Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15957
Browse
Recent Submissions
Doctoral Thesis İnce Ayarlanmış RAG Bileşenlerini Kullanarak Türkçe Veri Setleri için Yeni Bir Füzyon Yöntemi ile Yeniden Sıralama Konfigürasyonu(2025) Bıkmaz, Erdoğan; Arslan, SerdarBu çalışma, Türkçe için, özellikle de tıp alanında, Retrieval-Augmented Generation (RAG) sistemlerinin çok dilli yeteneklerindeki boşluğu ele almaktadır. Büyük Dil Modellerinin (LLM'ler) yükselişi ve yaygın uygulamalarıyla, halüsinasyonları azaltmak ve yanıt doğruluğunu artırmak için, harici bilgilere dayalı retrieval (geri çağırma) bileşenlerinin kullanımı kritik bir hale gelmiştir. Ancak, mevcut retrieval bileşenlerinin çoğu (embedding'ler ve reranker'lar dahil olmak üzere) ağırlıklı olarak İngilizce veri setleri üzerinde eğitilmiştir, bu da çok dilli ve alana özgü yetenekler açısından önemli bir sınırlamayı ortaya koymaktadır. Bu durumu ele almak için, bu çalışma kapsamında Türkçe tıbbi bir veri seti olan Pubmed-RAG-TR ve popüler bir Türkçe RAG veri seti olan WikiRAG-TR [36] kullanılarak retrieval bileşenleri ince ayar (fine-tuning) ile geliştirilmiştir. Ayrıca, LLM'ler için bağlam oluşturmayı iyileştirmek amacıyla yeni bir RRF (Reciprocal Rank Fusion) tabanlı reranker pipeline'ı geliştirilmiştir. Deneysel sonuçlar, retrieval bileşenlerinin alana özgü veri setleri üzerinde ince ayar yapılmasının, retrieval ve post-retrieval kalitesini önemli ölçüde artırdığını ve LLM yanıtlarının doğruluğunu iyileştirdiğini göstermiştir. Çalışma, alana özgü semantiğin retrieval ve reranking modellerine dahil edilmesinin, çok dilli bağlamlarda RAG sistemlerinin performansını önemli ölçüde artırabileceği sonucuna varmaktadır.Doctoral Thesis Senaryo Tabanlı Yöntemlerle OSINT Yazılım Mimarilerinin Tasarlanması, Analizi ve Değerlendirilmesi: QAW, ADD ve ATAM Yaklaşımı(2025) Yurtalan, Gökhan; Arslan, SerdarBu makalede, Açık Kaynak İstihbaratı (OSINT) sistemleri için özel olarak tasarlanmış, geniş hacimli ve dinamik açık kaynak verilerinin yönetiminden kaynaklanan performans, ölçeklenebilirlik ve güvenlik sorunlarını ele alan yenilikçi bir yazılım mimarisi önerilmektedir. Kalite Niteliği Atölyesi (QAW), Nitelik Odaklı Tasarım (ADD) ve Mimari Takas Analizi Metodu (ATAM) gibi sistem merkezli metodolojilerden yararlanarak, mimari sürücüler sistematik olarak belirlenmiş ve optimize edilmiş OSINT mimarisi içerisine entegre edilmiştir. Bu mimarinin en önemli yeniliği, yapılandırılmamış metin verilerinin etkili biçimde işlenmesi ve analiz edilmesi amacıyla Veri Analizi katmanına kurum içi Büyük Dil Modeli (LLM) entegrasyonu ve Geri Getirme Destekli Üretim (RAG) mimari modelinin kullanımıdır. Mimari, dağıtılmış çoklu süreç veri toplama sistemleri ile ölçeklenebilirliğe, dijital izleri minimize eden güçlü güvenlik protokollerine ve gelişmiş anlamsal bilgi geri getirme ve analiz yöntemlerine odaklanmaktadır. Çoklu iş parçacığı ve çoklu süreç ortamlarında yürütülen deneysel değerlendirmeler, önerilen sistemin üstün ölçeklenebilirlik, yüksek kullanılabilirlik ve hata toleransı sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, dağıtılmış işlem yapılarının sıkı erişim kontrolleri ve kurum içi veri analiz çözümleri ile birleştirilmesinin operasyonel performans ve güvenliği önemli ölçüde arttırdığı hipotezini doğrulamaktadır. Bu çalışma, OSINT mimarilerinin tasarım ve uygulamasına yönelik ayrıntılı kavramsal ve pratik bilgiler sunarak literatürde mevcut olan önemli boşlukları doldurmakta ve siber güvenlik, istihbarat operasyonları ve iş zekası sektörlerinde uygulanabilir kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.Doctoral Thesis Kamusal Mekân, Heterotopya ve Kolektif Bellek: Bir Mekânsal Dönüşüm Örneği Olarak Ulucanlar Cezaevi Müzesi(2025) Aktan, Arda İlayda Sağlam; Ürey, Zeynep Çiğdem Uysal; Çavdar, Rabia ÇiğdemBu tez, kamusal mekân, heterotopya ve kolektif bellek kavramlarını bir arada ele alarak aralarındaki mekânsal ilişkileri kuramsal bir çerçevede tartışmayı ve bu üç kavramın Ulucanlar Cezaevi'nin müzeye dönüşüm süreci üzerinden nasıl somutlaştığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel sorusu, bir heterotopyanın hangi gerekçeler ve hangi mekânsal müdahaleler ile hem bir kamusal mekân hem de başka türde bir heterotopya olan bir mekâna dönüştürüldüğü ve bu süreçte kolektif belleğin nasıl bir rol oynadığıdır. Bu bağlamda çalışma, mekânsal dönüşümlerin toplumsal kırılmaların sürekliliği içinde şekillendiği ve bu kırılmaların da heterotopyalar üzerinden daha okunabilir hâle geldiği savından hareket etmekte ve bu nedenle Ulucanlar Cezaevi'nin müzeye dönüşümünü, iktidar müdahaleleri, toplumsal bellek ve mekânsal yeniden üretimin kesiştiği örnek bir vaka olarak ele almaktadır. Gerçekleştirilen nitel durum çalışması kapsamında; arşiv belgeleri, gazete haberleri, mimari çizimler, fotoğraflar, sözlü tarih anlatıları, müze müdürüyle yapılan görüşme ve 25 katılımcıyla yürütülen atölye çalışmasından elde edilen veriler kapsamlı bir bağlamsal analizle değerlendirilmiştir. Bu verilerden hareketle Ulucanlar Cezaevi'nin dönüşümü sosyokültürel, siyasi ve fiziksel bağlamlarda incelenmiş; v mekânın farklı dönemlerde nasıl temsil edildiği ve nasıl yeniden üretildiği analiz edilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda ulaşılan bulgular, Ulucanlar'ın dönüşümünün yalnızca fiziksel bir müdahale değil, toplumsal travmaların, siyasal tercihlerin ve mekânsal düzenlemelerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir süreç olduğunu göstermektedir. Cezaevinin otantik izlerinin silinmesi, anlatının seçici biçimde yeniden kurulması ve müzenin politik bir temsil alanı olarak yapılandırılması, iktidarın hafızayı mekânsal pratikler aracılığıyla araçsallaştırdığını ortaya koymaktadır. Bu durum, heterotopyadan kamusal mekâna geçişin çoğu zaman kamusallaşma yaratmaktan ziyade yeni bir heterotopik düzlem ürettiğini göstermektedir. Sonuç olarak Ulucanlar Cezaevi örneği, mekânın toplumsal belleğin hem bir taşıyıcısı hem de üreticisi olduğunu ve heterotopya, kamusal mekân ve kolektif belleğin birbirini karşılıklı olarak şekillendiren dinamik kavramlar olarak var olduklarını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede tezin, bu üç kavramın birlikte ele alınmasına dayalı yaklaşımıyla mimarlık, sosyoloji ve hafıza çalışmaları disiplinlerine özgün bir katkı sunmakta olduğu öne sürülmektedir.Doctoral Thesis Toplumsal Koruma Pratikleriyle Kırsal Kültürel Peyzajlarda Kültürel Mirasın Korunması: Kapadokya Cemil Köyü Örneği(2025) Yeşilbağ, Damla; Ürey, Zeynep Çiğdem Uysal; Kahraman, Zerrin EzgiKültürel mirasın korunması disiplini, zaman içinde mirasın yalnızca fiziksel bütünlüğünü temel alan teknik bir uygulama alanı olmaktan çıkarak, miras ile ilişkili bireyleri ve toplumları merkezine alan sosyo-kültürel bir pratiğe dönüşmüştür. Bu dönüşüm, eleştirel miras çalışmalarıyla birlikte mirasın fiziksel niteliklerin yanı sıra, kültürel süreklilik, toplumsal bağlar ve gündelik yaşam pratikleri üzerinden yeniden üretildiği görüşünü güçlendirmiştir. Buna karşın Türkiye'de mevcut yasal ve kurumsal çerçeve, toplum odaklı bu yaklaşımları uygulamada büyük ölçüde sınırlı kalmaktadır. Kültürel miras alanlarına karşı toplumun yer ile kurduğu bağlar ve bu bağların şekillendirdiği ilişkiler temel alınarak geliştirilecek yaklaşımlar, insan ve toplumu odağına alan yeni bir koruma perspektifinin oluşturulması açısından önem taşımaktadır. Kırsal kültürel peyzajlar, toplumların doğal ve yapılı çevre ile kurdukları özgün ilişkileri sürdürdükleri ve gündelik yaşam pratiklerini bu çerçevede şekillendirdikleri yerleşimler olarak, bu nitelikte bir araştırma için önemli bir potansiyel sunmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışma, koruma amaçlı imar planı, kapsamlı restorasyon ve/veya sokak sağlıklaştırma projeleri gibi resmi koruma uygulamarının olmadığı kırsal kültürel peyzajlarda toplumların miras bileşenlerinin varlığını nasıl sürdürdüğünü incelemeyi amaçlamaktadır. Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde bulunan Cemil Köyünde yürütülen araştırma, toplumsal koruma pratiklerini; toplumun mirasla kurduğu ilişkiler, bu ilişkilerin ortaya çıkardığı koruma motivasyonları ve köyün geleneksel dokusu üzerinden ele almaktadır. Araştırma, kültürel mirasın korunması ve kırsal kültürel peyzaj kuramlarının yanı sıra, yer bağlılığı (place attachment) literatürünü kuramsal çerçeve olarak benimseyerek, toplum-miras ilişkilerinin koruma pratikleri üzerindeki belirleyici rolünü bireysel, toplumsal ve mekânsal boyutlarda ortaya koymaktadır. Alan çalışması kapsamında yürütülen mekânsal analizler ve derinlemesine mülakatlar, köyde koruma pratiklerinin beş temel motivasyon doğrultusunda şekillendiğini göstermiştir: tarihî ve kültürel sembollerin korunması, doğal çevreyle kurulan bağ, geleneksel yapıların yapısal nitelikleri, tarımsal faaliyetlerin sürekliliği ve toplumsal ilişkilerin devamlılığı. Resmi müdahaleler olmaksızın kültürel mirasın sürdürülmesini mümkün kılan yerel pratikler, bu motivasyonların yer bağlılığının farklı boyutları (bireysel, toplumsal ve mekânsal) ile geleneksel yapılara yönelik müdahale biçimlerinin birlikte değerlendirilmesiyle belirlenmiştir. Bulgular, Cemil Köyünde toplumsal koruma pratiklerinin, düzenli bakım ve yerel tekniklerin sürekliliğini sağlayan uygulamalardan, imkân yetersizlikleri ve zayıf yer bağları nedeniyle zayıf uygulamalara uzanan bir çeşitliliğe sahiptir. Bu çeşitlilik, oruma pratiklerinin toplumsal düzeyde çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Cemil Köyü örneği, kırsal kültürel peyzajlarda kültürel mirasın, resmi koruma uygulamalarının yokluğunda, toplumun yer ile kurduğu çok boyutlu bağlar aracılığıyla sürdürüldüğünü göstermektedir. Bu bulgular, kültürel mirasın korunmasına yönelik toplum odaklı eleştirel yaklaşımlara kuramsal ve yöntemsel katkılar sunmakta ve Türkiye'de kırsal miras alanlarına yönelik toplum odaklı politikaların geliştirilmesi için özgün bir zemin sağlamaktadır.Doctoral Thesis İç Mimarlık Eğitim Programlarının Pratiğe Etkisi: Türkiye Örneği(2025) Kemer, Tuğçe; Gökhan, Çiğdem BerdiHızla gelişen dijitalleşme ve teknolojinin etkisi ve yapay zekadaki büyük gelişmeler, iç mimarlık mesleği de dahil olmak üzere mesleklerin tanımı ve özellikleri de değişmektedir. Bu durum, iç mekan tasarlamayı temel alan iç mimarlık eğitimini de etkilemektedir. Çalışma kapsamında, mesleğin günümüzdeki eğitim sisteminin, gelecekteki dijital sistemlere nasıl entegre olması gerekliliğine yönelik cevaplar aranmaktadır. Yani günümüzde Türkiye'de uygulanan eğitim sisteminin ana strüktürüne nasıl bir eklenti ve nasıl bir değişim gelebilir sorusuna yanıt arayan bir durum tespiti üzerne çalışılmaktadır. Bu sayede bu çalışma, ileride yapılacak benzer içerikli akademik çalışmalara ve iç mimarlık lisans eğitimine yönelik değişimlere yol gösterici nitelikltedir. Bu çalışma çerçevesinde iç mimarlık mesleğine yönelik lisans eğitimi sürecinde uygulanan ve dijital ortamda mekan tasarımı kapsamındaki derslerin geleceğe yönelik gereksinimiyle ilgili kapsamlı bir araştırma yürütülmüştür. Bu bağlamda ana çalışma kapsamında uygulanan üç farklı saha çalışmasının yanısıra, AI, VR, AR, MR ve XR teknolojileri, metaverse ve çevrimiçi eğitim sistemleri, ERP programları, parametrik tasarım programları ve dijital serbest çizim programları da ana konuyu desteklemek amacıyla araştırmanın bünyesinde literatürel araştırma boyutunda ele alınmaktadır. İlgili çalışmalarla birlikte, iç mimarlık eğitiminin teknoloji ve dijitalleşme ile olan durumunu anlamak için iç mimarlık eğitiminin akreditasyon standartları ve genel ders grupları da analiz edilerek araştırılmıştır. Bu araştırma, iç mimarlık eğitiminin teknolojik ve dijital ilerlemeye uyması gerektiği bağlamındaki araştırma sorularına yön vermektedir. Bu araştırma sorularına ilişkin hipotezler de belirtilmektedir. Hipotezleri kanıtlamak amacıyla bu çalışmanın kapsamına girecek şekilde Ankara, Türkiye'de biri anket ve diğer ikisi kısa görüşme biçimindeki saha çalışmalarına yer verilmiştir. QFD yöntemiye gerçekleştirilen bu çalışmalarda, toplam 467 iç mimarlık bölümü öğrencisi, öğretim üyeleri ve iç mimarlığın farklı sektörlerinden profesyonel kişilerle olmak üzere toplamda üç farklı grup üzerinden araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmaların sonucunda, araştırma soruları da dahil olmak üzere hipotezlerin çoğu doğrulanmaktadır. Bu durumda, iç mimarlık eğitiminde teknolojik ve dijital gelişmeler arasındaki boşluğu kapatabilmek için sürdürülebilir ve etkileşimli müfredat tasarımının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: İç mimarlık eğitimi, dijital tasarım, yapay zeka, inovasyon, dijital çizim programları.Doctoral Thesis Bilyalı Rulmanların Superfiniş İşlemesinin Modellenmesi(2025) Aslanbaş, İrem Gül; Akar, SametBilyalı rulman üretimi dövme, tornalama, ısıl işlem, taşlama ve süperfinisaj (SF) işlemlerini içerir. En kritik adım olan süperfinisaj, yüzey pürüzlülüğünü, yük kapasitesini, yorulma direncini, form doğruluğunu, gürültü seviyesini ve aşınma direncini önemli ölçüde etkiler. Ayrıca yağlama tutunmasını artıran mikro dokular oluşturur. İşlem, hidrolik basınç ve pnömatik basınçla tahrik edilen ve kesme sıvısı olarak yağ kullanan salınımlı aşındırıcı bir taş ile dönen bir iş parçası arasında karmaşık bir etkileşimi içerir. İş parçası izlerini önlemek ve talaş kaldırma verimliliğini korumak için uygun aşındırıcı temizlik çok önemlidir. Gürültü seviyesi, rulmanları sınıflandırmak için önemlidir ve sınıflandırılmamış rulmanlar hurdaya çıkar. Yüksek hassasiyetli rulmanların üretimi daha az gürültü ve titreşim seviyesine ihtiyaç duyar. Gürültü seviyesi ile işlemi uzlaştırmak önemli hale gelmiştir. SF işleminin özelliklerini öğrenmek için önce deneysel bir tasarım oluşturuldu. Deney Tasarımı (DOE) yöntemi kullanılarak, süperfinishing (SF) prosedürünün aşınma ve yüzey topografisini nasıl etkilediğini incelemek için kapsamlı bir araştırma yürütüldü. Daha doğru bir yüzey kalitesi elde etmek için ideal işlem parametrelerini belirlemek amacıyla 405 deneysel gözlem yapıldı. Önemli aşınma parametrelerini değerlendirmek için hem aşındırıcı hem de aşınmış yüzeylerin optik ölçümleri dahil olmak üzere bulgular üzerinde çeşitli analizler yapıldı. Yüzey özelliklerinin gürültüyü nasıl etkilediğini daha iyi incelemek için makine öğrenimi algoritmaları kullanıldı. Gürültü seviyeleri ile işlem parametreleri vii arasındaki ilişki regresyon analizi kullanılarak araştırıldı. SF işlem parametrelerine dayalı gürültü seviyelerini tahmin etmek için hem sayısal hem de kategorik verileri işlemek için derin öğrenme algoritmaları kullanıldı. Bu strateji, işleme giderlerini ve gürültülü hurdayı düşürürken doğru ürün çıktılarını sağlamayı amaçladı. Ayrıca, çalışma makine öğrenme araçları kullanılarak, işlem parametrelerinin yatakların gürültü seviyesini belirleyen yüzey özellikleri Ra ve Rz üzerinde bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Sonucun hurda olmasının etkisi şu şekildedir: 1. Öncelikli taş basıncı 2. Öncelikli salınım hızı 3. Öncelikli iş parçası rpm'si. Ra endüstriyel uygulamalarda daha fazla kullanılmasına rağmen, Rz gürültüyü azaltmada Ra'dan daha etkilidir. Üretim sırasında yüzey pürüzlülüğünden kaynaklanan gürültüyü azaltmaya çalışırken Rz parametresinin işlem değerlerinin incelenmesi gerekir. İşlem boyunca iyi değerler ve hassas bir yüzey elde etmek için hem aşındırıcı hem de aşınmış yüzey kullanılarak aşınma incelenirken SiC aşındırıcı kullanılmalıdır. WA aşındırıcı, işlemin başlangıcında agresif bir yapı gösterir. FA ve SiC aşındırıcı daha kararlı sonuçlar verir. Bu nedenle, bu bilgi esastır ve işlem ve ürün iyileştirme çalışmalarında kullanılmalıdır.Doctoral Thesis Çocuklarla Birlikte Tasarlama: Öz Belirleme Teorisi Bağlamında Oyun Alanı Tasarımında Özerklik, Yeterlilik ve İlişkililiğin İncelenmesi(2025) Sağocak, Güniz; Demirbaş, Güler UfukBu tez, Öz Belirleme Teorisi'nin (SDT) oyun alanı tasarımına nasıl entegre edilebileceğini ve mekansal ve katılımcı tasarım stratejileri aracılığıyla çocukların özerklik, yetkinlik ve ilişkili olma gibi psikolojik ihtiyaçlarını nasıl destekleyebileceğini araştırmaktadır. Çağdaş oyun teorileri, olanaklar (affordans) teorisi ve gelişim psikolojisi çerçevesinde, bu çalışma 11-13 yaş arası çocukların oyun alanlarını nasıl algıladıklarını ve değerlendirdiklerini araştırmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ve fotoğraf ile uyarılma teknikleri kullanılarak yapılan nitel araştırmada, belirli tasarım özelliklerinin psikolojik ihtiyaçları nasıl desteklediğini veya engellediğini incelemek için tematik analiz kullanılmıştır. Bulgular, SDT'nin üç temel ihtiyacına göre, esnek seçim, zorlayıcı ekipman, akran etkileşimi ve hayal özgürlüğü alt temaları altında düzenlenmiştir. Temalar arasında sentez yapılarak, uygulanabilir tasarım ilkeleri geliştirilmiştir. Araştırma, çocukların oynamaya motive eden unsurları net bir şekilde anladıklarını ve görüşlerinin oyun alanı tasarımını anlamlı bir şekilde zenginleştirebileceğini göstermektedir. Tez, gelişimsel ihtiyaçları, yaratıcılığı ve sosyal bağları destekleyen motivasyonel oyun alanları için çocuk merkezli bir tasarım çerçevesi sunarak iç mimarlık, çevre psikolojisi ve katılımcı tasarım alanlarına katkıda bulunmaktadır.Doctoral Thesis İç Mekanlarda Koku Uyaranlarının Estetik Memnuniyet Değerlendirmesi Üzerindeki Etkisinin Araştırılması(2024) Söğüt, Zeyca Örer; Demirbaş, Güler Ufukİç mekan ve estetik memnuniyet arasındaki ilişkiye dair güncel araştırmalar ağırlıklı olarak görsel duyu etrafında yoğunlaşmaktadır. Görsel duyunun önemi inkar edilemez ancak ikincil duyuların iç mekan estetik değerlendirmeleri üzerindeki etkisinin araştırılması bu konuyla ilgili literatürdeki boşluğu dolduracaktır. Bu çalışma, özellikle literatürdeki mevcut sınırlamalar nedeniyle az araştırılan koku duyusunun estetik memnuniyet üzerindeki etkisini ele almaktadır. Temel amaç, özellikle hoş ortam kokusu yoluyla koku alma duyusunun daha fazla tetiklenmesinin iç mekanlarda estetik memnuniyetin değerlendirilmesini etkileyip etkilemediğini araştırmaktır. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada amaç tasarımda estetik memnuniyet (APID) ölçeğini Türkçeye çevirmek ve Türk literatüre kazandırılması sağlamaktır. APID ölçeği, ana dilli İngilizce olan 61 katılımcı ve ana dili Türkçe olan 98 katılımcı ile kültürel uygunluk gözetilerek, güvenirlik ve geçerlilik testleri uygulanarak Türkçeye çevrilmiştir. Sonuçlar, tercüme edilen ölçeğin Türk katılımcılar üzerinde uygulanabilirliğinin güvenilir olduğunu göstermiştir. İkinci aşamada, katılımcıların olumlu koku uyaranları olan ve olmayan iç mekanlarda estetik memnuniyetlerini değerlendirmek ve kokunun memnuniyet üzerindeki etkilerini araştırmak için Türkçeye çevrilmiş olan APID ölçeği kullanılır (Katılımcı Sayısı = 81). Katılımcılar koku uyaranlarının etkisini gerçek bir iç mekanda bulunarak ve ayrıca iç mekan fotoğraflarını inceleyerek değerlendirmişlerdir. Çalışmanın sonuçları iki önemli bulguya işaret etmektedir. Birincisi, gerçek iç mekanlarda olumlu bir ortam kokusu mevcut olduğunda insanlar iç mekanı daha çekici bulma eğilimindedir. İkincisi, çevredeki ortama hoş kokular dahil edilmesi, iç mekan fotoğraflarının algılanan orijinalliğini arttırabilmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, koku alma duyusunun estetik deneyimleri şekillendirmede sıklıkla gözden kaçırılan rolüne ışık tutarak, gelişen iç mimarlık alanına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bulgular, tasarım uygulamalarında çoklu duyusal unsurları dikkate almanın önemini vurgular ve yalnızca görsel duyuyu değil aynı zamanda koku alma duyusunu da tetikleyen iç mekanlar yaratmaya yönelik daha fazla araştırmayı teşvik eder niteliktedir. Bu araştırma, işlevsel ve çok duyulu iç mekan tasarımına öncelik veren daha bütüncül bir iç mimari yaklaşımı için temel oluşturarak gelecek çalışmalara öncülük etmektedir.Doctoral Thesis The Effects of Omnichannel Servis Convenience on Customer Satisfaction in Supermarket Chain Retailing(2024) Gökoğlu, Saadet; Ergin, Elif AkagünPerakendeciler yüksek rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmek için değişen ve farklılaşan tüketici ihtiyaçlarına ayak uydurmak amacıyla bütünleşik kanal stratejisini uygulamaktadır. Hem akademisyenler hem de uygulayıcılar için güncel ve önemli bir konu haline gelen bu kanal yönetimi uygulaması, teknolojik gelişmelerle birlikte her adımında yeniliklere açık bir mecra olmaya devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, zincir market perakendeciliğinde bütünleşik kanal hizmet kolaylığının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada karma model uygulanmıştır. Çalışmanın nitel analiz bölümünde sektör profesyonellerinin uzman görüşleri ve deneyimleri araştırılmış, MAXQDA 2018 kullanılarak elde edilen veriler analiz edilmiştir. Sonuçlarda bütünleşik kanal stratejilerinde başlıca unsurların müşteri memnuniyeti, hizmet kalitesi, stok yönetimi, kalifiye iş gücü, teknolojik yatırımlar ve yenilik olduğu görülmüştür. Nicel bölümde ise yargısal örneklem ile seçilmiş toplamda 771 tüketiciye anket uygulanmıştır. Anketler Seiders vd. (2007), Hussain ve Ali (2015) in çalışmalarından alınan ölçekler ile oluşturulmuştur. Bulgular SPSS 25.0 ve LISREL 8.7 programları ile analiz ediliştir. Analizlerin sonucunda hem mağaza içi hem de online alıverişte hizmet kolaylığının müşteri memnuniyeti ve satın alma niyetini pozitif etkilediği ortaya çıkmıştır.Doctoral Thesis The Relationship of Social Media Messages With Stock Returns and Volatility(2024) Dilik, Mustafa Bora; Solakoğlu, Mehmet Nihat; Doğanay, Mehmet MeteBu çalışmanın amacı sosyal medyada iletilen mesajların hisse senedi getirilerine ve oynaklığına olan etkilerini araştırmaktır. Bu doğrultuda BIST30 ve Alt Pazar segmentinde yer alan şirketler kapsam dahiline alınmıştır. Türkiye'de faaliyet gösteren lisans sahibi aracı kurumların resmi Twitter hesapları ve araştırma periyodu içinde sosyal medyadan kapsam dahilindeki şirketler ile ilgili en fazla mesaj iletilen ve en fazla takipçi sayılarına sahip özel kişilere ait Twitter hesapları mesaj kaynağı olarak tercih edilmiştir. Resmi hesaplar, kurumsal haber kaynakları diğer hesaplar ise kurumsal olmayan haber kaynakları olarak ayrıştırılmıştır. Elde edilen mesajların duygu analizi yapılarak, duygu polarizasyonuna göre gelen haberlerin hisse senedi getiri ve oynaklığına olan etkisi GARCH modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Kurumsal ve kurumsal olmayan haber kaynaklarınca iletilen mesajların duygu durumlarının veri analizi gerçekleştirilmiş ve bu sayede haber kaynağı ayrışmasına bağlı olan farklılıklar tespit edilmiştir. GARCH modeli çerçevesinde, ilgili şirketlere dair gelen haberler neticesinde getiri ve oynaklığın etkilendiği tespit edilmiştir. Kurumsal yatırımcıların, kurumsal hesaplardan iletilen haberler ile ilgilendiği, kurumsal olmayan yatırımcıların ise kurumsal ve daha fazla kurumsal olmayan hesaplardan iletilen haberler ile ilgilendiği varsayımı doğrultusunda; iki farklı yatırımcı tipi açısından yatırımcı davranışlarının ayrışması ve davranışsal finans kapsamında bu ayrışmanın açıklanması hususunda bulgular elde edilmiştir. Bu çalışma, sosyal medya haberlerinin hisse senetlerine olan etkisi incelenirken, kurumsal ve kurumsal olmayan kaynaklardan iletilen haberlerin etkilerinin farklı olup olmadığına dair literatüre katkı sunmaktadır. Bu doğrultuda sosyal medya verilerinin edinimi ve haber kaynaklarının ayrıştırılması noktasında verimli bir yöntem önerilmektedir. Bu araştırma çalışmasının, sosyal medya sentiment fonlarının oluşmasına ve gelişmesine fayda sağlayabilecek bir ampirik araştırma çalışması olduğu düşünülmektedir.Doctoral Thesis Analysing Tax Amnesties Within the Framework of Institutionsl Logic(2024) Avşaroğlu, Güliz Lerzan; Şener, İrgeOsmanlı İmparatorluğunun mirası devletçi yapı, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş aşamasında yerini bulmuş, Osmanlıdan gelen kanunları uygularken günün şartlarına uygun olarak değiştirilmiş veya yenilenmiştir. Vergi kanunları, ekonomik koşullar ve siyasi yapıya göre yenilenirken yıllar içerisinde mükelleflerin karşılaştıkları zorlukların aşılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede çalışmanın amacı, kurumsal mantık ışığında vergi aflarını yürürlüğe sokan Devletin bu kararları kurumsal rasyonalizm veya popülizm nedeni ile mi verdiğinin, dolayısıyla devletin kurumsal mantık değişiminin hangi nedenden dolayı olduğunun tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyetinin 100 yıllık süre içerisinde, 40 vergi affının kanunlaşması sırasında iktidar partisi milletvekilleri tarafından söylenen ifadelerin yer aldığı meclis tutanakları, hükümetlerin vergi aflarına ilişkin popülist söylemlerinin belirlenmesi için içerik analizine tabi tutulmuş; aynı zamanda dönemlere ait olan kurumsal mantık kavramları kurumsal rasyonalizm açısından irdelenirken ilgili dönem mantıklarının ne olması gerektiği, iktidar partilerinin ekonomik anlamda nasıl hareket ettiği, dönemin adını alan ekonomik uygulamaların gerçekteki kavramla örtüşüp örtüşmediği eş zamanlı olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Cumhuriyetin ilk yıllarında vergi aflarının çıkarılmasına ilişkin mantığın devletçi mantık ile örtüştüğü ve kurumsal rasyonalizm görüldüğü; liberal ve piyasa mantığının hâkim olduğu dönemlerde vergi aflarının ilgili dönemin mantığını taşıyan popülist politikalar doğrultusunda çıkartıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu dönemleri takip eden dördüncü dönem mükellef odaklı piyasa mantığı olarak tanımlanmış, bu dönemde bir taraftan kurumsal rasyonelitenin etkisi diğer taraftan popülist söylemlerin mevcut olduğu tespit edilmiş, bu nedenle 'rasyonel popülizm' olarak tanımlanan hibrit bir kurumsal mantığın mevcut olduğu önerilmiştir. 2002 yılından sonraki dönemde rasyonel popülizm etkisiyle hem toplumun her kesiminin taleplerinin büyük ölçüde karşılandığı hem de ekonomi politikalarının gerekliliği olan prosedürlere uyulduğunu yansıtan ifadelerin olduğu tespit edilmiştir.Doctoral Thesis Gauss Hüzmesinin İletken Yarım Düzlemden Kırınımının Analizi(2024) Çatmakaş, Ömer Kemal; Jarad, FahdIşın huzmesinin iletken bir yarım düzlem tarafından kırılması elektromanyetikte, bir elektromanyetik radyasyon ışınının iletken bir yüzeyle karşılaştığında ortaya çıkan bir fenomendir. Yüzey ışını kırar ve sonuçta ortaya çıkan alan dağılımı komplekstir. İletken yarım düzlem tarafından ışın kırılması probleminin uzun bir geçmişi vardır ve Sommerfeld'in 20. yüzyılın başlarında yaptığı çalışmalara dayanmaktadır. Sommerfeld, problemin temel bir çözümünü geliştirdi ve bu çözüm günümüzde hala kullanılmaktadır. Son yıllarda, ışın kırılması problemine ilgi artmıştır, çünkü bu problemin antenlerin tasarımı, radar sistemleri ve optik sistemler gibi çeşitli alanlarda uygulamaları vardır. Bu tez, iletken bir yarım düzlem tarafından bir Gauss ışınının saçılması ve kırılması üzerine çalışmaktadır. Gauss ışını oluşturmak için karmaşık nokta kaynağı yöntemi kullanılır. Geometrik optik ve kırılmış alanlara yönelik değerlendirmeler, uzak alan yaklaşımı kullanılarak yapılır. Elde edilen kırılmış ve saçılmış alanlar MATLAB yardımıyla sayısal olarak çizdirilmiş ve incelenmiştir.Doctoral Thesis Exploring an optimal selection method of photovoltaic systems for university campuses(2022) Bara, Marıam MohamedElektrik enerjisi üretimi için fosil yakıtların yakılmasıyla ilgili sürekli artan çevresel sorunlar var. Ayrıca, kabul edilebilir maliyetlerde mevcutturlar. Bu gerçekler, güneş, rüzgar, hidro, jeotermal, biyokütle, okyanus enerjileri ve diğerlerinin alternatif kaynaklar olarak düşünüldüğü ve incelendiği bu tür enerjinin kirletici olmayan, yenilenebilir birincil kaynaklarının giderek daha fazla araştırılmasına yol açmıştır. Üniversite kampüslerinde ve eğitim kurumlarında ihtiyaç duyulan elektrik enerjisi, bu tür kurumların sayısı ve elektrik enerjisi ihtiyaçları arttıkça sürekli artmaktadır. Ağırlıklı olarak mahal ve su ısıtma, havalandırma, iklimlendirme, aydınlatma ve diğer bazı küçük tesis yüklerinden oluşan elektrik yüklerinin doğası, şantiye faaliyetlerinden sonra gündüz saatlerinde en ağır ve gece en düşük olmak üzere hemen hemen aynıdır. Çeşitli yenilenebilir enerji kaynakları arasında, fotovoltaik doğrudan güneş radyasyonunun elektrik enerjisine dönüştürülmesinin çeşitli durumlarda en uygun olduğu kanıtlanmıştır. PV sistemleri son yıllarda geliştirilmiş, verimliliklerini artırıp maliyetlerini düşürerek fizibilitelerini artırmıştır. Dünya çapında çeşitli kampüsler, sürdürülebilir enerji kaynağı, sıfır enerji uygulaması veya yeşil binalar olarak bilinen elektrik enerjisi yüklerinin tamamını veya en azından bir kısmını üretmek için bu teknolojileri tanıttı. Bazı üniversite yarışmaları bu konuyu bu yarışma maddelerinden biri olarak benimsemiştir. PV sistemlerinin farklı türleri, çeşitleri ve üreticileri vardır, bu nedenle ihtiyaçlarına en uygun olanı seçmek mümkündür. Optimum bir seçim için seçim süreci dikkatlice düşünülmelidir. Bu mevcut çalışma, üniversite kampüsleri için PV sistemlerinin uygulamasını gözden geçirmektedir ve sonuç olarak, binaya entegre fotovoltaiklerin (BIPV), özellikle kentsel alanlarda giderek daha fazla bina tasarlanıp inşa edildiğinden, binanın elektrik güç kaynağı için yeterli bir teknoloji olduğu sonucuna varılmıştır. Konvansiyonel şebekelerle beslenen binalara göre birçok avantajı vardır. Üniversite kampüs binaları için teknik, ekonomik, mimari, çevresel, sosyal ve yasal yönler dikkate alınarak optimum PV sisteminin seçilmesi için bir yöntem geliştirilmiştir. Bu modelin mevcut sistemler arasında en düşük maliyetle maksimum enerji verimini vermesi beklenmektedir. Yöntem daha sonra bir vaka çalışmasında gösterilir. Bu, Ankara, Türkiye'deki tipik bir üniversite kampüsünde yapıldı ve özellikle enerji tasarrufu yolları ve araçları uygulandığında önemli ölçüde ekonomik tasarruf sağlayan bu tür uygulamalarda PV sistemlerinin kullanımını daha da teşvik eden makul sonuçlar verdi. Burada ele alınan örnek vaka incelemesinde yıllık enerji verimi 22.059 MWH idi. Bunun 17.905 MWH'si cepheye monte edilen PV sisteminden, 4.154 MWH'si çatı üstü konumlandırma sisteminden elde edildi. Birim enerji maliyeti Kwh başına 8,47 Euro idi.Doctoral Thesis Numerical and experimental investigation of effects of porous layer on cooling of electronic components(2023) Koçak, EyüpBu tezde, gözenekli ortamla kaplı elektronik bir bileşen üzerindeki ısı transferi ve akış karakteristikleri deneysel ve sayısal olarak araştırılmıştır. Bu amaçla, bir deney düzeneği geliştirilmiş ve kurulmuş ayrıca OpenFOAM platformu kullanılarak bilgisayar programı geliştirilmiştir. Elektronik bileşen, pirinçten yapılmış bir ısı dağıtan blok modeli olarak modellenmiştir. Isıtılmış blok, gerçek bir grafik işlemci birimi (GPU) ile aynı boyutlarda üretilmiştir. Bloğun üst yüzeyi alüminyumdan yapılmış bir gözenekli malzeme ile kaplanmıştır. Bloktan ısı transferini farklı akış koşullarında incelemek için, blok dikdörtgen bir kanala yerleştirilmiştir. Elektronik bileşenlerin soğutmasında gözenekli tabakanın rolünü karşılaştırmak için, gözenekli tabaka olmadan hem deneysel hem de sayısal çalışmalar yapılmıştır. Problemin üç boyutlu, türbülanslı ve zamandan bağımsız olduğu kabul edilmiştir. Deneysel çalışmalarda, ısıtılmış bloktaki sıcaklık dağılımı, gözenekli tabaka kaplanmayan ve kaplanan bloklar için farklı Reynolds sayıları (20000Doctoral Thesis Physical expression of social organization and societal structuring in mosque architecture: Evaluation of contemporary mosques in Ankara, Turkey(2023) Mertyürek, SerkanBu tez Türkiye'nin başkenti Ankara'da üç farklı modern cami incelemektedir. Özellikle, Türkiye'de cami envanterinin önemli bir bölümünü oluşturan "Osmanlı" tipi camilerden farklı, yenilikçi ve özgün cami örneklerini araştırmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu sonrası Cumhuriyet dönemi, cami mimarisinde "modern" ve "geleneksel" örnekler üzerinden süregiden bir tartışma ve rekabete tanıklık etmiştir. Aslında bu problem farklı yönleriyle ele alınmış olsa da, akademide genellikle camilerin "modern" veya "geleneksel" olarak sınıflandırılması üzerinden tartışılmıştır. Oysa, bu sınıflandırma cami mimarisinde geleneğin repertuvarını oluşturan camilerin farklı fiziksel özelliklerini temel almalıdır. Bu çalışmada camiler kütle ve cephe tasarımları, mekansal organizasyon, iç mekan formları, mimari program, malzeme seçimi ve bezeme, süsleme detayları olmak üzere camilerin fiziksel özelliklerine göre altı gruba ayrılmış, 18 farklı faktöre göre değerlendirilmiştir. Tez bir taraftan cami mimarsinde "modern" ve "geleneksel" temsil biçimleri tartışmasına katkı koymak ve bu tartışmada "gelenek", "geleneksel" ve "modern" kavramlarının ayırt edilmesi ve anlaşılması konusundaki bulanıklığı gidermeyi amaçlamaktadır. Diğer taraftan, "modern" camilerin somut analitik bir çerçeve içinde fark edilmesi yanında, tezin çekirdeği "Osmanlı" tipi camilerin önünde uygulanmış "modern" camilerin arkasındaki aktörleri, koşulları ve mekanizmaları bulmayı amaçlamaktadır. Bu tez kümülatifte sosyal organizasyon ve toplumsal yapı olarak sınıflandırabileceğimiz sosyal ilişki ağları, hiyerarşiler ve farklı toplumsal rolleri yansıtan kadim cami mimarisini incelemektedir. Cami ve inanç yapılarının ortaya çıkmasında etkin olan sosyal organizasyon ve toplumsal yapının aktörleri kullanıcı-talep eden tarafında cemaatler ve geliştiren-arz eden tarafında da cami yaptırma dernek ve yönetimleri, mimarlar, diyanet konusunda yetkili kamu görevlileri ve yapıcı ustalar olarak belirlenmiştir. Bu çizgide, "modern" camilerin ortaya çıkmasının gerisindeki sosyal organizasyon ve toplumsal yapıyı anlamak için seçilmiş camilerin inşa edilmesinde karar alma, fon yaratma, tasarım ve planlama ve inşa etme süreçlerinde yer almış aktörlerle görüşülmüştür. Araştırma sonuçları yenilikçi formlardaki cami ve inanç yapılarının ortaya çıkmasına katkı sağlayan en önemli etkenin yapıların mimarları olduğunu ve çalışmada örnek olarak seçilen "modern" camilerin düzenli kullanıcılarına -cemaat mensupları ve imamlar- danışılarak inşa edilemeyeceklerini açık etmiştir. Sonuçlar aynı zamanda yenilikçi, özgün cami ve inanç yapıları inşa etme konusunda kararlı olan mimarların işverenlerini ikna edebilecekleri fikrini taşımaktadır. Çalışmanın örnek camilerinde işverenler başarı öyküsü olan, kariyer sahibi ve eğitimli kimselerdir. Ampirik çalışma toplumun dindar olmayan kesimlerinin de cami ve inanç yapıları inşa edilmesi süreçlerinde sayılıp, yer alabilecekleri ve bazı durumlarda süreçlere katılarak, katma değer sağlayabilecekleriyle ilgili ipuçları vermektedir.Doctoral Thesis Vernaküler mimarinin yer ve tektonik kavramları üzerinden okunması: Doğu Karadeniz bölgesi yapılı kırsal çevresi örneği(2023) Akbaş, GamzeBu tez, yapılı kırsal çevrede vernaküler mimariyi "yer" ve tektonik kavramları üzerinden birlikte ele alan yeni bir "okuma" denemesi ile bunun kavramsal çerçevesini önermektedir. Kuramsal çerçeveyi; kırsalda yerel topluluğun yaşadığı ortama uyumunun tezahürü olan vernaküler mimari ile "yer" ve tektonik kavramları üzerine yapılan çalışmaların değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Vernaküler mimari ile insan arasındaki etkileşimi vurgulamak için "yer" kavramına, teknik ile el işçiliğinin önemini tartışmak için "tektonik" kavramına yoğunlaşılmaktadır. Kavramsal çerçevede; vernaküler mimarinin "yer" ve tektonik kavramlarıyla olan bağını sorgulamak amacıyla "tektonik bütünlük" kavramı önerilmektedir. Bu bağlamda, vernaküler yapılar için en elverişli alanın belirlendiği "yer" seçimi birinci kriter, bu yapıların zeminle temasındaki ilişki tarzlarını ve düzeylerini inceleyen "yere müdahale biçimi" ikinci kriter, yapım tekniklerini ve tasarımı ilkelerini gözlemleyen örüntü dili üçüncü kriter olarak belirlenmiştir. Bu kriterlerin test edilebilmesinde Doğu Karadeniz Bölgesi yapılı kırsal çevresi çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Doğal çevreyi oturulabilir ve ulaşılabilir kılan "teras" ve "köprü" ile birlikte gıdaları depolamak için ekonomik açıdan fayda sağlayan "serender"; "yer"e özgü vernaküler çözümler ile "tektonik bütünlük" açısından sundukları çeşitlilik nedeniyle tez kapsamında yapılı kırsal çevre bileşeni olarak seçilmiştir. "Yer" ve tektonik arasında yerel bilgiye görev kurulan bağı değerlendirmek için bilgi kaynağı olarak yerel yapı ustalarına başvurulmuştur. Yazılı verilerin kısıtlı olduğu vernaküler mimaride, bilgilere ve kaynak kişilere ulaşabilmek amacıyla da sözlü tarih bir yöntem olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, tezde, kaybolmaya yüz tutmuş vernaküler mimari yapı stoğu ile bunu oluşturan deneyim ve bilginin sürdürülebilmesinin özellikle de antroposen çağında daha da önem kazandığı vurgulanmakta; burada önerilen "tektonik bütünlük" kriterleri dikkate alındığında günümüzde dahi "yer" ile uyumlu "vernaküler mimariyi" üretebilmenin ve çevresel sorunlara karşı direnebilmenin mümkün olduğuna dikkat çekilmek istenmektedir.Doctoral Thesis İhmali suçlar bağlamında hekimin cezai sorumluluğu(2023) Keçeligil, Hasan TahsinBu tez, esas itibariyle, ihmali suçlar bağlamında tabiplerin ceza sorumluluğuna ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve suçta ve cezada kanunilik ilkesine anayasal ve daha geniş biçimde de yasal bir ilke olarak yer verir. Türk ceza hukuku öğretisinde, suçların esas itibariyle icrai olarak işlenebileceği, bazı suçların ise ihmali olarak işlenebileceği eskiden beri ifade edilmektedir. İhmali suçlar da kendi arasında gerçek (saf) ihmali suçlar ve görünüşte (garantörsel) ihmali suçlar olarak ikiye ayrılır. Gerçek ihmali suçlar, Türk ceza hukuku bakımından 5237 sayılı TCK'nın özel hükümler kısmında düzenlenmiştir. Buna karşılık görünüşte ihmali suçlara daha önceki kanunda yer verilmezken yeni TCK'da bunların özel hükümler içerisinde düzenlendiğini görürüz. Görünüşte ihmali suçların kendine özgü bazı yönleri vardır. İhmali davranışın kuramsal olarak açıklanması, teminat yükümlülüğü (garantörlük) kavramının ne olduğunun açıklanması, kaynaklarının ne olduğunun izahı ve ihmali davranışın icrai davranışa denk olması meselesi bunlar arasındadır. Tabiplik ve tababet, tarihin çok eski zamanlarından beri bilinen bir meslek ve uygulama alanıdır. İlerleyen süreç zarfında paternalist tabiplik anlayışı yerini daha eşitlikçi bir ilişkiye bırakmıştır. Kişi özerkliği ve bireyin kendi geleceğini belirleme hakkı kavramlarının yasalarda daha güçlü biçimde vurgulanması bu değişimde rol oynayan mühim faktörlerden biridir. Tıbbi müdahalenin kötü uygulanmasından kaynaklanan zararlı neticeler bakımından sorumluluğun varlığı eski zamanlardan beri söz konusudur. Tabiplerin suç teşkil eden eylemleri gerek Türk Ceza Kanunu gerekse cezai hükümler içeren diğer kanunlar vasıtasıyla tecziye edilebilir. Hukuk kuralları, umumiyetle, kişilere "belirli şekilde davranmama" yükümlülüğü getirir. Bu doğrultuda, "Bir kişiyi öldürmek veya yaralamak", "rızası olmaksızın başka birinin malını almak", "eziyet etmek", "çocuğa cinsel istismarda bulunmak" gibi davranışları yasaklar. Böylesi davranış kurallarına; "yasaklayıcı davranış kuralları" adı verilir. Yasaklayıcı davranış kurallarının ihlal edilmesi durumunda "icrai suçlar" ortaya çıkar. Modern toplumlarda kişilere "belirli şekilde davranma yükümlülüğü" getiren davranış kuralları da vardır ki bunlar "emredici davranış kuralları" olarak adlandırılır. Kişilere "belirli şekilde davranış yükümlülüğü" getiren emredici normların oluşturduğu fiillere ceza hukuku kuramında "ihmali suçlar" denilmektedir. Tez çalışmamızın sınırlarını esas itibariyle tabiplik mesleği dahilinde işlenebilecek belli başlı gerçek ve ihmali suçlar oluşturmaktadır. İlkin ihmali suçlar kuramsal yönleriyle geniş biçimde ele alınmış, tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu koşulları, ülkemizde tababet alanını düzenleyen başlıca mevzuat, savunmacı tıp uygulamaları üzerinde geniş olarak durulmuştur. Tabibin işleyebileceği gerçek ve ihmali suçlar ayrı ayrı başlıklar halinde incelenmiştir. Ötanazi ve bilhassa pasif ötanazi uygulamasının ceza hukuku bakımından yeri, önemi ele alınmış, ihmali suçlar bakımından konu ayrıntılı şekilde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tabip, Ceza hukuku, Sorumluluk, İhmali suç, Savunmacı tıp, ÖtanaziDoctoral Thesis Sosyal kimliğin marka değeri yaratmadaki rolü: Fenerbahçe ve Panathinaikos taraftar grupları karşılaştırması / The role of social identity in creating brand value: A comparison of Fenerbahçe and Panathinaikos fan groups(2023) Avcı, Mustafa SerhatGünümüzde, sporun bireyler için bu denli önemli bir hale geldiği noktada, bireylerde takımlar için son derece önemli bir hale gelmeye başlamışlardır. Kulüplerin, oluşturmaya çalıştıkları marka değerinin en önemli unsurlarından biri taraftarlardır. Taraftarlar, özellikle takım sporlarının, olmazsa olmazı haline gelmişlerdir. Bu noktada taraftar gruplarının takımları için oluşturdukları katma değer, sadece verdikleri destek ve oluşturdukları atmosferle sınırlı kalmamaya başlamıştır. Taraftarların, bir araya geldiklerinde oluşturdukları takım kültürü, sosyal kimliklerinin yansımasıdır. Sosyal kimlik, bireylerin kendilerini üyesi oldukları topluluğun özellikleriyle tanımlamasıdır. Bireyler, üyesi oldukları taraftar gruplarının gösterdikleri pozitif özellikleri, kendilerini toplum içerisinde ifade etmek için kullanırlar. Günümüzde birçok taraftar grubu, sergiledikleri performanslarla, takımları kadar bilinirlik kazanmışlardır. Öyle ki bu taraftar grupları, sosyal kimlikleri üzerinden, takım sporcularına ve yöneticilerine de baskın özelliklerini benimsemelerini ve saha içi-saha dışı her yerde göstermelerini beklemektedirler. Taraftarların, sadece takımlar için değil seyirciler içinde ne kadar önemli olduklarını Covid19 süreci boyunca taraftarsız oynanan maçlarda görülmüştür. Bu süreçte kulüplerin müsabakaları TV veya internet ortamında taraftarları ile buluşturma çabaları umulduğu gibi sonuçlar vermedi. Kulüplerin yaratmış oldukları marka değerleri, markalarını en iyi şekilde temsil eden ve destekleyen taraftar grupları ile yükselişe geçebilir. Bu çalışmada Fenerbahçe ve Panathinaikos basketbol taraftar gruplarının, sosyal kimliklerinin takımlarının marka değerlerine olan etkisini ölçmek amaçlanmıştır. Bu nedenle her iki kulüpten de 250'şer olmak üzere toplamda 500 taraftara anket çalışması uygulanmıştır. Ankette, Watkins (2014)'in daha önce yapılmış olan çalışmalarda kullanılan ölçekleri harmanlayarak ortaya çıkarmış olduğu ölçek kullanılmıştır. Ölçek temelde SIBE modelinden yola çıkarak oluşturulmuştur. Anket sonucunda elde edilen veriler IBM SPPS 25.0 paket programına aktarılmış, tasnif ve analiz edilmiştir. Araştırmanın hipotezlerinde regresyon analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda, taraftarların sosyal kimliklerinin marka değeri yaratmada önemli bir rolü olduğu ortaya çıkmıştır. Taraftarların, tribünlerde veya TV karşısında yerlerini almaları ve takımlarına destek vermeleri, kulüplerin görünürlülüğünü ve bilinirliğini olumlu yönde etkilemektedir. Covid 19 salgın dönemi bu durumu açıklamak için en önemli örneklerden biridir. Bu dönemde spor kulüpleri, gelirlerinde çok büyük düşüşler yaşamışlardır ve taraftarsız oynana müsabakalar her ne kadar ek çalışmalarla ilgi odağı haline getirilmeye çalışılsada başarılı olunamamıştır. Taraftarlar, spor müsabakalarının en önemli ve ayrılmaz parçasıdır.Doctoral Thesis Kurum girişimciliğinin işletmelerin finansal sonuçlarına etkisi: BİST imalat sektörü örneği(2023) Erman, HalilÖrgütler kâr amacı güderek faaliyetlerine devam ederken kendilerini çevreleyen ortamlarda ve pek çok belirsizlik içinde rekabet avantajı yakalamaya çalışırlar. Bu çabaların belirli bir performans hedefine yönelik olarak gerçekleşmesini sağlayacak olgulardan biri olan kurum girişimciliği, en az kırk yıldır, fırsatların belirlenerek değerlendirilmesi sonucu sürdürülebilir bir rekabet avantajı oluşturulması, yeni fikirler, iş modelleri ve büyüme beklentileri yaratma ile işletmenin verimliliğini, büyümesini geliştirmek için çok önemli bir araç olarak literatürde geniş bir şekilde incelenmektedir. Tıpkı bireysel girişimciliğin ekonominin lokomotifi olarak kabul edilmesi gibi kurum girişimciliği de örgütlere pek çok yönden fayda sağlayacağı düşüncesi ile teorik ve deneysel araştırmaların neticesinde tavsiye edilmektedir. Ancak bu araştırmaların pek azı kurum girişimciliğinin finansal sonuçlara olan etkisini nesnel bir şekilde değerlendirmiştir. Bu çerçevede bu çalışmada BİST'te listelenen 192 imalat işletmesinden kurum girişimcisi olarak değerlendirilenlerin bu faaliyetlerinin finansal sonuçlarına olan etkisi ile kurum girişimcisi olmayanlar ile finansal sonuç farklılıkları, 2011-2020 yıllarını kapsayan dönemde boylamsal bir desende incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kurum girişimcisi işletmelerin finansal performansları, olmayanlar ile olumlu yönde ve anlamlı olarak farklıdır. Bu sonuçlara göre kurum girişimcisi işletmelerin öz kaynak kârlılıkları üç, beş ve dokuz yıllık dönemlerde kurum girişimcisi olmayanlara göre daha yüksektir. Ancak Ar-Ge harcamaları yapan işletmeler ile yapmayanların öz kaynak kârlılıkları ortalamaları arasında kısa, orta ve uzun dönemde anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Diğer taraftan, kurum girişimciliğinin işletmelerin öz kaynak kârlılığı üzerinde olumlu ve anlamlı etkisi bulunmasına rağmen bu ilişkide işletmenin teknoloji seviyesinin anlamlı bir rolünün olmadığı ortaya çıkmıştır.Doctoral Thesis Polar coded communication system design(2021) Genç, Fatih2008 yılında performansı matematiksel olarak kanıtlanmış tek kanal kodları olan polar kodlar Arıkan tarafından tanıtılmıştır. Kutup kodlarının tanıtılması, kodlama toplumunda bir kilometre taşıydı. Polar kodların yüksek hızlarda uygulanması, özellikle FPGA gibi yüksek hızlı ve paralel işlem IC'lerinin kullanıldığı 5G gibi iletişim sistemlerinde kritik öneme sahiptir. FPGA teknolojisinde algoritmanın entegre çipte ne kadar yer kapladığı kritik öneme sahiptir. Algoritmanın kapladığı alan, FPGA'nın enerji kullanımı ve işlemin gecikmesi ile doğru orantılıdır. Bu tezde, daha az donanım uygulama alanı kaplayan bir kutupsal kodlama yöntemi öneriyoruz. Yenilikçi polar kodlama şeması ile kullanılan uygulama alanı dikkate alındığında FPGA uygulamaları için gözle görülür bir avantaj sağlandığı görülmektedir. Bu tezde ayrıca pilot tabanlı kanal tahmini ve eşitleme yöntemleri ile polar kodların performansını da analiz ediyoruz. Kutupsal kodların donmuş bitlerini kullanarak, iletişim kanallarının darbe ve frekans yanıtları tahmin edilebilir. Tahmin ve eşitleyici yöntemlerden en küçük kareler ve minimum ortalama kareler (MMSE) yöntemleri kullanılmaktadır. Dondurulmuş bitlerin kullanılması, alıcıdaki hem işlem hızının hem de veri hızının aynı anda arttırılmasında bir avantaj sağlar. Bunun nedeni, kanal tahmini ve eşitleme için iletişim protokolünde farklı paket yapılarına ve işlemlere gerek olmamasıdır. Anahtar Kelimeler: Kutup kodları, hata düzeltme, kanal kestirimi, kanal eşleştirme, FPGA, kod optimizasyonu, ardışık giderim algoritması

