrasyonunun fayda sağlayacağı söylenebilir.
  • Article
    Translating Neologisms in Children’s Literature: Two Tales By Dr. Seuss- Did I Ever Tell You How Lucky You Are? And the Lorax
    (2025) Kümbül, Tuba; Akat, Bülent
    Children’s literature is a genre characterized by a playful language that abounds in neologisms in general and nonce words in particular. Nonce words constitute a subtype of neologisms - newly coined lexical units- that serve to enrich the lexicon. In children’s stories, words of this kind are widely used as a stylistic device to surprise and entertain the reader, as well as to help them better visualize the scenes and incidents being depicted. This article aims to explore the use of nonce words in children’s literature with special focus on the challenges involved in translating such words. Within this context, two tales written by Dr. Seuss, Did I Ever Tell You How Lucky You Are? and The Lorax, along with their Turkish translations, have been selected for the study. In the article, a number of nonce words taken from the two tales and their translations have been analyzed on the basis of Dirk Delabastita’s taxonomy of neologisms and B.J. Epstein’s strategies for translating nonce words (‘neologisms’ as she refers to them) in children’s literature. Analyzed within the framework of Delabastita’s categories of neologisms, most of the nonce words in the original text have been found to fall into the sub-category of coining, a particular technique designed to create a new lexical item in order to enrich the narrative and produce phonetic effects. Also, the findings demonstrated that in both tales the translator has mainly employed two strategies: (1) Adaptation; (2) Replacing a neologism with another neologism. In translation, these strategies have been intended to carry over to the target text the lexical effects created by the use of neologisms in the source text. Furthermore, these translation procedures have been endorsed by an effort to simulate the literary devices employed in the original tales -onomatopoeia, alliteration, and assonance in particular- each being a stylistic technique designed to produce playful sound effects.
  • Article
    Pera Palas'ta Gece Yarısı Dizisinde Geçen Deyimlerin İngilizce Dublajındaki Çevirileri Üzerine Teresa Tomaszkiewicz ve Nida & Taber'ın Görüşleri Işığında Bir İncelemesi
    (2024) Kümbül, Tuba; Akat, Bülent
    Esas olarak bu çalışma özellikle dil kapsamında yer alan öğeler olmak üzere kültürel unsurların analiziyle ilgilidir. Bu bağlamda Pera Palas'ta Gece Yarısı dizisinde geçen konuşmalardan seçilen deyimler, dizinin İngilizce dublajındaki çevirileriyle karşılaştırılmıştır. Bu makalede, Jan Pedersen’in terminolojisi benimsenmiştir. Pedersen, kültürel öğeleri \"Kültüre Bağlı Unsurlar\" olarak adlandırır ve bunları iki kategoride analiz eder: (1) Kültüre Bağlı Dil Dışı Unsurlar; (2) Kültüre Bağlı Dil İçi Unsurlar. Dizinin orijinalinde az sayıda kültüre bağlı dil dışı unsur bulunduğu için, çalışmada daha ziyade kültüre bağlı dil içi unsurların bir alt kategorisi olan deyimlere ve bunların çevirileri üzerine yapılan analizlere yer verilmiştir. Analiz edilmek üzere seçilen deyimler, Teresa Tomaszkiewicz tarafından ortaya atılmış olan, kültürel öğelerin tercümesine yönelik stratejilerin yer aldığı sınıflandırma ışığında incelenmiştir. Esasen alt yazı çevirisi için tasarlanmış olan bu stratejiler belli nedenlerle dublaj çevirisine uyarlanmıştır. Yapılan analizler, çevirmenin dizinin orijinalinde yer alan deyimleri tercüme ederken çoğunlukla genelleme ve eşdeğerlik stratejilerini kullandığını göstermiştir. Ayrıca, bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, Tomaszkiewicz'in genelleme ve eşdeğerlik stratejileri ile Nida ve Taber tarafından tanımlanan ve uyarlama adı verilen 3 stratejiden ikisi -\"deyimden deyime\" ve \"deyimden deyimsel olmayan ifadeye\" şeklinde tanımlanan teknikler- arasında belirgin bir benzerlik olduğuna işaret etmektedir.